Bu hafta da pek çok mesaj geldi. Bunlar içinde polis ve tekbirle ilgili olanlarını yayınlamıyorum. Hafta içinde sadece eleştiri içerikli mesajları koymuş, destek mesajlarına yer vermemiştim. Ondan sonra yağmur gibi yeni mesajlar geldi, yüzde 90'ı destek veriyordu. Ancak onları koymuyorum. Bu arada pek çok okurdan yeni yıl mesajları aldım. Teknolojinin nimetlerinden yararlanarak inanılmaz güzellikte hareketli yılbaşı ve bayram kartları hazırlayan okurlar var. Hepsine çok teşekkür ederim.
Şimdi gelin mesajları birlikte okuyalım:
* Ülkemizin en güzel bölgesi Karadeniz'in otoyol nedeniyle yok oluşunu gelip görmek, tarihe not düşmek sizin görevinizdir.
*19 yıl okumuş, 15 yıl bilimsel çalışma yapan, 34 yıl emek vermiş bir yardımcı doçent doktorun ayda 350 milyon lira maaş aldığını duyurur musunuz?
* Neden Süleyman Demirel'in üzerine gitmekten korkuyorsunuz? Turgut Özal'a yüklendiğiniz kadar ona da yüklenin, ama nerdeee, korkuyorsunuz.
*Bu belalar memlekete az bile. Allah eziyet edenleri sevmez diye ayet var, bu memlekette herkes birbirine eziyet ediyor.
* Bitlis'te avukatım. Telekom'un loğar kapağına bakım yapmaması nedeniyle yoldan geçenlerin ölmesi üzerine dava açtık, kazandık, şu anda Yargıtay'da. Bunu mutlaka duyurun.
* İstanbul'un en güzide Kebapçısı Kaşıbeyaz'a iftara gittik. Çantamız çalındı. Aynı gün üç çanta daha çalınmış. Ama Kaşıbeyaz'ın sahip ve yöneticileri çok duyarsız davrandı. En azından önlem almaları gerek.
* Kayıp kızını arayan bir babayım. Bir Web sitesi hazırlardım, konuyla ilgili bilgiler bu sitede var, yardım edin: https://www.4eksi1.com/neredesin
* Halk Bankası esnaf kredileri kapalı. Can çekişiyoruz, desteğe ihtiyacımız var, bu krediler ne zaman açılacak?
* İsmini vermeyen sahte muhalefete yüz vermeyin. Güvenirsiniz, arkanıza bakınca bir tanesi bile yoktur.
* Valla Can abi ben ne senin yazılarını okurum, ne de hayranınım. Ama şans ya benim mailimi de yayınlarsın diye bir mail attım. Haydi kendine iyi bak.
* Yarışmaların telefonları bırakın çalmayı hiç düşmüyor. Üstelik kontenjanları da çok az, 5 dakikada doluyor.
* Herkes gösteri yaparak ya da başka şekilde sesini duyuruyor. Ama hiç sesi çıkmayan bir kesim var. Türk Silahlı Kuvvetleri personeli olarak bizler sesimizi hiç çıkaramıyoruz.
* Milli Eğitim Bakanlığı'nın yapacağı 3. atamayı bekliyoruz. 3 Kasım'da yapılacağı söylendi, 5 bin 500 genç bunu bekliyor. Genç insanların duygularıyla oynamak bu kadar kolay mı?
*Türkiye'nin sorunu bakanlar değil parti liderleri. 10 bakan değiştirilse ne farkeder? Onlar güçlerini Siyasi Partiler Yasası'ndan alıyor.
* www.uefa.com adresinin teams and clubs bölümünde Fenerbahçe'nin resmi yok, ama Galatasaray'ın resmi var. Bunu üzüntüyle karşılıyorum.
* Sevgili başbakanımızı esefle dinledim, kendisine oy verdiğim güne lanet yağdırıyorum. Bu halk onun dediği gibi affı desteklemiyor.
* Ölüm oruçlarıyla ilgili "devlet yine kazandı" demişsiniz. Hayır devlet yine kaybetti. Devlet herkesi kandırdı ve Türkiye'ye itibar kaybettirdi.
* Baba eleştiriye açık olman hoş da, sen kendine yazar diyebiliyor musun yaa, alıştın tabi klasik üslüba, hadi bunu da yayınla görelim. O kadar eleştiriye açık olmak yürek ister, sende var mı?
* 21 Aralık'ta Ağırlığınca Altın'da Lorca'ya ait Yerma ve Bernarda Alba'nın Evi adlı oyunlar İenesco'nun gibi gösterildi. Yanlışı düzeltsinler.
* Kendini yakacak kadar gözü kara insanları kurtarmak mantıklı bir davranış mı? Belki bana kızacaklar ama böyle zayıf karakterli kişilerin toplumda barınmasını doğru bulmuyorum.
*Spor yazarları hala o çağdışı kalmış çubuklu Fenerbahçe formasını neden istiyorlar anlamıyorum. O uyduruk, uğursuz formadan bütün Fenerbahçeliler bıktı artık.
* Af kararını kınıyorum. F tipini destekliyorum. F tipi cezaevlerinde mahkumlara iş yaptırılmalı, kazanılan parayla mahkumların temel ihtiyaçları karşılanmalı.. Sezer'i de kutluyorum.
* Ne zaman yazını okusam içimden küfretmek geliyor. Görüşlerin, düşüncelerin senin olmadığını biliyorum. Bu sefer de Vural Savaş ile hakettin bunları. İnşallah dilin tutulur, elin kırılır.
* Yazılarınızın ve haberlerdeki yorumlarınızın hayranıyım. Olumsuz eleştirilere sakın kulak asmayın.
* Ölüm orucuna müdahaleye karşı çıkılması kafamı karıştırdı. Ölüm orucu ötanazi değil mi? Oysa ötanazi kanunla yasak. O zaman müdahale edelim mi etmeyelim mi tartışması zaten saçma.
*En çok sizi ve Çetin Altan'ı okuyorum. Ama Çetin Bey 3-4 haftadır neredeyse hergün aynı yazıları yazıyor. Bu kaliteli yazarın yazacağı başka konular yok mu acaba?
* Artık televizyon seyretmiyorum, çünkü hapishanelerle ilgili haberlerden bıktım. Bütün basın halkın sadece bu olaylarla ilgili olduğunu mu sanıyor yoksa?
* Fenerbahçe hakkındaki yazılarının arkasında durduğun için tebrik ediyorum. Galatasaray ve diğer takımlar için biraz daha kırıcı olabilirsin.
* 22 Aralık'ta hükümeti demokrasi adına eleştirmişsiniz. Prensipte haklısınız ama pratikte haksızsınız. İlk kez tam anlamıyla olmasa da tartışma ve beraber karar alma süzgecinden geçen bir hükümetiniz var.
* Her zaman her yerde en büyük Kartal.
* Cezaevleri ile ilgili yazınız F tipinin ne kadar gerekli olduğunun kanıtıdır.
* Fenerbahçe için Türkiye'nin en büyük takımını laubalilikler yıkıyor diyorsunuz. En büyük ünvanını neye dayandırarak yazabiliyorsunuz?
* Doğu'da 400 bin şekerli çocuğu yeni öğrendiğinizi yazıyorsunuz. Doğu'yu bir hayvanat bahçesi gibi görmezseniz gerçekleri daha önceden öğrenirsiniz.
* Milli Mutabakat Hükümeti'nin imkansız olduğunu bildiğin halde Meclis'de konuşuluyor diye yazıyorsunuz. Milletin kafasını bunlarla niçin karıştırıyorsunuz?
* Devletin ölüm orucuna yatanlarla anlaşmaya çalışmasını eleştiriyorsunuz. Nuriş'le anlaşınca devlet küçülmüyor mu peki?
* İstanbul Belediyesi 25 bin öğrenciyle burs veriyor. Ama bunu ihtiyaç sahipleri değil Fazilet'e yakın olanlar alıyor. Bu rezaleti mutlaka duyurun.
* Çocuk filmlerini hep geç saate koyuyorlar, çok kızıyorum, bu haksızlık, izleyemiyoruz, daha erken saate koysunlar.
* Küçükken yüksek mevkii sahibi bir politikacı olmak isterdim. İyi ki olmamışım, çok alçalırmışım.
* Trafik Sigortamı yenilemek için 4. Levent Ziraat Bankası'ndaki Başak Sigorta'ya gittim. Poliçe yok diyerek sigortamı yapmadılar. Yabancı ortaklı özel bir şirkete yaptırdım. Devlet niçin böyle?
*Ecevit "Birileri düğmeye basmış olabilir" derken, düğmeye kendisinin basmış olabileceğini düşünüyor mu acaba?
* Malatya ile ilgili yazınızda eski ve yeni belediye başkanlarını karşılaştırıyor ve eskisinin daha çok iş yaptığını söylüyorsunuz. Bu yanlış izlenim, siz gerçek halkla konuşmamışsınız Malatya'da.
* Vural Savaş için yazdıklarınızdan ötürü kutluyorum. Ama etrafınıza bakın, köşe yazarlarının yarısı da Vural Savaş gibi düşünmüyor mu?
* Çevik Paşa, Yekta Güngör Özden ve Vural Savaş'ın kuracağı partiye tüm oyların akacağını yazıyor İsmet Solak. Şaşarım, bunlar Anadolu'ya hiç gelmemiş anlaşılan. Kursunlar da boylarının ölçüsünü alsınlar.
* Vural Savaş'a bu kadar akıl almaz bir şekilde saldırmanızı anlayamadım.
Ancak kimse o araç sahiplerini suçlayamaz, çünkü bu devletin sağladığı bir olanaktı üstelik devlet LPG'yi teşvik bile etmişti.
Sonra bazı tepkiler yüzünden herşey tersine döndürüldü. LPG'ye de vergiler eklendi, benzinle aynı fiyata getirildi. Ama devlet bununla da yetinmedi şimdi LPG'li araçlara olağanüstü vergi koydu.
Böylelikle ister zengin ister fakir herkes bir kere daha anladı ki, bu ülkede devlete güvenmek ona göre yatırım yapmak hep hüsranla biter. Devlete güvenip milyarlık araçlarını LPG'ye çevirenlere geçmiş olsun.
Kredi kartına kimlik neden sorulur?
Eskiden de vardı ama, son zamanlarda kredi kartı ile alışveriş yapıldığında dükkan sahipleri "Hüviyetinizi görebilir miyim?" diye daha sık soruyorlar. Neden?
Buna "Efendim kart çalıntı olabilir" cevabını alıyorsunuz. Herhalde dünyanın hiç bir yerinde dükkan sahiplerinin böylesine gönüllü polislik yaptığı görülmemiştir. Çünkü kredi kartı makinadan geçirildikten ve onay alındıktan sonra dükkan sahiplerinin hiç bir kaybı olmaz. Bankalar kart sliplerini getiren her müşteriye ödeme yapmak zorunda. Zaten kredi kartının özelliği bu.
Ancak bizde bazı bankalar çalıntı kredi kartlarından yapılan harcamaları dükkan sahiplerine ödemek istemiyormuş. Bunun için de "Hüviyetini görmeden kart kullandırmayın" diyorlarmış. Yani banka adına bedava güvenlik sistemi kuruluyor böylelikle. Oysa bankalar kredi kartı dağıtırken hem güvenlik sistemi kurmak hem de riskleri üstlenmek zorunda.
Burada işin ilginç yanı, kendilerinden "hüviyet istenen" vatandaşların kuzu kuzu çıkarıp hüviyetlerini göstermeleri.
"Ne var bunda?" diyor herkes, aslında var. En azından kimi zaman milyonlarca liralık alışveriş yaptığınız bir işyerinin kasasında oturan genç bir kız size "suçlu muamelesi" yapmış oluyor farkında olmadan.
Ancak Türkiye'de bunlara çok alışıldı. Üzerimizde otoritenin öyle bir baskısı var ki "Nasıl olsa ben suçlu değilim, bari bir an önce kurtulayım" fikri ağır basıyor.
İşte bu yüzden insan hakları kavramını anlamıyor, devletin bazı görevlilerinin yasadışı işlere kalkışmasını bize zarar vermediği sürece onaylamaktan çekinmiyoruz.
*"Ölüm orucu yapana müdahele etmem" demek nasıl bir duygu?
* Bir insanın ölümünü izlemek zevk mi veriyor?
* Bunun adı doktorluk mu oluyor?
* Doktorlar müdahale etmeme kararını kendileri mi veriyor?
* Yoksa terör örgütlerinin tehditi de söz konusu olabilir mi?
* Ölene müdahele etmeyince demokratik bir tavır mı konmuş oluyor?
* Teröristin arkadaşını yakması demokrasiye ne kadar uyuyor?
* Demokrasi bu kadar ucuz birşey mi?
*Türkiye bu saçmalıkları her gece televizyonlardan izlemek zorunda mı?