Eğer böyle olursa, mallarımı sat, borçlarımı öde! Eğer artanı olursa, üçte biri senin oğlunundur. Eğer eksik kalırsa, o zaman sahibimden yardım iste!
- Sahibin kim, baba?
- Allah...
İki ordu da hemen savaş hazırlığına geçti ve şiddetle birbirlerine girdiler. Büyük bir savaş cereyan etti. Kılıçlar birbirine çarpıyor, etrafa kıvılcımlar saçılıyordu. Oluk gibi Müslüman kanı akıyordu. Ali, oğlu Hasan'ı çağırdı:
- Oğlum! Şüphesiz bizler Allah içiniz. Bundan sonra ne hayır beklenir? Keşke baban bundan 20 yıl önce ölmüş olsaydı. Sonra topluluğa seslendi:
- Ben Ali'yim! Bana Talha ve Zübeyr'i çağırın! Birkaç dakika sonra Talha ve Zübeyr geldiler. Onlara şöyle dedi:
- Atlar, adamlar ve silahlar topladığınızı görüyorum. Acaba yarın Allah'ın huzuruna çıktığınızda arzedebileceğiniz bir özür hazırladınız mı? Allah'dan korkunuz! Ahdini bozanlardan olmayınız! Talha:
- Osman'a karşı olanlar için toplandık.
- Allah onlara, o günde, müstehak oldukları cezalarını elbette verir. Sonra Zübeyr'e döndü:
- Zübeyr! Sana Allah (C.C.) için soruyorum. Hatırlıyor musun? Senin ile filan yerde idik.
(DEVAM EDECEK)