İslam tevhid dinidir. Onun en büyük ve öncelikli hedeflerinden birisi hiç şüphesiz ilahların teaddüdü, yani çokluğu inancını tamamen ortadan kaldırmaktır. Hıristiyanlar, teslis akidesi doğrultusunda üçe (Tanrı-Meryem-İsa), Mecusiler (Ateşe tapanlar) ise ikiye tapmışlardır. Hint milletlerinin inançları da bunlara yakındır.
Hintliler; Allah'a ait en önemli sıfat ve özelliklerin; yaratmak, yaşatmak ve öldürmek olduğu görüşünü benimseyip bunlara karşılık Brahma, Bişen ve Behiş isimlerini icat ederek bunları esas kabul etmişlerdir. Mecusilere gelince; onlar da dünyadaki bütün fiil ve hareketlerin birer çelişki oluşturduğunu kabul ederek, alemdeki aydınlık ve karanlık, yükseklik ve alçaklık, sağ ve sol, yumuşaklık ve sertlik, gece ve gündüz, hayır ve şer, birlik ve çokluk, gurur ve tevavuz, doğruluk ve eğrilik gibi zıtlıklardan hareketle bunları tek Allah'ın yaratamayacağını iddia ederek; iki ilaha inanmışlardır.
İnsanın hem dünya ve hem de ahirette mutluluğunu hedefleyen Kuran-ı Kerim, yukarıda belirtilen şirkin her çeşidini tamamen reddetmiştir. Mecusiler, aynı Allah'ın hem hayrın, yani güzelliğin hem de şerrin, yani kötülüğün yaratıcısı olamayacağını iddia ederek hayrın yaratıcısına "Yezdan", şerrin yaratıcısına da "Ehremen" diyerek şirke sapmışlardır.
Nitekim İslam'a göre bizim hayır ve şer dediğimiz şeylerin bu nitelikleri insanın kullanışlarına bağlıdır. Yoksa şirke sapanların iddia ettikleri gibi; o şeyler bizatihi ne hayırdır, ne de şerdir. Mesela insan hayatının idamesinde en önemli dört unsurdan birisi olan ateş, esası itibariyle ne hayırdır ne de şerdir. Yani dünyada mutlak hayır ve mutlak şer olan birşey yoktur. Onun için Kuran, şerri Allah'a nispet etmez, insana nispet eder. Bu konuda Cenab-ı Hakk'ın mesajı şu ayette açıklanmıştır:
"Başkalarının başına iki mislini getirdiğiniz bir bela kendi başınıza gelince mi 'Bu nereden?' dediniz. Ey Muhammed, de ki: 'O kendinizdendir.' Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." (Al-i İmran, 165)
Şirkten korunmak için, müşriklik kokusunu taşıyan her şeyden ve her sözden uzak durmak gerekir. Bazı insanların işleri ters gider, yahut işledikleri iş olmazba şeytana lanet okur, onun yüzünden aksiliğe veya zarara uğradığını söyler: Nitekim birinin atı bir taşa çarparak, ürkmüş ve binicisini rahatsız etmiş, binici de şeytana küfretmişti. Hz. Peygamber bu hareketi beğenmeyerek "Şeytana küfretmeyiniz. Zira bu şekilde hareketle onun gururunu kabartırsınız. Ona yapmadığı şeyleri yapmış olmakla övünmek imkânı vermiş olursunuz. Bu gibi hallerde Allah'ın adını anın. O zaman şeytan küçülür ve bir sinek gibi kalır" demiştir. (Ebu Davud)
MEHMET NURİ YILMAZ