H-Alo
Ü-Efendim
H-Alo merhaba. Beni duyabiliyor musunuz?
Ü-Ben sizi duyuyorum. Siz beni duyabiliyor musunuz?
H-Size elden not versem bakabilir misiniz? Yoksa açık mı vereyim?
Ü-Nereden arıyorsunuz. Ahmet'ten mi?
H-Ahmetlerden evet.
Ü-E yani. Yani nasıl, kısa mı uzun mu?
H-Kısa olacak
Ü-Kısa, kodlu alalım o zaman (Yanındakilere) Bir kalem kağıt alabilir miyim arkadaşlar?
H-Henüz hazır değil, eğer bakamayacaksanız kapalı nota, ben açık vereceğim.
Ü-Yalnız siz şöyle iki veya üç dakika sonra bir arayın. Bir abi de gelsin ona sorayım.
H-Tamam tabii tabii...
Ü-Bir dakika kendisi burada vereyim... Tamam verin (Yanındakilere söylenen bu sözden sonra Ümraniye'den bir başka şahıs konuşmaya başlıyor) Kodlu hazır değil.
H-Duyabiliyor musunuz?
Ü-Evet duyabiliyorum sizi... Kodlu mu vereceksiniz?
H: Eğer bakabilecekseniz kodlu vereceğim, bakamayacaksanız açık vereceğim.
Ü-Açık verirseniz daha iyi olur, bakamayız.
H-Tamam o zaman, şöyle diyoruz: Feda eylemi olmasın artık ama direniş tabii ki devam eder.
Ü-Anladım.
H-Anladınız değil mi? Tamam bu kadar
Ü-Görüşürüz...