kapat

23.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


"Cinayeti kör bir kayıkçı gördü"

Ben görmedim, siz görmediniz, görmedik hiçbirimiz...

Sessiz sedasız kayıp gitti ellerimizden...

Yorgun ve sitemli...

Çok da üzülmedik ölene ve gidene...

Çünkü onu biz öldürdük...

Tanıksız öldü...

Sadece kör bir kayıkçı gördü.

Ne cinayeti mi?

Anlatayım...

Bu yıl zamanım olmadı.

Gelecek yıl bir televizyon programı yapacağım.

Program 1 Ocak'taki çekimlerle başlayacak, 31 Aralık'ta sona erecek. Sonra filmi makineye takacağız. Geriye sararak oynatacağız.

Hiçbir söz söylemeden oturup seyredeceğiz.

Filistin'de, orada, burada, savaşın kurşunları kanlı bedenlerden çekilip geri gidecek namlusuna. Cezaevlerinin kapısı açılacak, çıkacak girenler dışarı.

Ölümüne gözyaşı döktüklerimiz, açacak gözlerini. Ve bizim gözyaşlarımız ufalıp kaybolacak.

Bakanlar, başbakanlar imzalarını geri çekecekler beyaz kâğıtlardan.

Eski kararlar ve eski kanunlarla yaşayacağız hayatı. Eski fiyatından çalışacak elektrik sayacı.

Ama, o kadar sevinmeyin geriye sayan zamana.

Düşünün ki, doğacak çocuk doğmayacak.

Geri alacağız nikâh defterindeki imzamızı.

İlk buse uçup gidecek rüzgârla..

Şampiyonluk getiren gol çıkacak kaleden dışarı.

'Loog' diye oturacağız heveslerimizin kırıldığı tribünlere.

Diplomamız rulosundan açılıp düz beyaz kağıda ve bir ağaç gövdesine dönüşecek sonunda.

Ödülsüz ve alkışsız kalacak başarılarımız.

Kahramanlarımız, kahramanlıklarını yaşamayacaklar bir daha...

Evet, kimine yitirdiklerini getirmenin bayram sevincini, kimine kazandıklarını yitirmenin düş kırıklığını yaşatırdı geriye dönen film kareleri.

Ne var ki, film bittiğinde, koltuklarımızdan kalkarken ortak bir söz dökülürdü dudaklarımızdan:

"Ne filmdi ama..."

"Ne hayattı," ya da...

***

İyi ki bu yıl zamanım olmamış.

İyi ki 2000 yılında yapmamışım bu programı. Ne kaybedilmiş zaferlerin düş kırıklıkları, ne kazanılmış yenilgilerin sevinci. Hiçbiri yok karelerde.

Bu yazıyı 356'ncı günde yazıyorum. Geriye kalan 9 güne yüzyılın ihtilalleri sığarsa bilemem.

Her birimizin insan öyküleri gökkuşağı kadar renkli olabilir.

Ama ne dünyanın, ne de Türkiye'nin bir yıllık serüveni gişe rekorları kıracak bir film senaryosuna benzemiyor, ne yazık ki...

Nasıl da aralarda derelerde bir yıl geçirdik. Nasıl da gri...

Yılın olaylarını ve yılın adamlarını seçerken zorlandı kalemlerimiz.

Hani nerede, asrın muhafazakâr, ürkek ve çekingen sükunetini altüst eden 'fikriyat' isyanları...

Hani nerede o isyan ırmağını, umut okyanuslarına çağlayanlar gibi akıtan 'yeryüzü kahramanları...'

Film geriye sarılsa, hangi başbakanlık imzasının ortadan kalkması yeislere sürükler, ya da sevinçlere gark eder bizi?..

Filistin'de geriye çekilse bu yılın kanları, defne dalları mı süsler işgal topraklarını?

Evet, iyi ki çekmemişim bu filmi bu yıl...

Çünkü biz bu yılı, kendi ellerimizle öldürdük. Ne var ki, kaybettiğimiz umudumuz değildir. Sadece umudu sırtında koşar adım taşıyacak günleri, bozuk para gibi harcadık.

'Fikriyat isyanlarını' ve 'isyan kahramanlarını' yaratamadık. Cinayetin de faili meçhul değildir. Ancak tanığı yoktur. Ölen sessizce ve fark edilmeden ölmüştür. Onun içindir ki, Attila İlhan'ın şiirinde olduğu gibi 'yalnızca kör bir kayıkçı görmüştür'...

Belki de debelenmelerle ve gel-gitlerle giden yıl, büyük devinimlerle gelecek kararlı bir yılın ve yılların habercisidir. Mutlaka öyledir. Ne de olsa yeni binyıl müthiş ümitler vaat ediyor.

***

Belki birileri hatırlamıştır...

Yukarıdaki yazıyı tam tamına altı yıl önce kaleme almıştım...

Yine bir yıl sonunda... Yine sulu kar serpiştiriyordu dışarda...

Sadece birkaç rakam ve birkaç sözcüğü değiştirerek altı yıl sonra aynen alıyorum bu köşeye...

Ne hazin!..

Yazı hiç iğreti durmuyor altı yılın sonunda!..

Keşke, kör kayıkçı hiç görmeseydi yılın katlini...

Ve biz başka yazılar yazabilseydik keşke.

Başka alın yazılarının nehir yataklarında...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır