kapat

23.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Veryansın siyaseti

Bizim demokrasi tarihimiz özünde, kafa tutmayı siyaset sanan kabadayılık merakının özetidir.

Elli yıl önce bu üsluba politika amatörlüğü denirdi. Siyasetin zamanla olgunlaşacağını ve gerçek demokrasiye ulaşacağımızı hayal ederdik. Elli yılda üç ihtilal geçirince demokrasi ve siyaset, olgunlaşmak yerine "profesyonelleşti". Siyasette profosyenellik artık, hizmetin değil; çıkarın simgesi oldu.

Bütçe görüşmeleri tamamlandı. Cılız sesli bir diklenme vodvili daha izledik. Muhalefet sadece yakınan, sadece veriştiren üslup ile güya Türkiye konularını tartıştı. Çözüm üreten katkısı yoktu. Hükümetin kafasında da bütçe değil, af yasası vardı. Toplum odaklı dinamik siyaset üretilmezse kriz siyasette değil, ülkede ortaya çıkar. İşte son örnek.

***

Af yasası, kılına dokunulmadan tekrar çıkarıldı. 125 yıllık parlamenter geleneğimizde ve 80 yıllık Cumhuriyet Meclisimiz'de üç kez çıkartılan tek kanun budur.

Birincisini Demirel, ikincisini Sezer geri çevirmişti. İkisinde de toplum vicdanının haklı ve ısrarlı baskısı vardı. İkisinin de geri çevrilişi, hukuki yorum isabetiyle değil, toplumun adalet ahlakıyla kabul gördü.

Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı, bu yasayı imzalamak zorundaydı ve imzaladı.

Pekiyi ya imzalamasaydı ne olurdu?

Bunun hiç bir müeyyidesi yok... İmzalamasaydı Türk Anayasa Hukuku, kabak gibi ortada kalırdı.

***

Af yasası telaşı sona erdi. Artık önemli bir tartışmayı başlatabiliriz...

Cumhurbaşkanı'nın geri gönderme gerekçesinin, her zaman Anayasa'ya en uygun hukuk isabeti olduğu iddia edilebilir mi? Hayır!...

Düşünün ki, geri çevrilen yasayı Meclis, aynen çıkarırsa Cumhurbaşkanı'nın hukuk tartışması bile yapma imkânı kalmıyor.

Cumhurbaşkanı yasayı imzalayıp yürürlüğe koydu; böylece Meclis'in geri çevirdiği Anayasa yorumunun daha doğru olduğunu güya kabul etti. Af yasasını eğer Anayasa Mahkemesi'ne götürseydi, bu kez, kendi iade gerekçesinin yargılanmasına rıza göstermiş olacaktı...

Çözüm diye üretilen bu yöntem, aslında hukuk sorunu yaratıyor. Çünkü, Meclis'in sürekli Anayasa'yı ihlal edeceği ve Cumhurbaşkanı'nın sürekli Anayasa'yı koruyacağı varsayılıyor. Oysa her ikisi de göreve ancak Anayasa bağlılık yemini ile başlayabilmekte... Yani Anayasa'ya sadakatte iki tarafın tartışılmaz eşitliği var.

Öyleyse taraflardan birinin üstünlüğü nereden kaynaklanıyor?

***

Meclis ile Cumhurbaşkanı, bir yasa konusunda çatışırsa, hangisinin yorumunun Anayasa'ya daha uygun olduğunu kim belirleyecek? Son af çatışması, bu boşluğu gündeme getirdi.

Meclis'in, Cumhurbaşkanı'nın kararlarının hukuki isabetini tartışmak için yargıya gitme hakkı olabilir mi?

Örneğin, Cumhurbaşkanı bir yasayı geri gönderdiğinde, Meclis, (mesela başkanı aracılığı ile) geri gönderme gerekçesinin Anayasa'ya uygunluğunun yargılanmasını Anayasa Mahkemesi'nden isteyebilir mi?

Çünkü Cumhurbaşkanı, Meclis'in yasada ısrar gerekçesini Anayasa Mahkemesi'ne götürebiliyor.

***

Anayasa Mahkemesi, sadece yasama organı ile Anayasa arasındaki çatışmayı ortadan kaldırabiliyor. Peki Cumhurbaşkanı ile Anayasa arasındaki çatışmanın giderilmesi nasıl olacak?

Hükümet ile Cumhurbaşkanı arasındaki Anayasa yorum farkına devlet krizi denemez; ama yorum farkının hukuk krizi yarattığı da görmezlikten gelinemez. Böyle bir çatışmanın çözümü için maalesef bir Anayasal organımız yok...

***

Kapsam genişleyeceği endişesiyle Cumhurbaşkanı'nın Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyeceği söyleniyor. Eğer doğruysa bu takdirde Cumhurbaşkanı'nın iade gerekçesindeki Anayasal eşitlik kavramı hukuk gündemini zorlayacak.

Cumhurbaşkanı af yasasını Anayasa Mahkemesi'ne götürseydi ve yasa iptal edilseydi, Meclis, sadece kararla değil; aynı zamanda mahkemenin gerekçesiyle de kendini bağlı sayacaktı. Yani yasama erki, milletin seçtiklerinin iradesiyle değil, atanmış yargıçlar iradesiyle belirlenecekti. Açıkçası Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesi bir tür Anayasa olacaktı.

Böyle bir hukuk tarifinde parlamentonun, cumhurbaşkanın ve hükümetin Anayasa'ya temas eden kararlarında uyum sağlanacağı söylenebilir mi?

Şu af yasasını fırsat bilip, bu sorunları bir kere daha düşünsek fena mı olur?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır