kapat

23.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Teknoloji kırk ayak, kırkına vurdum dayak..

Ev kadınlarına hatırlatmak isterim.. Çamaşır makinanız sizden akıllı değil.. Bulaşık makinanız ise sırtınızdan geçinen bir asalak.. Reklamcı milletinin gazına gelmeyin.. Bu aletlere gereğinden fazla önem vermeyin..

Artık "Yılın ev kadını.. Yılın annesi.. Yılın bilmem nesi.." gibi seçmeler yapılmıyor galiba..

Eğer ev işleri kategorisinden seçme yapıp, kazananları gazete vitrinine çıkarma alışkanlığı sürseydi; bu iş kesinlikle bana yarardı.. "Yılın ev kadını" statüsüne yükseltilen ilk erkek olurdum..

Ayrıca ev kadınlığına getirdiğim çağdaş yorumdan dolayı, bana plaket yağdırırlardı..

***

Gerçi ev işlerine getirdiğim çağdaş yorum modern teknoloji ile çelişiyor ama olsun.. Yorum yorumdur..

Bir kere, bulaşık makinası denilen aletin her eve lazım olmadığını ortaya çıkardım.. Bulaşık makinası ihtiyacı tamamen teknolojik bir şartlanma..

Bütün teknolojik şartlanmalar gibi bu meret de evlerimize "kadınca rekabet" sonucu giriyor, sonra da girdiği evin insanını tembelleştiriyor..

İşin kolayını bilmek..

Akşamdan akşama yenecek bir yemek için yedi sekiz tabak, bir o kadar da çatal kaşık için bulaşık makinası çalıştırmak Kaygusuz Abdal'ın şiirine yıllar önce malzeme olmuş.. Şair sanki bulaşık makinası denilen bir şeyin icat edileceğini bilmiş gibi:

- "Eksik avradın kötüsü kapının eşiğine oturu.. İşin kolayını bilmez, yüzünü yıkıp oturu.." demiş..

Benim ilk bulaşık makinam on yaşında.. Kendim almış değilim.. Girdiğim evin demirbaşıydı.. Bir kez heves edip kullandım.. Bulaşık suyu mutfağın içine aktı..

Bu aletin böyle de kötü tarafı var.. Devr-i daim yapan suyu mutlaka doğru bir yere bağlayacaksın.. Bağlamazsan su önce aleti taşırıyor, sonra evin içine akıyor..

Evi temizledikten sonra teknisyen çağırıp boruları doğru bağlattım ama bu sefer de içime "Ya yine taşarsa!" korkusu girdi.. Aleti yıllarca kullanamadım..

Koskoca bir cihazı böyle atıl tutmak ağırıma gittiğinden başka amaçlarla kullanmayı planladım.. "Niye yayık gibi kullanılmasın?" dedim.. Öyle ya.. Aletin telli rafının tam altına gelen yerde bir merdane, merdaneye bağlı bir de pervane gibi birşey var..

Mebzul miktarda yoğurdu bir kavanoza koyup, içine de yeterince su kattıktan sonra pervaneye sabitledim.. Kapağı kapatıp aleti çalıştırdım..

***

Bu bir bilimsel deneme olduğuna göre sonucu şöyle açıklayabiliriz..

Kavanoz, bağlı olduğu pervaneyle birlikte ileri geri dönerken; içindeki yoğurt yeterince çalkalanıyor ama alet aynı anda sıcak suyu devreye soktuğundan malzeme battal oluyor..

Sıcak su, kavanoz içindeki yoğurdu kesiyor.. Eğer kesik yoğurttan yapılma ayran severseniz mesele yok!

Bunun yanı sıra bir kavanoz ayran için litrelerce su gidiyor ki bu da keseye zarar..

Bulaşık makinasını ille de işe yarar bir hale getirmek isteyenler, çamuru bol ıspanağın yıkanmasında kullanabilirler.. Ispanak yıkanırken bol su istediğinden alet sadece bu işe müsait..

Yalnız deterjan kullanmayacaksınız.. Bir de yıkanan ıspanağı hemen oracıkta yiyeceksiniz.. Çünkü sıcak su ile haşlanan sebze uzun dayanmıyor..

Beyaz birinci ama..

Ev işlerine getirdiğim ikinci çağdaş yorum da çamaşır makinasının kullanımı ile ilgili..

Ev kadınlarını bu konuda reklam bombardımanına tutan iletişim araçlarına kulak asarsanız renkliler ile beyazları ayrı ayrı yıkamak lazım..

Beş altı parça renkli, beş altı parça beyaz çamaşırınız varsa ayrı ayrı yıkayacaksınız, size durduk yerde iki iş çıkacak.. İki kat fazla su, iki kat fazla deterjan harcanacak..

Ben bir seferde, hepsini birden yıkıyorum.. Gerçi yardımcım Ülkü Hanım beyazların boyandığını iddia edip, sinirleniyor ama onunki sadece pratik bir takıntı..

Teoride haklı olan benim..

Çünkü bütün renkler beyazdan türeme olduğu için bir arada yıkanmalarında bir sakınca yok.. "Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.." diyen şair Özdemir Asaf'ın kastettiği de bu aslında..

Rahmetli işin teknik ayrıntısına girmemiş.. Onu da ben açıklayayım..

Renkliler genellikle gömlek, tişört gibi dışa giyilen ürünler.. Beyazlar ise iç çamaşırı.. Hal böyle olunca beyazı atan, başka renklerle karışan iç çamaşırı bir sorun yaratmıyor..

Tabii atletinizi gömleğin üzerine giymediğiniz sürece..

***

Beni çamaşır işinde en zorlayan şey yorgan türü şeylerin yıkanmasıydı.. Orta boy aile tipi çamaşır makinasına yorgan sığmıyordu.. Yeni eve taşınırken Akmerkez'e gidip, alt kattaki beyaz eşya mağazalarını birer birer dolaştım..

Kendime bir alet seçtim ki bu kadar olur..

İki katlı.. Boyu rahmetli Filiz Nurullah pehlivandan dört parmak uzun.. Eni de dokuzuncu cumhurbaşkanımızın beli kıvamında.. Alt kat, normal makinaların üç katı çamaşır alıyor.. Üst katta ise dönen tamburası var..

Yıkanan çamaşırı buraya atıp kurutuyorsunuz..

Lakin çamaşırı son santimine kadar kurutacağım diye inat etmemek lazım.. Bu durumda tamburalı kurutma makinasını en az elli dakika çalıştırmak gerekiyor.. Bu da çamaşırları parçalıyor..

Bir kaç tecrübeden sonra çamaşırları otomatik kurutma işinden vazgeçtim.. Üst katı kirli çamaşırları saklamak için kullanmaya başladım, böylece bir naylon sepetten tasarrufum oldu..

Alttaki yıkama bölümü işimi rahat rahat görüyor..

Üstelik çok geniş olduğundan; yorgan yıkarken nevresim çıkarmaya gerek kalmıyor.. İkisini birden alete tıkıp, ikisini birden çıkarıyorum.. Bu sayede çamaşırdan sonra bir de nevresim takma işiyle uğraşmıyorum..

İki temel ev eşyasında durum bu..

Ev işlerine getirdiğim çağdaş yorumlarıma devam edeceğim.. Sırada, ne işe yaradığı belli olmayan kişiliği bozuk mutfak robotu var.. Onunla ilgili önyargılarla da mücadele edeceğim.. Zamanı gelince..

Kıssadan hisse: Teknolojikti rüyası, kırk gün sürdü havası..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır