Türkiye'nin krizi aşmak amacıyla IMF ve Dünya Bankası'ndan beklediği kredilerin kararları çıktı. Yeni yıla umutla girebiliriz.
"Yeni yıl hediyesi"ni Noel Baba getirmedi.
Türkiye bu yardımı, hükümetin istikrar programını uygulamakta gösterdiği kararlılığı takdir ettiği için yaptı.
Demek oluyor ki bir yıldır milletçe katlandığımız fedakârlıkları yapmış olmasaydık son krizin altında ezilecektik.
2001 yılı daha kolay olmayacak.
Hükümetin verdiği ek niyet mektubu önümüzdeki yılın da zor geçeceğini gösteriyor.
Başarı, bankacılık sisteminin disipline alınmasına, devlet savurganlığının önlenmesine, milletçe kemer sıkmamıza ve özelleştirmeleri nazlanmadan hızla yapmamıza bağlı.
Şimdi yeni bir umut ve heyecan lâzım.
Koalisyon, başka bir hükümet alternatifi bulunmamasının rehaveti üstünden atmalıdır.
Bunun yolu da, yorulmuş ve yıpranmış çok sayıda bakanı değiştirip, diri, uyumlu ve liberal politikalara inanmış isimlerle yeni bir hükümet oluşturmaktır.
Son kriz, moral bozucu bir kaza oldu.
Faizler yükselirken ve bankalar sanayicilerden kredi borçlarını hemen ödemelerini isterken bunun üretimi düşürmemesi ve işçi çıkarma sonucu doğurmaması beklenemez.
Dış kredilerin gelişi ile yeni yılın ilk günlerinde para sıkışıklığı mutlaka azalacak. Bu rahatlama faizlerin düşmesini ne kadar etkileyecek?. Bilinmiyor.. Ama yenilenmiş bir hükümetin yaratacağı doping etkisi, mutlaka bu alanda da iyileşme yaratır.
Hükümetin IMF'ye verdiği ek niyet mektubunda çok dikkat çekici bir taahhüt var:
Savunma ödeneklerinden bu yıl yüzde 9 tasarruf yapılacak.
Bu 450 trilyon lira gibi önemli bir rakam.
Genelkurmay'ın savunma harcamalarından fedakârlığa rıza göstermesi örnek bir zihniyet devrimidir ki, tasarrufun getireceği yararı kat kat aşan bir anlam taşımaktadır.
Güçlü orduları ancak güçlü ekonomiler yaratır ve taşır çünkü.
Askerin, ekonomik programa destek için gösterdiği bu duyarlık, partili yandaşlarını KİT'lere doldurmak için yarışan ve egemenlik alanı daralmasın diye özelleştirmeyi baltalayan bakanlara ibret olsun.
Olacak mı acaba?.
Cezaevleri, terör örgütünün "intihar eylemi" sayesinde devlet tarafından geri alındı.
Ama bu arada af da çıkmış oldu. Değil gerekçesi, bahanesi bile kalmayan bir af bu..
İktidar milletten takdir beklemesin. Ama bir teselli yaratma şansı yine de vardır.
O da cezaevlerini yeniden örgüt kampı ve mafya bürosu haline getirecek alışkanlıkların önünü temelli kapatmak..
Ve aynı faciayı tekrar yaşamamak için köprüleri havaya uçurmak.
Bunun yolu, meclisin af çıkarma yetkisine son verecek Anayasa değişikliğini, sıcağı sıcağına hemen yapmaktır.
Tabii, cezaevlerinde yapılacak yanlışların dönüşü olmayan felâketler yaratacağını bilen hükümetlerce yönetilmek ve...
Adalet duygusunu ayağa kaldırmak istiyorsak..