Gece yarısı olunca, İbn-i Sebe'nin uşakları harekete geçtiler. Planlarını uygulamaya koyuldular. Ali'nin askerlerinin arasına dağılıp önlerine geleni boğazlamaya başladılar. Gürültü, vaveylâ ve feryatlar birbirine karışmaya başladı. Uyanan Ali bu hal nedir diye sormaya başladı. Daha önceden Ali'nin yakınında yer tutmuş bir İbn-i Sebe uşağı, onun bu halini görünce bağırdı:
- Aişe'nin askerlerinin aniden saldırısına uğradık. Uyurken bastılar. Bir çoklarımızı kılıçtan geçirdiler.
Bu sefer Ali bağırmaya başladı:
- Ey insanlar! Ey insanlar! Kan dökmekten vazgeçiniz!
Fakat İbn-i Sebe'ciler öldürmeye devam ettiler. Ne olduğunun farkına varmayan Müslümanlar da birbirlerini öldürüyorlardı. Ali tekrar tekrar bağırıyordu:
- Ey insanlar! Ellerinizi Müslüman kanı dökmekten koruyunuz!
Bir kişi de Aişe'ye gitti.
- Yetiş ey anne! Karşıdakiler ancak savaş istiyorlar. Umulur ki, senin vasıtanla Allah aramızı düzeltir.
Aişe da kalktı ve çıkmak için hazırlanmaya başladı.
Zübeyr, oğlu Abdullah'ı yanına çağırdı.
- Bak oğlum! Bugün ya zalim, ya da mazlum öldürülecek. Ben de bugün mazlum olarak öldürüleceğimi zannederim.
(DEVAM EDECEK)