F.Bahçe, Kocaeli karşısında klasikleşmiş futboluyla kazandı yine. Bu sezon F.Bahçe klasiği iyi oynamadan kazanmak herhalde. Kocaeli takım olarak tüm futbol yeteneklerini naftalinleyip rafa koymuşçasına kaybetmemeyi yeğleyen bir görüntü verdi sahada.
F.Bahçe yani kötü savunmayla, orta sahada zaman zaman var, bazen de saman alevi gibi görüntü verirken daha maçın başında Serhat'ın üst üste iki tane mutlak gol kaçırdığını söylemek isterim. Eğer bunlar F.Bahçe'nin lehine skor tabelasına asılsaydı, maçın neticesi çok daha farklı olurdu.
F.Bahçe tenkitlerimizle beraber yoluna devam ediyor. Takımın bana göre ne yaptığını bilen tek futbolcusu Andersson'du. Bu oyuncu hiçbir zaman kaytarmayan, takımını hücumun en ucundaki adam olarak yönlendirmeye çalışan, olumlu işler yapan isimdi dün gece.
Kocaelispor'u F.Bahçe karşısında izlerken üzüldüm. Geçmişini inkar edercesine F.Bahçe'ye teslim olan bir Kocaeli vardı sahada. Nerede o eskilerde kalmış Kocaelispor, nerde bu takım?
F.Bahçe'nin Antalya'daki hazırlık dönemi inanılmaz derecede merak konusudur. Çünkü F.Bahçe farklı kazana kazana buralara kadar geldi ama hep tenkit edildi. İyi futbol oynadığı zaman nasıl meth ediliyorsa tenkit edilmesi de doğal. Ama bu maçtaki gibi, orta sahada sadece Rapajç'e bel bağlarsa işi zor. Yusuf bireysel yeteneklerini yine olumlu kullanamadı. Attığı gol ise onu canlandırır. Savunmadaki zaafiyetler F.Bahçe için iyi sinyaller vermezken, kamp döneminde bu sıkıntıların ortadan kaldırılmalı derim. Kısacası Mustafa Denizli'nin ligin ikinci yarısına bu büyük F.Bahçe'yi iyi hazırlayacağını ümit eder, kusurlu görünen futbolunu da kusursuz hale getirmesini dilerim.
Biraz F.Bahçeli kalem tuttum galiba bu maçta. Ama olsun varsın derim. F.Bahçe'ye, şu sıralarda G.Saraylılar'ın sahip çıktığını gördükten sonra ben de bu maçta sarı-lacivert kalem tutmak istedim.