kapat

23.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Duvarlar yıkıldı, gerçek ortaya çıktı
423 kişi.. Üç gün güvenlik güçlerine teslim olmadı...

Cezaevinin tümü jandarmanın kontrolünde.. Sadece bir salon ve o salonda toplanan 423 kişi..

Ellerinde silahları, mutfak tüplerinden yapılma ateş püskürtme makineleri ve kesici aletleriyle beklediler.

Teslim olsalar ne olacak? İnfaz mı edilecekler?

Hayır.. Bir başka cezaevine; Sincan'a, Gebze'ye, Eskişehir'e gönderilecekler. Kendileri üç kişilik, liderleri tek kişilik koğuşa girecek..

Gitmemek için her şeyi, en başta ölümü göze alarak direniyorlar..

Direniyorlar da şansları var mı?

Yok.. Sığındıkları salonda üst üste, alt alta yıllarca yaşayamazlar.

Dışarı çıkmak zorundalar. Ama çıkmıyorlar.. Büyük çoğunluğu çıkmak istiyor ama çıkartmıyolar. Örgüt korkusundan direniyorlar. Direndikçe dehşetin boyutları artıyor. Dehşetin boyutları arttıkça korkuları büyüyor.

423 kişi.. Hepsi eli kanlı katil, cani değil ya? Hepsi şiddete sevdalı, terörizmle evli kişiler değil ya?

Hepsi yaşamak için gıdalarını ölümden alan kişiler değil ya?

Ama hepsi aynı kaderi paylaşıyor. Dün, örgüt "Ölüm orucu tut" dedi. Bugün, "Diren" diyor; "Kendini yak" diyor.

Sonunda zemberek boşaldı. Önce 70 mahkum bir yolunu buldu, kaçtı.. Sonra tümü.. 423'ü de teslim oldu.. Kabus bitti..

Örgütün elinden kurtulanlar, tahliye olmuş mahkum gibi sevinç gözyaşları döktüler. Hayata geri dönmüşlerdi.

***

"Eylemciden de kader kurbanı olur" dedik.. Belki de "gerçek kader kurbanları onlardır" dedik. Haksız değilmişiz. İnandığı örgüt uğruna eylem yapan, belki bildiri dağıttığı, belki afiş astığı için cezaevine düşen genç insanlar şimdi örgütten kurtulmanın sevincini yaşıyor..

Bu gençler sokakta, örgütün hücre evlerinde tutsak değil. Bu insanlar islah olmaları için konulan cezaevlerinde örgütün kölesi olmuşlar. Yaşamak için buna mecbur kalmışlar.

İnanıyorum ki; çoğu pişmandır. Dört duvar arasında yaptıkları insanlık muhasebesinde terörizmle, şiddetle demokrasinin birbirine düşman kavramlar olduğunu anlamışlardır..

Şimdi herbiri belki bizden daha fazla şiddete, teröre lanet okuyordur.

***

Duvarlar yıkıldı, gerçekler ortaya çıktı. Dört duvar arasında terörü alkışlamak, terörü yüceltmek, ölümü kutsamak yaşam tarzı olarak konulmuş önlerine.. Başka bir hak tanınmamış.. Bir afiş, bir bildiri ömür boyu çekecekleri ızdırabın vizesi olmuş..

Madem duvarlar yıkıldı. Çekinmeyelim, her şeyi açık açık konuşalım..

Soruyorum; bu gençlerin yıllardır bu koşullarda yaşamasından, sabah akşam şiddetle, kanla, ölümle beslenmesinden sadece örgütler, o örgütlerin lider kadroları mı suçlu?.

Devlet çok mu masum? Her cezaevinde her örgütün koğuşu ayrı. Her örgüt kendine derebeylikler kurmuş. Buna izin veren kim?

Türkiye'yi işin kolaycılığına kaçma alışkanlığı bu noktaya getirmedi mi?

Aman cezaevlerinde olay çıkmasın. Fraksiyon kavgaları olmasın, karşıt görüşlüler birbirini vurmasın diye devlet her örgüte bir koğuş ayırmadı mı?

Yakalanan her militana, suçunun şiddeti düşünülmeden örgüt üyesi muamelesi yapılmadı mı? Devlet, katili de, çaylağı da aynı kefeye koyup aynı örgütten diye aynı koğuşa atmadı mı? Koğuşların örgütlerin eğitim merkezine dönüşmesine, terörizmin okulu haline gelmesine ses çıkardı mı?

İçerden dışarıya çıkan fotoğraflar korkunç. Hangi insan 24 saatini kontrol altında tutan örgüte teslim olmaz? Hangi insan direnebilir? Hangi..

Sonunda, gittik duvara tosladık..

Devlet kendi inşaa ettiği cezaevlerini yıkarak, mahkumlara ulaşabildi.

Ders çıkarmak için daha ne olmalı?

MEHMET TEZKAN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır