|
|
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net
)
|
  
Sonun başlangıcı (1)
Bugün telefondaki o ses üstüne bir yazı yazmak isterdim. "Her birimden biri kendini yaksın" talimatını verebilen kişinin ve bu talimat üzerine kibriti çakmakta tereddüt etmeyen "biri"nin ruh hali üzerine bir şeyler söylemek... Acaba kimin "biri" olacağına da, demokratik oylamayla mı karar vermişlerdir, diye sormak isterdim...
Ama bunları sonra da yazabilirim.
Ben bugün altı ay geriye, sonun başlangıcına döneceğim. Çünkü, bugünkü dehşetengiz "son"a nasıl gelindiğinin unutulmasını istemiyorum, o sonun hazırlanışına katkıda bulunanların şimdi "ölüme değil, yaşama sarılmak" üzerine hamaset yapmasına tahümmül edemiyorum. Haziran ayında, yani cezaevlerinde fırtına öncesi sessizliğin yaşandığı günlerde, biri tutkulu yakınlarına, diğeri de "F Tipi'ne Hayır" kampanyası yürüten sivil toplum kuruluşlarına hitaben iki mektup yazdım.
Önce bu iki mektubu yeniden yayınlamak istiyorum. Çünkü bu mektuplar dün olanları altı ay önceden anlatıyor.
***
29 Haziran 2000
Sevgili anneler, babalar,
F Tipi Cezaevi konusu gündeme geldiğinden bu yana zaten uykusuz geçen gecelerinizin iyice karabasana dönüştüğünü biliyorum.
Ama görüyorum ki, büyük bir yanlış yapıyorsunuz. Açıklamalarınız, bildirileriniz, basın duyurularınız ölüm kokuyor. Sürekli olarak "ölmeye yatmaktan", "çocuklarınızla birlikte ölünceye kadar direnmekten" söz ediyorsunuz. Oysa siz ölmekten değil, yaşamdan söz etmelisiniz. İçerde yatan yakınlarınızın içine girdikleri ölüm psikolojisine ortak olmak yerine, onları o psikolojiden çıkarmalı, onlara yaşamın elini uzatmalı, o ele tutunmalarına çalışmalısınız.
"Ölümüne direnmek" yerine; yaşama asılmak, daha iyi bir yaşam için mücadele etmek. Onların içinde bulundukları grup psikolojisi içinde bunu hissetmeleri zordur. Uzun süredir toplumdan yalıtılmış olarak yaşayan o gençlerde yoğun bir sübjektivizm gelişmesi doğaldır. Bu sübjektivizm yüzünden yanlış hesaplar yaparlar, kamuoyunun nabzını iyi tutamazlar. Kendi güçlerini, onları destekleyenlerin güçlerini abartırlar.
Siz bu sübjektivizmi daha da beslemeyin. Yangına körükle gitmek yerine, ayaklarını yere basmalarını sağlamaya çalışın. Onları kırdırtmayın. F Tipi'ne nakillere karşı bir direnişe başlamadan önce bir noktayı gözden kaçırmayın: Şu anda içerde yatanların önemli bir kısmı aslında için için, koğuşta maruz kaldıkları örgüt baskısından kurtulmak istiyor, ama bunu asla yüksek sesle dile getiremiyor. Sizin yakınınızın da onlar arasında olduğu, ama bunu size bile söyleyemeyecek kadar ağır baskı altında bulunması ihtimalini hesaba katın.
Evet, belki de oğlunuz ya da kızınız, hapislik hayatını çifte zindana çeviren o ağır baskının kalkmasını yüreği titreyerek bekliyor... Yani hapishane içinde "özgür" olmak istiyor. Ama bunu size bile söyleyemiyor. Hapishane içinde "özgürlük"... Evet, kulağa saçma gelebilir. Ama inanın ki gerçeğin bir yönü de budur.
Sevgili dostlarım;
Çaresizlik ve korku içinde olduğunuzu biliyorum. Size pasifizm önermiyorum. İnanın ki, hapishanede daha iyi bir yaşam için yapılacak şeyler var. Ölüme sarılacağınıza, sonuç alıcı mücadeleye sarılın... Eğer mücadelenizi haklı bir zemine oturtur ve sonuç alıcı hedeflerde yoğunlaştırırsanız, kamuoyunun da geniş desteğini kazanırsınız. Sonuç alıcı mücadele nedir?
Bugün F Tipleri'yle ilgili en temel mesele, mahkumların tecridinin önlenmesidir. Bakanlık, F Tipleri'nde kimsenin tecrit edilmeyeceğini söylüyor, ama bakıyorsunuz, Terörle Mücadele Yasası'nın 16. Maddesi'nde, "bu yasadan hüküm giyenlerin birbirleriyle irtibatının engellenmesi" hükmü var. Bir başka deyişle, hükümlülerin tecridinin yasal dayanağı mevcut.
İşte bu, somut ve sonuç alınabilecek bir mücadele hedefidir. Sizler, "F Tipi'ne Hayır" gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hedefle yola çıkacağınıza, bu yasa değişikliğinin bir an önce yapılması talebini öne çıkarabilirsiniz.
Kurulacağı söylenen tarafsız Cezaevleri Denetleme Kurulları'nın bir an önce kurulmasını talep edebilirsiniz. Hazırlanacağı söylenen Cezaevi İç Yönetmeliği'nin, keyfiliğe yol açacak belirsiz hükümler içermeyen objektif kurallar getirmesi, çağdaş bir anlayışı yansıtması için baskı yapabilirsiniz. Yapmamanız gereken tek şey, yangına körükle gitmek; acı sonuçlara yol açabilecek bir maceraya atılmalarını teşvik etmektir.
Onların iyiliğini istediğinizi biliyorum. Sadece, o "iyi"nin ne olduğunu bir kez daha düşünmenizi istiyorum.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|