


Arpa unundan muhallebi
Çarşamba, saat 12.15... Prof. Çiller kürsüde konuşurken... Bir DSP'li ayağa kalkıyor... Ve... "Pankart açıyor."
Ortalık birden karışıyor.
"Neden karıştığını" anlamak da güç.
Zira...
"Aynı pankart" Meclis'te günlerdir açılıyordu. Kürsüye bir DYP'li çıkınca... MHP sıralarında bir milletvekili ayağa kalkıyor ve aynı pankartı... Çiller'in "Köyden gelmedim ki... Tabii yalıda oturacağım" sözlerinin bulunduğu "manşeti... Pankartı" gösteriyordu.
DYP'lilerden de "çıt çıkmıyordu."
"Aynı DYP'liler" dün neden kızdılar?
Pankart "kürsüde Çiller varken açıldı" diye mi?
Yoksa "Genel başkanımızın gözüne girelim" diye mi?
Ya da...
"Pankartı açan MHP'li ise sesimiz çıkmaz... Fakat... DSP'li açamaz" diye mi?
***
Kavga çıkıp da, Meclis'e ara verilince...
Biz de, Emin Özgönül'le birlikte "sokağa" çıkıyoruz... Kızılay'a.
Kızılay gergin.
Kızılay'daki esnaf huzursuz. Güvenpark'ın köşesi "polis araçlarıyla" dolu.
"Çevik Kuvvet" etrafı kontrol altında tutuyor.
"Polis şefleri" de başlarında.
Çevik Kuvvet Müdürü İsmail Sökelen'e soruyoruz:
- Kaç saat uyudunuz?
- Üç günde yedi saat.
- Ekibiniz nasıl?
- Taş gibi... Çelik gibi... Moralleri yerinde... Halkın hizmetinde... Görüyorsunuz.
Evet görüyoruz.
"Buz gibi havada" dimdik ayaktalar.
Ellerine geçen para ise...
"240 milyon... 270 milyon..."
Kızılay esnafı bize diyor ki:
- Ankara'da iyi ki Çevik Kuvvet var... Ne yürüyüş yapıyorlar, ne amirlerine karşı geliyorlar... Bizi, onlar koruyorlar.
***
Saat 14.30...
Meclis'e dönüyoruz.
Ortalık sakinleşmiş... Kavga, gürültü yok.
Ama herkesin yüzünden düşen bin parça.
DYP Milletvekili Hüseyin Çelik'i görüyoruz.
Çelik, Doçent...
Meclis'in "okuyan... Araştıran... Fikir üreten... Uzlaşmacı" isimlerinden.
- Hüseyin Bey... Neler oluyor... Bu kavgalar falan...
- Olmuyor Yavuz Bey... Yakışmıyor...
Sonra da "Sadi Şirazi'nin" bir sözünü naklediyor:
- Kral köylünün yumurtasını alırsa, Kral'ın adamları da köylünün tavuklarını alır.
Doğru...
Tepedekiler Meclis'te "yalı kavgası" yapar ve birbirlerine...
"Ulan" diye hitabederlerse...
"Sokaktakiler" taşa, sopaya sarılırlar.
***
Meclis kulisinde bir "ziyaretçi" yanımıza yaklaşıyor.
Konya'dan gelmiş.
Diyor ki:
- Yavuz Bey, bizleri yazın... İşçi emeklisinin maaşı 140 milyon... Bunu yazın.
***
Saat 15.30...
Meclis'ten çıkarken, Ankara Milletvekili Cemil Çiçek'le karşılaşıyoruz.
- Cemil Bey, neler oluyor?,. Neler yapıyorsunuz?
- Yavuz Bey, Yozgat'ta bir söz var... "Arpa unundan muhallebi olmaz" diye... Siyaset ise... Arpa unundan muhallebi yapmaya uğraşıyor... Sonucu görüyorsunuz.
Bütün millet görüyor.
"Tatsız, tuzsuz bir şey."