Sabah'tan başka gazete üzerine gitmedi, oysa olay, bu ülkede yıllardır yaşanan bir rezilliği gün ışığına çıkarması açısından önemliydi.
Fenerbahçe basketbol takımı, Kombassan Konya önünde beklenmedik bir yenilgi alırken, salonun dışında yaşananlar, içerdekilerin önüne geçmeliydi. Geçmedi. Medyamız her zamanki eyyamcılığı içinde "Görmem, duymam, söylemem"ciliği tercih etti.
Fenerbahçe amigoları, maç öncesi yönetimden, olağan haraçlarını istediler. Görevli yönetici vermedi. Bunun üzerine içeri giren amigo ve grubu, Fener'i desteklemek yerine, yönetimi yuhalamayı tercih etti.
Devre arasında Fener yönetim kurulunun tetikçisi Murat Özaydınlı amigolarla görüştü.. Haraçlar ödendi, ondan sonra tribünler "Fener" diye bağırmaya başladı. Ama iş işten geçmiş, Fener maçı kaybetmişti.
Bu manzaranın yoruma ihtiyacı var mı?..
Bir başka manzara..
Anlatıldı. Yazıldı. Bir yıl geçti "Hayır" diyen çıkmadı..
Galatasaray voleybol takımının karşı tarafta kritik bir maçı vardı geçen yıl. Yönetici, amigo başına parayı oldukça geç verdi.. Amigonun köprünün bu yanından adamlarını toplayıp maça yetişmesi zor olacaktı. Cep telefonundan Fener amigosunu aradı. Paranın önemli bir bölümü onlara devredildi. Fener amigosu kendi yandaşlarını topladı. Voleybol maçına gittiler ve "Cim bom bom" diye bağırdılar. Galatasaray maçı kazandı.
İşte bu ülkedeki amigo düzeninin içyüzü ve işte kulüplerin stat ve salonları terör alanına çevirenlere karşı tavrı..
Şimdi söyleyin bakalım bu işler nasıl düzelecek?..
Hele "Küfür yasak" emir ve genelgeleri resmi gazetelerde yayınlanırken, Türkün kutsal bayrağı ve onun simgesi ayyıldızı kafiye diye kullanıp "Sinkaf" şarkısı söylenmesine bile ses çıkarmayan, bu iğrenç koroyu, yüzü hiç kızarmadan şeref tribünlerinde dinleyen polis şeflerimiz varken..
RTÜK "Gençler ve çocukları kötü etkiler" diye durmadan televizyon kapıyor.. Peki naklen yayınlarda hem de ekran başında gençler ve çocuklar varken tüm yurda yayılan bu "Sinkaf" koroları, bu anal seks çığlıkları, bu en kutsal insanlarımız annelerimiz ve eşlerimize ağızlardan salyalar akıtılarak saldırılar, RTÜK'çüleri hiç rahatsız etmiyor mu?..
Bu küfürleri, hem de koro değil, tek başıma NTV'de "90 Dakika"da tekrar etsem, kaç gün kapardınız, televizyonumuzu.. O zaman, ilkeniz nedir, kuralınız nedir söyler misiniz?..
Arjantin ve Venezuela'dan gelen korkunç görüntüleri ülkemizde izlememize az kaldı..
Bugün ülkemizde spor terörü, yürekli bir polis şefinin, kısa zamanda hakkından geleceği düzeyde, ama hani nerde o yürekli şef?..
Kartopu zirveden yuvarlanıyor.. Çığ haline geldiğinde, ordular yetmez durdurmaya, haberiniz ola..
En başta da senin haberin olsun, tiraj, reyting ve eyyam medyası!..
Olmuyor Sayın bakanım!..
Şansal Büyüka, Spor Bakanı Fikret Ünlü'yü, Haluk Ulusoy konusunda köşeye sıkıştırdı. Israrla üstüne de gidiyor..
"5 Şubat Pazartesi günü, 10 yıl hapis istemi ile Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinde yargıç önüne çıkacak başkan, başka ülkede 10 saat görevde kalır mıydı" diye soruyor..
Şansal, Ünlü ile Ulusoy'un Emin Cankurtaran tarafından barıştırıldığını yazdı. Başkaları da yazdı. En inanılır kaynaklardan araştırdım. Haber doğru..
Ünlü, ustaca çalım atıp sıyrılmaya çalışıyor..
Efendim dosyayı Futbol Federasyonu Genel Kurulu üyelerine dağıtmış, gereğini yapsınlar diye.. "Günah benden gitti" demek için..
Yahu bu kongre zaten Ulusoy'un kontrolünde değil mi?.. O dosyada bu kongrenin eşleri ile birlikte nasıl dış gezilere götürüldüğü de yazılı değil mi?.
Bu kurul, Ulusoy'dan kopar mı, kopabilir mi?.
"Spor ve futbol yasasını değiştirmeden seçim meçim yapma" diye sana yalvar yakar olmadık mı?..
Hayır sevgili dostum.. Siyaset adamlığın spor adamlığına ağır basıyor. Yapar görünüp hiçbir şey yapmıyorsun. Çünkü gücün yetmiyor.. Çünkü kelleni ve koltuğunu ortaya koyup ortaya çıkamıyorsun..
O zaman bu ucuz çalımlara da teşebbüs etme.. Yemezler..
Olimpiyat yapmak..
Türkiye Lozan'da Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyelerine fevkalade etkili bir sunum yapmış.. Sinan Ağabey öyle diyor ve umutlandırıyor..
"2008'i alabiliriz" diye..
Ayni günlerde Yeni Binyıl'da bir haber:
"Geçen yıla göre bütçeleri yüzde 46 artırılan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü 39 federasyona 21 milyon dolar veriyor.."
Eee, ne var bunda?.
Ne olacak?..
Jardel'in fiatı 28 milyon dolar.. Yani tüm Türk sporundan 7 milyar dolar daha pahalı, bu ülkede futbolcu olup olmadığı hala tartışılan biri..
Ne olimpiyatı Sinan Ağabey, ne olimpiyatı..
Ülkende önce spor yaptır, yaptırabilirsen..
Bu ülkede devlet yok mu, polis yok mu, vali Emniyet Müdürü yok mu?..
Kaç yıldır hep aynı sahne..
İstanbul'dan gelen her takım döner bıçakları ile karşılanıp, taşlarla uğurlanıyor.. Her maç can pazarı.. Stat içinde terör artık "Suç" boyutlarına ulaştı.. "Ömer Baliç'in ayağını kır!.."
Dakikalarca böyle bağrılıyor.. Şeref tribününde tepki, maçın sonunda hakemlerin ve Fenerli futbolcuların kafasına, ellerini geçeni atmak..
Ben yıllar önce linç edilmekten güç kurtuldum. Hem de Bursa galip gelmişken.. Hem de maç bittikten bir saat sonra stadı terkederken.. Orda beklemişler. Ertekin'e, Orhan'a ve bana saldırdı, 40-50 kişi.. Bir kahraman taksici kendiliğinden yanaşıp kaçırmasa, bugün bu yazı belki de yazılmıyor olacaktı..
Bursa bir cennet.. Bursa insanı gibi insan dünyada bulunmaz.. Orada öyle harika dostlarım var ki?.. En güzel, en sıcak imza günlerim bu kentte geçti..
O zaman..
O zamanı yok.. Bunlar 40-50 kişilik bir çete.. Öbür çetelerde olduğu gibi, kulüpler tarafından besleniyorlar ve futbola terörü sokuyorlar..
Bursa Emniyet'i de seyrediyor.. Maçı seyrediyor, bunları seyrediyor.. Başka görevleri yok..