Azil, İslam'ın ortaya çıktığı dönemde, Araplar arasında bilinen bir doğum kontrol aracı idi. Hadislerde Hz. Peygamber'in buna izin verdiği belirtilmektedir. Nitekim bir gün bir sahabi Hz.Peygamber'e, azil yaptığını, bunda bir mahsur olup olmadığını sorduğunda Hz.Peygamber: "İstersen azil yap, fakat (bu) Allah'ın takdir ettiğine mani olmaz" buyurdular. Bu konuşmadan sonra, soran şahsın azil yapmasına rağmen cariyesinin hamile kaldığını da kaynaklar ilave ederler. (Ebu Davud, Nikah, 48) Azilin (doğum kontrolü) serbest olduğuna dair başka rivayetler de vardır. Sahabeden Cabir (R.A) şöyle der: "Biz Rasülullah devrinde, Kuran ayetleri inmekte iken azil (doğum kontrolü) yapıyorduk, eğer yasak edilecek olsaydı (bunu) bize Kuran yasaklardı" (Buhari, Kader, 4)
İslam fıkıh bilginlerinin büyük çoğunluğu bu ve benzeri hadisleri esas kabul ederek azlin (doğmu kontrolünün) caiz olduğunu belirtmişler ancak kadının cinsi tatminini bir ölçüde engellediğinden erkeğin azil için eşinden (hanımından) izin alması gereği üzerinde durmuşlardır. Diğer yandan azli caiz görenler erkeğin ve kadının ruh ve beden sağlığına zarar vermeyen diğer korunma yöntemlerini de azle kıyas ederek (mukayese yaparak) caiz görmekte, bunun Allah'ın takdirini değiştirmeyeceğini belirtmektedirler.
Ancak döllenme olduktan sonra ve ruh verildikten sonra doğuma engel olma, çocuk düşürme ayrı bir hüküm taşımakta, cinayet olması sebebiyle insani ve ahlaki bir suç, dinen de büyük bir günah sayılmaktadır.