kapat

Ramazan Özel
21.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Çağımızın bunalımlı insanı
Kendi haline terk edilen ve fıtratına uymayan teklifler altında ahlaki değerleri sürekli erozyona uğrayan modern insan, gerçeklerden kopmuştur. Onun manevi açıdan yeniden güçlenmesi için dine ve moral değerlere sarılması gerekmektedir

YÜCE Allah, insanı diğer bütün varlıklardan üstün olarak en güzel bir şekilde yaratmış, kainatı onun emrine vermiştir. İnsanın emrine verilen kainatın mükemmeliği ve ondaki muazzam denge, Kuran-ı Kerim'de şöyle ifade edilmiştir. "Rahman olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun; Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana dönecektir." (Mülk Suresi 3,4) İnsan, sahip olduğu akıl ve diğer meziyetler sayesinde denizin derinliklerinden fezaya, arzın merkezinden atom çekirdeğine kadar hemen her şeye ilgi duymuş; araştırmış, gözlerin kusur bulmakta aciz kaldığı kainatı yeni yeni keşiflerle tanımaya çalışmıştır.

Özellikle geride bıraktığımız yüzyıl boyunca dünyamız, yaşına kıyasla çok önemli hadiselere sahne olmuş, bu dönemde ilim ve teknolojide başdöndürücü gelişmeler meydana gelmiştir.

Söz konusu gelişmelerin insan hayatını kolaylaştırması, ona daha kaliteli ve daha müreffef bir hayat tarzı getirmesi yanında, zaman zaman yapılan yanlışlıklar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar da insanların zarar görmesine neden olmuştur. Başta iki cihan harbi olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinde meydana gelen çatışmalar, yer üstü ve yer altı zenginliklerinin hoyratça harcanması sonucu ortaya çıkan ekolojik dengenin bozulması gibi hadiseler bu olumsuz gelişmelerin başlıcalarıdır.

Enerjileri olumlu işlere yönelmeyen kişiler, anlam boşluğuna düşerler
Başta tarım olmak üzere hemen bütün sektörlerde önceleri insan gücüyle uzun zamanda yapılan işlerin; makinalar, robotlar ve bilgisayarlar marifetiyle çok kısa zamanda yapılabilir hale gelmesi, üretimin artmasına ve maliyetlerin düşmesine neden olurken; bu yeni olguya uyum sağlayamayan çok sayıda insanın da gerek ülkemizde gerekse dünyada işsiz kalmasına neden olmuştur. Meşru yollarla geçimini sağlayamayan ve enerjisini müspet anlamda harcayamayan insanların, kimi zaman nefsin esiri oldukları, sürekli arayışlar içerisinde bocaladıkları bir vakıadır. Arayışlar ve bocalamalar da, bazen insanları daha henüz ömürlerinin baharı denilebilecek yaşlarda keyif verdiği zannedilen zararlı alışkanlıklara, hatta kimi zaman da intiharlara kadar götürebilmektir. Bir iş sahibi olanların da sürekli tüketimi özentiden reklamların tesiriyle, ürettiğinden fazlasını tüketmeye teşvik edilmeleri sebebiyle ödeme sınırlarını aşan harcamalar yapmaları ise sorunlar yumağının bir başka boyutudur.

İnsanların, daha iyi hayat standardı, daha yüksek ve kaliteli yaşama arzusu, kırsal kesimden şehirlere göçü hızlandırmış ve bunun tabii sonucu olarak da geçmişe nazaran daha karmaşık bir sosyal yapı ortaya çıkmıştır.

Manevi değerlerimizin güçlenmesi hayatımıza mutluluk getirecektir
Köyünde acılarını ve sevinçlerini paylaştığı sosyal bir çevreden, aynı apartman içinde birbirine yabancı olarak yaşayan bir ortama gelen insanın, problemleri tabiatıyla artmıştır. İnsanın manevi yönünün ihmali ya da inkarı, onun sosyal bir varlık olma yönünü gölgelemiş, ferdiyetçiliğini ön plana çıkarmış, acılarıyla, sevinçleriyle baş başa kalmasına zemin hazırlamıştır.

Kendi haline terk edilen ve sürekli fıtratına uymayan teklifler altında ahlaki değerleri erozyona uğrayan insan; acısını ve sevincini paylaşacak bir dost bulmak için ya içtenlikten çok şekilciliğe önem veren oluşumlara yönelmiş, ya da içine kapanarak toplumdan farklı bir yaşam biçimi benimsemek mecburiyetinde kalmıştır. Bu da insan hayatının gerçek dünyadan kopup, hayal dünyası içerisinde kaybolmasının beraberinde getireceği ciddi sorunların habercisi anlamına gelmektedir.

İnsanoğlunun bu problemlerden kurtarılması, huzur ve mutluluğa ulaşması maddi ve manevi değerlere gereken ilgi ve alakayı göstermesi ile mümkün olacaktır. İnsan hayatının hemen hemen her safhasında şu veya bu şekilde yönlendirici bir kuvvet olan Din; insanlar için hem dünya hem de ahiret yurdu için bir mutluluk sağlayacak yegâne amildir.

MEHMET NURİ YILMAZ


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır