


Ekonomide kırmızı alarm görüntüsü
Hükümetin ve ekonomi yetkililerinin krizin etkisinin azaltılması için düşündüğü bazı tedbirler, dışarıya kırmızı alarm görüntüsü veriyor
Mali piyasalarda kriz ilk başladığında gerek hükümet yetkilileri gerekse ekonomi bürokratları bu durumun nedenleri ve sorunun büyüklüğü konusunda yaptıkları açıklamalar ile ciddi soru işaretleri yaratmışlardı. Bu açıklamalara göre kriz, bazı bankaların başka bankalara karşı art niyetli davranmalarından çıkmıştı; ayrıca ortada vahim bir durum da yoktu. O günlerde yapılan bu tür açıklamalar ve Türkiye'de sıkça başvurulan demeçle kriz idaresi yöntemi, içerde ve dışarda soru işaretleri yaratmış ve güven eksikliğine katkıda bulunmuştu.
Sonraki günlerde alınan veya alınacağı açıklanan bazı tedbirler ise kanımızca dış dünyaya çok vahim bir durum olduğu kanaatini verecek nitelikte. Bunlardan en önemli üç tanesine aşağıda değiniyoruz:
n Dört büyük özel bankadan zoraki döviz talep edilmesi: Dört büyük özel bankanın yetkililerinin Ankara'ya çağrılarak acilen 250'şer milyon dolar istenmesi, Hazine'nin dış borç ödemeleri için döviz ihtiyacı içinde olduğu kuşkusunu yarattı.
n Acil köprü kredisi arayışı: Geçen hafta yurtdışında yapılan temaslarda yabancı bankalardan çok kısa vadeli bir köprü kredisi talebinde bulunuldu. Kredinin amacının, karşılığında TL likiditesi yaratılarak piyasanın rahatlatılması olduğu söylense de bu açıklama alt başlıkta kalıyor. Üst başlık ise yine acil para arayışı.
n Bankaların dış kredilerine garanti verilmesi: Bu konuda önce Başbakan daha sonra Merkez Bankası Başkanı farklı açıklamalar yaptılar. En son olarak, BDDK Başkanı Temizel, resmi garanti konusunda çalışma yaptıklarını söyledi. Yani bu tür bir garanti olmasa Türk bankaları yurt dışından borçlanamayacak gibi bir görüntü oluştu. Bu, en azından dış kredibilitesi devam eden bankalar için bir haksızlık. Ayrıca, iktisatçıların "ahlaki risk" (moral hazard) dediği bir soruna yol açması açısından eleştiri konusu.
Ücret gelişmelerine dikkat
Geçen haftaların çalkantıları arasında DİE imalat sanayii 3. çeyrek ücret verileri üzerinde yeterince durulmadı. Veriler, nominal ücretlerin hem kamu hem de özel imalat sanayiinde düşmeye devam ettiğini gösteriyor. Ancak, kamuda 3. çeyrekte nominal ücretler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 68 artarken bu rakam özel kesimde yüzde 46 olmuş. Yani kamu imalat sanayiindeki işçilik maliyetlerinin düşen enflasyona daha az uyum göstermiş. Bunun en önemli nedeni, kamu kesiminde 1999 yılında bağıtlanmış olan toplu sözleşmelerin geçmiş enflasyona göre ücret artışı sağlamaları.
Ayrıca, söz konusu toplu sözleşmelerde geçmiş enflasyon üzerine ek olarak cömert artışlar yapıldığı için reel ücret indeksi karşılaştırmasında kamu ile özel kesim arasındaki fark daha da belirgin: Özel kesimde reel ücret artışları bu yılın 1. çeyreğinde sıfıra düştükten sonra 2. ve 3. çeyrekte negatif olurken kamu kesiminde iki haneli düzeyde kalmış.
Reel ücret indekslerine düzey olarak bakıldığında, 1997'de 100 olarak alınan başlangıç değerinin kamu kesiminde 146'ya, özel kesimde ise 106'ya çıktığı görülüyor.
Manzara oldukça açık: Enflasyonun düşürülmesi sürecinde imalat sanayiinde özel kesim ile kamu kesimi arasında yükün dağılımı hiç de eşit dağılmamış. (Burada işçilik ücretleri söz konusu olduğu için devlet memurlarının maaşlarından bahsetmiyoruz.) Bu yıl yenilenecek kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinin hükümetin başını çok ağrıtacağını bekliyoruz. Geçmiş enflasyona bağlı indekslemenin sözleşmelerden çıkarılması ve ücret artışlarının enflasyon hedefleri doğrultusunda olması çabaları sanırız ciddi bir dirençle karşılaşacak.
İçte ve dışta diğer olaylar
* Dünya ekonomisinde yavaşlama: Son haftalarda yalnızca ABD ve AB'de değil diğer ülkelerde de ciddi yavaşlama sinyalleri ortaya çıktı. Büyüme oranları ABD ekonomisindeki gelişmelerle yakından ilişkili olan Japonya ve Çin de yavaşlamadan payını alıyor. Bu yılın son çeyreğinin öncekilere göre çok zayıf olacağı konusunda herkes hemfikir. Ayrıca, 2001'in ilk çeyreğinin daha da zayıf olması olasılığı yüksek. Türkiye ekonomisindeki duraklamanın ilk çeyrekte diğer ülkelerden çok daha keskin olmasını bekliyoruz.
* ABD ekonomisi: Geçen hafta açıklanan veriler ABD'de Kasım ayı sanayi üretiminde belirgin bir yavaşlama olduğunu gösterdi. Bu sonuç, hem bu yılın son çeyreği için hem de gelecek yılın ilk çeyreği için yapılan büyüme tahminlerinin biraz daha aşağı çekilmesine yol açtı. Fed'in bu hafta yapacağı toplantıda faiz oranlarını indirmesi beklenmiyor ama para politikasını sıkılaştırma yönünde olan görüşünü nötr olarak değiştirmesi bekleniyor. Ocak sonunda yapılacak toplantıda ise faiz oranında indirim yapılması olasılığı yüksek.
* AB ekonomisi: Avrupa Merkez Bankası geçen hafta yaptığı toplantıda faiz oranını eskisi gibi yüzde 4.5'te bırakma kararı aldı. Gerek Almanya gerekse diğer üye ülkelerin verileri ekonomik yavaşlama yönünde gerçekleşti.
* İçerde bu haftanın verileri: Kasım ayı imalat sanayii anketi muhtemelen bu hafta açıklanacak. Beklentimiz, Kasım ayı kapasite kullanım oranının Ekim'e göre çok hafif düşüş göstermesi yönünde. Açıklanmasını beklediğimiz bir başka veri seti ise Kasım ayı bütçe detayları. Maliye Bakanı Oral, geçen hafta yılın ilk 11 ayındaki bütçe açığı ve faiz dışı fazla rakamlarını vermişti. Dolayısıyla Kasım ayındaki genel sonuçların ne olduğu zaten biliniyor.
* BDDK'dan açıklama bekleniyor: Geçen Cuma günü Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun elindeki bankaların taliplileri için son başvuru günüydü. Gazetelerde bu konuda çeşitli haberler yer aldı. Daha önce açıklanan takvime göre, banka sahibi olmak için yeterli şartları taşıyanların bu hafta BDDK tarafından açıklanması gerekiyor. Ayrıca, bankaların dış kredilerine sağlanacak olan garanti konusunda da somut açıklamalar bu hafta yapılabilir.