Özellikle İslam'la müşerref olduğumuz son bin yıllık geçmişimizde, bizi "biz" yapan, tarihin yapraklarına milletlerimizi altın harflerle yazdıran en önemli değerlerin başında yüce dinimizin geldiği; birlik ve beraberliğimizi tesis eden bizleri ayakta tutan en mühim faktörün yüce İslam dini olduğu inkâr edilemez bir vakıadır. Bu sebepledir ki; Türk milleti, dini değerleri, aziz vatanı, şanlı bayrağı ve mukaddes saydığı namusu için gerektiğinde canını bile feda etmekten çekinmemiştir. İnancına ve maziden intikal eden değerlere hassasiyetle sahip çıkmıştır. Ancak bunu hazmedemeyen düşmanlarımız bizi içten ve dıştan yıkmak için her türlü gayret içerisinde bulunmuşlardır. Ne yazıktır ki, bu durum tarihin değişik dönemlerinde tekerrür etmiş ve günümüze kadar süregelmiştir.
Gerçekte günümüzde ülkemize ve milletimize açıkça bir saldırının olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak geçmişte aleyhimizde cereyan eden tehlikeli girişimlerin sinsice ve farklı şekillerde bu gün de uygulamaya konulmak istendiği bir realite olarak karşımıza çıkmaktadır. "Su uyur, düşman uyumaz" diye atalarımız, bu gerçeği yıllar önce tespit etmişler ve her zaman uyanık olmamızı tavsiye etmişlerdir. Tarihi seyir içerisinde bu hakikati belgeleyen bir çok olaya şahit olmak mümkündür. Nitekim ülkemizin, jeopolitik ve jeostratejik yönden önemli bir konumda bulunması, Asya ile Avrupa kıtaları arasında köprü vazifesi görmesi, sıcak denizlere iniş için geçiş noktasında bulunması, her zaman dış güçlerin ilgisini çekmektedir. Bununla beraber, coğrafi ve iklim yapısıyla ve emsalsiz köşelerinden birisi olma özelliğini muhafaza etmektedir. Şüphesiz bu durum dış mihrakların ülkemiz üzerindeki sinsi emellerinin temel noktasını oluşturmaktadır.
Hepimizin bildiği gibi; geçmişte insanlarımızı çeşitli isimler altında kamplara ayıranlar, bu sayede pek çok üzücü olaya ve kardeş kavgalarına sebebiyet vermişlerdir. Bugün de kederde ve tasada, neşede ve kıvançta bir, dini bir, vatanı bir, bayrağı bir olan, et ve kemik misali birbirine kenetlenmiş aziz milletimiz üzerinde aynı oyunların oynandığı görülmektedir.
Şüphesiz ülkemizin maddeten ve manen büyük mesafe katettiği, ilim ve teknolojide zirveye tırmandığı, dünya devletleri arasında istenilen hedefe hızla yürüdüğü bir zamanda bu tür oyunların sahneye konması tesadüfi değildir.
Bu sebeple, aynı dine ve millete mensup olan insanlarımız arasına fitne ve tefrikanın sokulmaya çalışıldığı bir ortamda ve ülkemizin içerisinde bulunduğu bu hassas dönemde, bütün vatandaşlarımıza her türlü hareketlerinde son derece dikkatli ve mutedil olmayı, sağduyulu davranmayı, birlik ve beraberliğimize, kardeşliğimize zarar verecek davranışlardan uzak durmayı, fitneye sebebiyet verecek kışkırtıcı beyanlara itibar etmemeyi, fevri ve hissi davranışlardan hassasiyetle kaçınmayı tavsiye ediyorum. Bunun için devlet ve millet olarak hepimize düşen son derece önemli tarihi, milli, vicdani, hayati ve dini sorumluluklarımızın olduğunu da vurgulamak istiyorum.
Ümit ediyorum ki, Allah'ın izniyle aziz milletimiz, engin tarihi tecrübesiyle, ferasetiyle, dini ve milli şuuruyla bu tür hain planların üstesinden gelmek suretiyle, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak dünya milletleri arasındaki saygın yerini daha da yükseltecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.
MEHMET NURİ YILMAZ