kapat

18.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Türkiye atağa kalktı
Türkiye, 2001 yılında Avrupa Birliği'nden savunma politikalarına; Türk Cumhuriyetleri'nden Rusya'ya kadar birçok konuda daha aktif politika izlemeye hazırlanıyor

İstanbul'da güneşli bir Pazar günü... Yer: Müşhir Fuat Paşa Yalısı, İstinye... Saat: 11.00... Yalının sade ve gösterişsiz dekore edilmiş bir odası... Odada dış politika konusunda uzmanlaşmış bir grup tanınmış gazeteci ve yazar var. Konu: Dış Politikada Ufuk Turu... Konuşanlar: Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Bakan Özel Müşaviri Engin Soysal, Müsteşar Yardımcısı Yiğit Alpogan ve Müsteşar Yardımcısı Akın Alptuga... Cem, gazetecilerin bulunduğu yuvarlak masadan sandalyesini bir adım geriye çekmiş. Kurmayları arkasında, ellerinde bir dolu evrak ve doküman. Kalemlerini çıkarmış, not almaya hazırlar. Hepsi de "dersine iyi çalışmış" belli. Dışişleri Bakanlığı'nca düzenlenen ve sohbet havasında geçen sabah toplantısında Türkiye'nin 2001'de izleyeceği dış politika perspektifleri masaya yatırıldı.

AVRASYA: SOMUT ADIM
Dışişleri yetkilileri; 2001'de Türkiye'nin Avrasya'da atağa geçeceğini ve özellikle Türk Cumhuriyetleri ile somut gelişmeler yaşanacağını söylüyor. Bu bağlamda Kırgızistan ve Özbekistan ile geçtiğimiz aylarda sağlanan güvenlik anlaşmalarının "ilk adım" olmasının önemi vurgulanıyor ve Rusya ile yine 2001 içinde yakın temas kurulacağı belirtiliyor. Çalışmaların ne kadar hasasiyetle yürütüldüğünü vurgulamak açısından da "Amerika'nın dünyaca ünlü think-tank kurumu East-West Enstitüsü'nün Başkanı ile temasa geçildiği ve bu enstitü ile Avrasya bağlamında ortak bir proje hazırlandığı" ifade ediliyor.

AGSK: İLK RAUND BİZİM
İsmail Cem'e göre Türkiye, Brüksel'deki NATO toplantısında; AB'nin kurmak istediği Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) konusunda tezini çok iyi savundu ve görüşünü AB'ye kabul ettiremese de; konunun AB ülkeleri arasında tartışmaya açılmasını sağladı. Böylece en az 6 ay zaman kazanıldı. Cem, "Türkiye hukuken çok güçlü zemindeydi. Zaten biz bu meseleyi daha önce Washington'da kazandık" diyor. Türkiye bundan sonraki aylarda "bekle gör" politikası izleyecek. Ancak Dışişleri tek şeyden emin. O da "Mayıs'taki NATO Zirvesi'nde gerek AB'nin, gerekse Amerika'nın Türkiye'ye çok daha fazla baskı uygulayacağı..." Amerika'nın endişesi ise, Türkiye'nin AB ile uzlaşamaması durumunda, AB'nin NATO'dan tamamen kopması. Bu da Fransa'nın istediği bir yol. Yani kurulacak olan AB savunma gücünde NATO imkanlarına hiç yer verilmemesi...

Dişişleri yetkilileri "Fransa, muhtemel bir operasyonda planlama aşamasının hem NATO'dan bağımsız yapılmasını, hem de AB'nin Türkiye'nin imkanlarını istediği gibi kullanmasını istiyor. Türkiye'ye danışman rolü biçilmişti. Ancak biz ilk ve sonraki kararlarda etkin rol oynamak istedik. Bize yakın bölgelere müdahalede karar mekanizmasında yer alma hakkımız var dedik" ifadesini kullandılar.

AB: HIZLI HAREKET
Türkiye ne zaman AB'ye tam üye olacak? Cem, bu konuda oldukça gerçekçi: "2002 ve 2003 yıllarında müzakarelere başlamamız riskli. Çünkü bu yıllarda gerek Almanya'da gerekse Fransa'da genel seçimler yapılacak.

Yani Türkiye'nin üyeliği, AB gündeminin oldukça dışında kalacak. Bu yüzden AB seçim atmosferine girmeden, üyelik müzakerelerinin başlamasının önemli olduğu görüşündeyim. 2004 yılında da AB ülkelerini yine Nice'tekine benzer, yapılanmayla ilgili zorlu bir zirve bekliyor. 2004 yılı da bizim için riskli. Bu tarihten sonra da müzakerelere başlarsak, bana göre tam üyelik oldukça geçe sarkar...." Bu da Türkiye'nin en geç 2001 sonu ya da 2002 yılı ilk aylarında müzakerelere başlaması anlamına geliyor. Ulusal programın "en geç 3 ay içinde hazırlanması"görüşü hakim.

KIBRIS: ÇARESİZLİK
Dışişleri yetkilileri Kıbrıs'ta çözüm olmaksızın Rum Kesimi'nin tek taraflı olarak AB'ye alınmasının Türkiye'nin elindeki kartları çok zayıflatacağı görüşünde. Çünkü bu kez Rum Kesimi, AB'yi de arkasına alıp Kıbrıs sorununun kendi lehine çözümü için bastırabilecek. Rum Kesimi 2003-2004'te tam üye olabilir. Türk Dışişleri endişelendiren tek konu, Rum Kesimi'nin tam üyeliği değil. Denktaş'ın Cenevre'deki dolaylı görüşmelerden çekilmesiyle başlayan süreç... Ankara'ya göre; Rum Kesimi masada çözüme varılmaması için elinden geleni yapıyor. "AB'ye girelim, sonra bakarız" diyor. Denktaş'ın çekilmesi de dünya kamuoyuna "Türk tarafı müzakere masasından kaçıyor" diye yansıyor.

ÇATIŞMA KORKUSU
Sonuçta, KKTC'nin "konfederasyon" tezi BM Genel Sekreterliği dahil, hiçbir platformda destek bulamıyor. Ve KKTC; "konfederasyon" dışında yeni bir siyasi açılımla masaya oturmamakta da kararlı. Dışişleri; Kıbrıs'ta çözüm adına alelacele yapılacak bir anlaşmanın da, toplumlar arasında kanlı çatışmalara yol açabileceği endişesi taşıyor. Türk yetkililer "Rumlar dünya kamuoyunda çok güçlü. Basın, medya ve ajanslar onların kontrolünde. Amerika'da Rum lobisi malum. Çatışma durumunda Türkiye'nin aleyhine inanılmaz bir propaganda olur" diyor.

Güney ÖZTÜRK


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır