kapat

16.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
EMİN ÖZTÜRK


Minare kılıfa sığmıyor

Mali piyasalarda yaşanan krizin etkileri çok yönlü olduğu için hasarı tek bir kalem altında özetlemek mümkün değil. İlk akla gelen, ciddi bir kredibilite kaybı. Yılın ilk yarısında çok iddialı bir başlangıcın yarattığı etki ile programın bazı kusurlarının görmezden gelinmesini bile sağlayacak bir rüzgar yakalanmıştı. Son kriz, Türkiye için ekonomik programını genelde başarı ile uygularken bile her an kriz doğabilecek bir ülke görüntüsü yarattı. Bu, işin imaj tarafı. Daha ele gelir hasar ise bankacılıkta. Üstelik, bankaların kısa vadeli borçlanma oranları yüksek olmaya devam ettikçe yangın da içten içe sürüyor demektir.

Faiz koptu
Listeyi uzatabiliriz. Örneğin bütçenin bu durumdan olumsuz etkilenmemesi mümkün değil. 2001 yılı bütçesinin faiz ödeneği kalemi yalnızca daha yüksek olması beklenen borçlanma maliyeti yüzünden değil, Hazine'nin borçlanma vadesinin kısalması ihtimali nedeniyle de tehdit altında. Ayrıca, ekonominin Ocak'tan itibaren daralması ve bunun da vergi gelirlerini olumsuz etkilemesi söz konusu.

Bir de faiz, enflasyon ve kur artış hızları yanyana getirildiğinde ortaya çıkan acayip bir manzara var: Bir tarafta gecelik oranların ve Hazine kağıdı ikincil piyasa faizinin düne kadar yüzde 100 civarında oluşu; diğer tarafta ise gelecek yılın yüzde 10 ile 12 arasında olan enflasyon ve kur artış hedefleri. Ayrıca, mevcut faiz düzeyi ile geçmiş enflasyon arasında bile önemli bir fark var. (Aralık sonu itibariyle hem TEFE hem de TÜFE'deki yıllık artışın yüzde 40'ın altına ineceğini varsayıyoruz). Yani minare kılıfa göre epeyce büyük.

Türkiye çekirge misali
Bu durumun çok uzun süremeyeceği açık. Bir olasılık, faizin enflasyon ve kur hedeflerine doğru yaklaşması. Zaten yeni hatalar yapılmadıkça, en azından Ocak'tan itibaren faizlerde biraz iniş beklenebilir. Ancak, köprü kredisi ve diğer döviz girişleri derken Ocak ayından itibaren gecelik faizlerin yüzde 50 civarına ineceğini düşünsek bile aradaki fark hala fazla. Üstelik kısa vadeli fonlama maliyetleri düşse de, bu sene olanlardan ağzı yanan bankaların Hazine kağıtlarını aynı iştah ile eski seviyelerden alması çok zor. Dolayısıyla, görece iyimser senaryoda bile Hazine ciddi bir reel faiz ile karşılaşacak.

Diğer bir olasılık ise kur artış hızının ve enflasyonun faize doğru yaklaşması. Bu, şu anda kimsenin aklına bile getirmek istemediği bir senaryo. Ancak, aynı ölçüde olmamakla birlikte, geçmişte benzer durumların yaşandığını hatırlayalım. Şöyle ki, bankaların düşmekte olan faiz ortamında portföylerini Hazine kağıtları ile doldurdukları dönemler vardı (örneğin 1997 ve 1998). Daha sonra bu portföylerin çok büyük zararlar doğurmayacak şekilde fonlanabilmesi Merkez Bankası'nın sağladığı likidite kolaylıkları sayesinde mümkün oldu. Daha sonra enflasyonun yükselmesi ise zararların bilançolar içinde eritilmesine yardım etti.

Aslına bakarsanız, Türkiye'nin umulmadık durumlarda sıçrayıp kurtulabilen çekirge benzeri görüntüsü biraz da bu politikayı kullanmasından, yani sıkıştıkça enflasyonu gazlamış olmasından kaynaklanıyor. Ancak, görünen o ki, bu eski taktiğe gönüllü olarak başvurma şansı bu defa yok çünkü ortada iki IMF anlaşması ve tüm dünyaya verilmiş sözlerle bağıtlanmış bir program ve hedefler var. Söz konusu eski taktiğe zorunlu olarak gidilmesi ise felaket senaryosunun ta kendisi. Umarız çekirge eski sıçrama kabiliyetinin sürdüğü gibi bir yanıldı içinde değildir.

(*) Geçtiğimiz haftalarda piyasalarda gözlenen kriz nedeniyle normal akışımızın dışına çıkarak ilave yazılar ile gelişmeleri sıcağı sıcağına yorumlama çabası içinde olmuştuk. Bu hafta ise bir iş seyahati nedeniyle Çarşamba yazısını atlamamız gerekti. Dün çıkması gereken yazı ise bugüne sarktı. Okuyuculardan özür diliyoruz.

Faiz, kur ve enflasyon karşılaştırması
Aralık Aralık Aralık
1998 1999 2000
Bono faizi (bileşik) 125 47 80
Gecelik faiz (basit) 80 75 80-95
TÜFE ve TEFE (geçmiş) 99 ve 91 69 ve 63 39 ve 33
TÜFE ve TEFE (hedef)- - 25 ve 20 12 ve 10
Sepet kur artışı (hedef)- - 20 11
NOT: Yıllık 0eğerler

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır