


Dekolte Türkçe...
RTÜK, televizyonlardaki "dekolte Türkçe" kullanan sunucuları kınayan bir uyarıda bulunmuş. Deforme edilen, "Çıplak Türkçe"yi beğenmemiş. Bundan böyle televizyonların Türkçe konusunda duyarlı davranmasını istemiş.
Son derece geç kalmış bir müdahale... İnsan, neredeyse laf ola beri gele yapılmış diyecek...
Türk televizyonlarında Türkçe'nin adeta ırzına geçilir gibi laubali kullanılışı yeni değildir.
Üstelik, Türkçe konusunda gösterilen bu ihmal ve sorumsuzluk sadece özel televizyonlara ve radyolara da has değildir. Türkçe'yi en güzel şekliyle korumak ve örnek olmak sorumluluğundaki devlet televizyonlarında da aynı ciddiyetsiz tavrı görmek mümkündür.
***
RTÜK'ü zıvanadan çıkaran ve nasılsa müdahale etmek noktasına getiren üslubu üç gün önce gazetelerde okudunuz.
Sine üryan sunuculardan biri, üç çiçekçi kız ile konuşurken Türkçe'yi perişan etmiş. Bu ilk kez olan bir şey midir?
Bu güne kadar yüzlerce, binlerce kez ihlal edilen Türkçe'nin Anayasa ile korunmuş dil olduğunu RTÜK yeni mi fark ediyor?
Ulusal dili aşağılama girişimlerine bu güne kadar müsamahakâr davranışın gerekçesi var mıydı? Durup dururken bu celallenme nereden çıktı?
Dekolte güzeller Türkçesi'ni eleştiren RTÜK şimdiye kadar neredeydi?
***
Türk kültür ve siyaset dünyasının ünlü hatibi Hamdullah Suphi, "hitabet ustalığının sebebi" sorulduğunda "Ben çıplak Türkçe konuşurum, maharet bende değil, o mükemmel Türkçe'dedir" der...
Çıplak Türkçe'den maksat; güzel Türkçe'dir, yalın Türkçe'dir. Yoksa RTÜK'ün müdahale ettiği çıplak sunucuların ağzında yayvanlaşan "Dekolte Türkçe" değil...
Türk dilini mükemmel kullanan büyük şair Yahya Kemal, "Çıplak Türkçe" tanımlamasına bayılır...
Çıplak Türkçe'yi, Luxembourg Müzesi'nde beyaz mermerden yapılmış bir kadın heykelini seyrederken aldığı ilhamla anlatır. Ensesinden topuklarına kadar sırtındaki eski elbiseleri atan ölçülü vücudu, tekniğinin zorlaması karşısında özünü koruyan güzelliğin simgesi olarak yorumlar.
Ve Türkçe'yi, çirkinlikten sıyrılan bu zarafet dolu soyunmaya benzetir. "Türk dili, o eski süslü kisveyi atıp bembeyaz vücut ile ortaya çıkıyor" der.
Ve beyazlığın ilhamıyla da Türkçe'mize "beyaz lisan" der. "Türkçe ağzımda annemin ak sütüdür" der...
Türk eğitiminin doruk ismi Hasan Ali Yücel'in Türkçe'miz konusunda zaman zaman büyüleyen, zaman zaman hayrete düşüren tespitleri ve eleştirileri vardır. Türkçe'nin 120 yıllık macerasını bu filozof eğitimcinin kaleminden ibretle okursunuz.
Hasan Ali Bey, Türk dili konusunda Meşrutiyet'in, Cumhuriyet'den daha dikkatli ve duyarlı davrandığını söyler.
İstibdadın son yıllarında ders programları hazırlanırken, Fransız hayranlarının baskısıyla Türkçe'nin ders programından çıkartıldığını anlatır. Bazılarının da şeriatın dili Arapça'dır gerekçesiyle resmi dil olarak Arapça'yı önerdiklerini belirtir. Edebiyat düşkünlerinin de Farsça'nın peşine düştüklerini söyler...
Sonra birden bire Fen dersleri merakı başlamış ve Türkçe yerine Matematik dersleri konmuş. Türkçe sanki ayıp bir şeymiş gibi Türk insanına öğretilmemiş ve okullardan kaldırılmış. Öz yurdunda üvey dil muamelesi görmüş.
Türkçe'nin önemini kavrayan eğitim programına ancak İkinci Meşrutiyet'te ulaşabildik.
***
Bugün dünya üzerinde 3000'den fazla dil konuşulmakta. Bunun 1000 kadarı devlet dili. 100 değişik dilin 15 tanesi "uygarlık, bilim ve kültür" dili sayılıyor. Türkçe bunlar arasında çok onurlu bir mevkie sahip.
Bu üstün mevkie gelen Türkçe'miz, Hamdullah Suphi'nin "çıplak" dediği Türkçe, Yahya Kemal'in "beyaz" dediği Türkçe...
RTÜK bir kaç çıplak sahne için ekran karartma cezası veriyor...
Acaba kötü kullanılmış Türkçe yüzünden ekran cezası verebilecek kadar cesur mu? Sanmam!..
Çıplak Türkçe ile, çıplak kızlar Türkçesi arasındaki farkı kavrayabildiği zaman belki bu cesareti gösterebilir...
Şimdiki sudan müdahalesi için eskilerin güzel bir sözü var. Anlaşılıyor ki bu sözü söylemenin zamanı gelmiş: "Pazar ola Hasan Bey..."