


Terzi elin kırılsın! Dar geliyor düğmeler!
Sıyrılıp kurtulmuştuk bu bayat edebiyattan, yine düştük bu eski edebiyata: Düğmeye bastılar, devletin altına dinamit koydular ve 12 Mart modeli yeni bir hükümet arıyorlar.
Kim arıyor? Orası belli değil...
Eski, kokmuş edebiyat:
İlik ve düğme....
Ayak ve ayakkabı...
Kalçalar ve pantolon...
Gövde ve gömlek...
Ayakkabı yine 42 numara, fakat ayak büyüyor. Köşker spatulan bükülsün, sıkıyor ayağı iskarpinler... Pantolon ise yine 40 beden... Fakat durmuyor genişledikçe genişliyor, değirmen taşı gibi ya da Karamürsel sepeti gibi yayıldıkça yayılıyor kalçalar... Terzi makasın eğilsin, sıkıyor popoyu pantolonlar... Gömlek yine aynı küçük beden, gövde ise şişmiş, olmuş büyük beden.
Terzi elin kırılsın...
Tutmuyor ilikleri düğmeler...
***
Bu usandırıcı, bitmez tükenmez eski açıklama tarzının ekonomik olarak gerçekci payı kuşkusuz vardır. Yıllardır milli gelir kişi başına 3 bin dolara çıkmakta, sonra krizlerle 2.500 dolara geri inmektedir. Toplumun ise nüfus sayısı artıp üretimde verimi aynı kaldığı için geçim darlığı, işsizlik, milli gelir pastasını paylaşma çekişmeleri ile kavgalar, vuruşmalar, çatışmalar, protestolar, memur yürüyüşlerini hızlandıran "kırmızı çizginin altına" inme eğilimleri de daha sık aralıklarla uç vermektedir.
Anladık dar geliyor düğmeler.
Fakat çözümü ordu darbesi mi?
Bunu düşünmek bile ayıp...
Problemleri siviller üretecek...
Asker gelip çözecek...
Yazmak bile kağıt zayiatı...
Kalem, mürekkep israfı....
***
O zaman; Çevik Kuvvet'e bağlı polislerin "Kana kan intikam... Ya Allah Bismillah Alahuekber..." diye sokaklara inerek, tabanca göstererek ve ülke çapında eylem koyarak yürümeleri devlete başkaldırıysa bunun da sivil çözümü vardır. Bütün çevik kuvvet polislerini bir gecede "devletin silahlı memuru olmaktan" çıkarıverirsin... Tıpkı ordunun 1963 yılında Talat Aydemir'in kışkırtmasına katılıp isyancı durumuna gelen Kara Harp Okulu öğrencilerini bir gecede atması gibi.... 1963'te Kara Harp Okulu'ndan ihtilal yapma girişimi olunca, bu eyleme karışan karışmayan hiç kimseyi ayırt etmemişlerdi.
Hasta olan, izinli olan....
Hepsini atmışlardı...
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan "21 Yüzyılda Polis" başlıklı araştırmaya göre, yüzde 81.8'i köy, kasaba, ilçe ya da küçük illerden gelen, yüzde 75'i liseden 5-6 not ortalaması ile mezun olmuş polislerin isyanı 300 milyon lira aylık maaşın yetersizliğine ise buradaki acı gerçeği de görelim.
Bugün bir sınav açılsa...
30 bin yeni polis alınacak...
Diye ilan verilse...
300 milyon lira aylıkla çevik kuvvet polisliği yapacak 1 milyon 300 bin kişi sınav için sıraya girer mi?
Bence girer.
***
Kimse polislere; "Gel arkadaş güçlü kuvvetlisin, babayiğitsin, seni çevik kuvvet polisi yapalım..." diye davetiye gönderip çağırmadığına ya da silah çekip "Polis olacaksın..." demediğine ve polis olanlar da Türkiye'nin şartlarını bilerek bu maaşı kabul ettiklerine göre, bu silah göstermelerin açıklaması nedir?
Acaba açıklama şu mudur:
Bu genç polislerin herbiri Özel Tim'in çalıştırıcısı İbrahim Şahin gibi olamadıkları için mi isyan ediyorlar? İbrahim Şahin, Susurluk davası mahkemelerine Mercedes otomobillerle gelmiş, çok pahalı cip kullanırken kaza geçirmişti. Bütün toplum ve onun içinden gelme genç polisler de bu tabloyu televizyonlardan defalarca seyretmişti.
Onların herbiri...
Bu sahnelere bakıp bakıp İbrahim Şahin'den "Ne eksiğimiz var?" diye içlerinden geçirmiş olamazlar mı?
Ayakkabı 42 numara...
Ayak durmuyor büyüyor....
Pantolon 40 beden...
Kalça durmadan büyüyor...
Terzi elin kırılsın...
Tutmuyor ilikleri düğmeler...