kapat

16.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Siyasiler şimdi bunu konuşuyor

Bu hükümet ne kadar gider, daha doğrusu bu hükümetin ayakta durması mümkün mü? Çıkmazdan kurtulmak için bir "Milli Mutabakat Hükümeti" kurulabilir mi?

Polisler tekbir getirerek yürüyor. Tabancalarını kılıflarından çıkarıyor. Kendilerini önlemek isteyen müdürlerini ezip geçiyor.

F tipi cezaevini protesto etmek bahanesiyle hemen her gün bir yerde gösteri düzenleniyor.

Polis bu gösterileri aşırı derecede şiddet uygulayarak önlemeye çalışıyor. Çıkan çatışmaların görüntüleri tüm Türkiye'nin içini daraltıyor.

Sol eğilimli göstericilere karşı tıpkı 30 yıl önce olduğu gibi yine bir "karşıt görüş" çıkarılıyor. Bu karşıt görüş, polise yardımcı oluyor.

Cezaevlerinde 200'ün üzerinde genç insan, zorla ölüme götürülüyor. Terör ağalarının devletle pazarlığında sonuca ulaşılamıyor, henüz hayatlarının baharındaki gençlerin ölümü bekleniyor.

Hava çok gergin
Cezaevi müdürleri mafya liderleri karşısında hazrolda bekliyor. Her gün yeni bir yolsuzluk çıkıyor. Batan bankalarda milletin milyarlarca dolarının buhar olduğu anlaşılıyor. Herşeye rağmen yapanın yanına kar kalacağı fikri kamuoyunda hakim oluyor.

Ecevit, Nice'de Avrupa Birliği fotoğrafına girmeye çalışırken, silahlı kuvvetler Güneydoğu sorunu konusunda Başbakanı çok sıkıntıya sokan bir açıklama yapıyor.

Fazilet Partisi'nin kapatılıp kapatılmaması bir hukuk sorunundan çok siyasi olarak ele alınıyor ve gücü yeten baskı yapmaya çalışıyor.

Ekonomik program rayından çıkıyor. Kriz adı altında milyonlarca küçük tasarrufçunun üç beş kuruşu da elinden alınıyor.

Sadece bu faktörleri sıraladığımız zaman bile ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı durum kendiliğinden ortaya çıkıyor zaten.

Başkent'te hava çok gergin. Hükümetin silahlı kuvvetlerle arasının çok iyi olmadığı gözleniyor. Ecevit bu dengeyi tek başına ayakta tutmaya çalışıyor; ama buna hem zamanı hem de sağlığı yetmiyor. Koalisyonun diğer ortaklarından MHP'nin askerle zaten hiçbir sorunu yok. ANAP ise açık açık olmasa da özellikle Avrupa Birliği konusunu kullanarak askerle görünmeyen bir bilek güreşi yapmaya çalışıyor.

Hükümetin Cumhurbaşkanı Sezer'le geçinemediği de biliniyor. Koalisyon liderleri ellerinden gelse Sezer'i bugün Çankaya'dan indirmeyi istiyorlar. Bu nedenle sık sık Sezer'in irticacı kesimlerden çok destek gördüğünü yaymaya çalışıyorlar.

Çankaya ile askerlerin arasının nasıl olduğu konusunda ise çelişkili yorumlar var. Sezer'in askerle birlikte hareket ettiğini hararetle savunanlar olduğu gibi, bunun tam tersi olduğunu ileri sürenler ve çok ciddi kanıtlara dayandıklarını söyleyenler de var.

Bütün bunlar ülke yönetiminin siyaseten çok sıkıntıda olduğunun, ülkede bir otorite boşluğu doğduğunun kanıtları.

İşte bu yüzden başkent siyasi kulislerinde bir 'milli mutabakat hükümeti' sözleri dolaşıyor.

Başkentte yeni senaryo
Bütün partilerin katılacağı bu milli mutabakat hükümetine dışarıdan bazı bakanlar alınacağı da söyleniyor. Bu hükümetin başkanının zorunlu olarak Meclis içinden seçileceği, iki başbakan yardımcının dışarıdan olabileceği, asıl yönetimin de onlarda olacağı ileri sürülüyor. Bu iki isim için de bir eski belediye başkanı ile bir kamu bankasının eski genel müdürünün adı dolaşıyor.

Başkentte bu senaryolar konuşulurken krizi daha hafif atlatmanın da formülleri konuşuluyor. Örneğin bayramdan sonra çok geniş çaplı bir hükümet değişikliği de konuşuluyor.

Liderlerin kendi partilerinden bakan olanlar arasında önemli değişiklikler yapacakları belirtiliyor. En az 10 bakanın değişmesiyle ortaya çıkacak yeni hükümetin farklı hükümet görüntüsü vereceği ve yeni bir heyecan yaratabileceği savunuluyor.

Tantan artık açık konuşsa
Her büyük olaydan sonra İçişleri Bakanı Sadettin Tantan gazete manşetlerine çok yakışan önemli sözler söylüyor. "Nufüz casusları" diyor "Tapınak Şövalyeleri" kavramını ortaya atıyor, "Yakında bombalar patlayacak" iddiasında bulunuyor, "Hepsini tesbit ettik, yakında isimleri açıklanacak" diye konuşuyor. Bu sözlerin hepsi manşet oluyor. Ama o kadar. Ya sonrası?

Sadettin Tantan polislerin ayaklanmasından sonra da yine benzer açıklamalarda bulundu. Tantan "Nerede yolsuzluk ortaya çıktıysa orada polis yürüdü" dedi. Son olayları yolsuzlukların ortaya çıkmasını önlemek isteyenlerin kışkırttığını iddia ediyor böylece Tantan. İçişleri Bakanı "devletin temeline dinamit koyanlardan" söz ediyor.

Kim bunlar, kimler devletin önemli odaklarına kadar sızdılar, kimler telefonlarla talimat verip polisleri kışkırtıyor? Artık bunları öğrenmek hakkımız. Her olay bizi de heyecanlandırıyor, Tantan'ın sözleri ile teselli buluyor ve sonuç alınacağını sanıyoruz. Ama öyle olmuyor. Tantan bunu hep yapıyor. Güvenirliliğini de sarsıyor.

Teşekkürler Sayın Sezer
Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer kamuoyunun vicdanının sesini dinledi ve Af Yasası denilen ucubeyi veto etti. Cumhurbaşkanı Sezer benim tahminim aksine, elini taşın altına koymaktan hatta tuzağa düşürülmekten korkmadı ve halkın yüzde 70'inden fazlasının karşı olduğu affı geri çevirdi.

Kendi yaptıkları affı kendileri beğenmeyen ve kamuoyundan büyük tepki alan koalisyon ortakları Sezer'in yasayı imzalamak istemeyeceğini, ama daha sonraki gelişmelerden endişe ederek önce imzayı atıp sonra Anayasa Mahkemesi'ne gideceğini hesaplıyordu. Tabii iktidar açısından bakınca her iki durumda da Sezer zorda kalacak.

Ancak Sezer korkusuz davrandı. Vetonun yaratacağı hayal kırıklığını ve cezaevlerinde çıkması muhtemel olayları göze alarak halkın, sağduyunun ve vicdanın sesini dinledi.

Şimdi, affa karşı kampanya açan, günlerdir tüm Türkiye'yi ayağa kaldıran sivil toplum kuruluşlarının, başlaması muhtemel saldırılar karşısında Sezer'in yanında yer almaları gerek.

* Kredi kartı faizleri neden çok yükseldi?

* Genel ekonomik durumu biliyoruz ama kart sahiplerinin bunda suçu ne?

* Bankalar kredi kartı faizlerini biraz daha idare edemezler miydi?

* Ekstrelerdeki "Gecikme zammı" ne demek?

* Geç kalan zaten yüklü bir faiz ödemiyor mu?

* Gecikme zammı adı altında alınan para haksız kazanç değil mi?

e-mail'ler den

* Kim 500 milyar ister çok güzeldi. Ama giderek daha az yarışmacıyla daha uzun süre harcıyorlar. Yarışmanın zevki kaçıyor, bilgi almak da zorlaşıyor.

* Türkiye'nin sizin gibi insanlara ihtiyacı var. Lütfen bu çizginizi hiç bozmayın.

* Daimi İşçilik Sınavı 1 Ekim'de yapıldı. Sınavı ben de kazandım ama hala yerleştirme yapmadılar. Basın olarak niçin üzerine gitmiyorsunuz?

* Mahsun Kırmızgül hayranıyım. Ona bir türlü ulaşamıyorum. e mail çektim cevap yok, bürosunu arıyorum telefona çıkmıyor. Bari siz yardım edin.

* 96 yılında Sağlık Meslek Lisesi'nden mezun oldum. DMS sınavına girip barajı aşan herkes işe yerleştirilecek dendi. Ama hala açıktayız, işkence çekiyoruz.

* Hep popülist yaklaşıyorlar. Madem Galatasaray o kadar başarılı neden Fenerbahçe ile uğraşıyorlar?

* Fanatik Galatasaraylıyım. Fenerbahçe'yi hiç sevmiyorum. Kıskançlıktan çatlasanız da şampiyon biz olacağız.

* Bilirkişi kavramı çoğu zaman pisliğin örtülmesi bir çok insanın haksız kazanç sağlama kapısı ve güya adalet haline geldi. Herkes bunu biliyor ama üç maymunu oynuyor.

* Almanya'da bir PKK sitesi gördüm. Şok oldum. Alman hükümeti buna nasıl ses çıkarmıyor?

* Tazminat davalarında alınan harçlarla ilgili yazınız yanlış. Harçlar sizin yazdığınız kadar çok değil, düzeltin.

* Nostradamus 21. yüzyılın 666 sayısı ile bağlantısını yazmıştı. İncilde de bu var. Bunlar biliniyor. İbranice'de ise 666'nın yazılışı www yani internet.

* Trafik polislerinin kontrollere son vermesi hususunda çok yanılıyorsunuz. Eşinizin alkollü bir sürücü tarafından paramparça edildiğini düşünün, bir daha böyle yazmazsınız.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır