Cezaevlerinde ölüm orucuna yatan 249 mahkum ve tutukludan 34'ü artık ölümün eşiği olan 57'nci güne geldiler.
Devlet ya kendisine meydan okuyan örgütlerin cinayetlerini seyrederek kendini inkâr edecek veya onları kurtarmak için güç kullanmayı göze alacaktır.
Cumhurbaşkanı dün tavrını açıkladı:
"Yaşam hakkını sona erdireceği tehdidiyle kimi koşulların sağlanmaya çalışılması kabul edilemez."
Ardından da Adalet Bakanı Türk bir basın toplantısı yaparak eylemi durdurmaya yönelik görüşmelerin kesildiğini bildirdi.
Hükümetin uzlaşmacı yaklaşımı, anlaşılıyor ki ölüm oruçlarını organize eden örgütü cüretlendirdi. Bakana göre şu yeni istekler geldi:
1. F tipi cezaevlerinden vazgeçilmesi;
2. Terörle Mücadele Yasası'nın dört maddesinin kaldırılması;
3. DGM'lerin kaldırılacağı güvencesinin verilmesi..
Egemenliğinden vazgeçmek istemeyen örgütler, mahkumların en az 18-20 kişilik koğuşlarda tutulacağı bir düzeni dayattı.
Adalet Bakanı Türk "Koğuş sisteminin devamı anlamına gelecek bir adımı kabul edemeyiz" dedi.
Sonra da ülkede düzeni bozan boyutlara dayandığını belirterek "insanı ölüme mahkum eden eylem tarzının derhal bitirilmesi" çağrısı yaptı.
Bu çağrı, hükümet adına yapılmış bir "Bizden günah gitti" uyarısıdır.
Hükümet, devletin zor kullanma hakkına başvurmamak için gerçekten her şeyi yaptı. Bundan fazlası otoritenin iflâsını getirecektir.
İşaretler, ölüm oruçlarına müdahale etme noktasına yaklaşıldığını gösteriyor. Çünkü bunun hukuki ve ahlâki şartları oluşmuştur.
Dileğimiz, hükümetin kabul ettiği tavizlerle yetinilmesi ve insan hayatı ile kumar oynayanların devlet gücüne direnmemesidir.
Yaşama hakkını güvenceye almak amacına yönelik devlet zoruna karşı koymak, kimseyi kamu vicdanında kahraman yapmayacaktır.
Cinayete teşebbüs halindeki bir suçlunun kaderine mahkum edecektir
Affa veto.. Şimdi ne olacak?
Cumhurbaşkanı, adil bir mahkeme gibi davrandı ve af yasasını veto etti!
Haber Başbakan Ecevit'i üzdü.
Üzüntüsünü ne büyüklükte bir kitlenin paylaştığını bilemeyiz ama Sezer'in kararı eminiz ki adalete güvenini kaybetmekte olan yığınları memnun etmiştir.
Cumhurbaşkanı'nın veto gerekçeleri, af kanununun taşıdığı kabul edilemez çarpıklıkları ve eşitsizlikleri tek tek sayıyor.
Şimdi hükümet ne yapacak?
Veto gerekçelerini gözeten yeni bir af mı planlayacak, bu yasayı meclisten ikinci kez geçirerek Sezer'i onaylamak zorunda mı bırakacak, yoksa bir süre unutacak mı?
Koalisyon liderleri bugün karar verecek.
Dış politikada ve ekonomik alanda hayati kararlar gerektiren günleri hükümet ve meclis, af kanununun, cezaevlerindeki ölüm oruçlarının ve polis eylemlerinin açmazlarında tüketiyor.
Hazin bir durum bu..
Üçlü koalisyon, alternatifsizliğinin yüklediği tarihi sorumlulukla, yeniden doğuş sayılacak bir toparlanmanın basiretini ve cesaretini acaba gösterebilecek mi?