|
|
Sezer affı veto etti
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Şartlı Salıverme Yasası'nı, vatandaşın adalete güveninin sarsılacağı gerekçesiyle TBMM'ye iade etti
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 10 yıllık ceza indirimi ve şartlı salıverme öngören af yasasını veto etti. Yasayı dün akşam saatlerinde TBMM'ye iade eden Sezer veto gerekçelerini 6 sayfalık bir metinde anlattı. Yasanın Anayasa'nın eşitlik ilkesine, hukuk ve adalet aykırı olduğuna dikkat çeken Sezer, yasa için, "toplumun vicdanını incitecek niteliktedir" ifadesini kullandı. Af yetkisinin, hukuksal değerden yoksun olarak kullanılamayacağına da dikkat çeken Sezer, yasaya yönelik ağır eleştirilerde bulundu. Sezer "Cezaevlerinin mevcudunun azaltılması gibi hukuksal değerden yoksun düşüncelerle af yetkisinin kullanılması, toplumda adalete ve yasalara duyulan güveni azaltır. Böyle bir yasanın yayımlanması 'Devletin temeli adalettir' inancını yok edecek, toplum düzenini bozacak ve yurttaşların adalete olan güvenini sarsacaktır" dedi. Sezer, yasayı veto gerekçelerini özetle şöyle sıraladı:
VİCDANI İNCİTİYOR
Karmaşık: Yasa'nın 1. maddesinin 2. fıkrasında çelişkili ve karmaşık bir düzenleme öngörülmektedir. "Tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalardan" söylemiyle, on yıllık indirim hesaba katılmadan şartla salıvermeden yararlanmak için çekilmesi gerekli ceza süresinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, hükümlünün on yıllık ceza indiriminden başka, süresi dolduğunda, ayrıca şartla salıvermeden de yararlanacağı, dolayısıyla on yıllık indirim süresinin koşulsuz bir af niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Ancak, bu sonuç, on yıllık indirimle hükümlülük süresi dolmuş olanların şartsız salıverilmeleri yerine şartla salıverilmelerinin öngörülmüş olmasıyla bağdaşmamaktadır.
Yetki özenle kullanılmalı: Yasama organınca af yetkisi kullanılırken toplumun huzuru, adalet anlayışı ve hukuk devleti kavramlarının ve herkesin yasalar önünde eşit olacağı ilkesinin gözden uzak tutulmaması, affın, adil ve dengeli sonuçlar vermesine, suçtan zarar görenlerin incitilmemesine ve Anayasa'ya uygun olmasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Vicdan incitilmemeli: Yasa, Anayasa'nın eşitlik ilkesine, hukuka, adalete, toplum huzurunu sağlamaya yönelik değildir ve toplum vicdanını incitecek içeriktedir.
Hukuksal değeri yok: Cezaevi mevcudunun azaltılması gibi hukuksal değerden yoksun düşüncelerle af yetkisinin kullanılması, adalete güveni azaltır.
Adalete güveni sarsar : Bu yasanın yayımlanması 'Devletin temeli adalettir' inancını yok edecek, toplum düzenini bozacak ve adalete olan güveni sarsacaktır.
Sezer, gerekçede, 1991'de çıkarılan ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen "şartla tahliye" yasasını örnek gösterdi.
Ersin BAL
Nasıl bir ölçüt kullanıldığı belli değil
CumhurbaŞkanI Sezer'in 5 sayfalık veto gerekçesinde hukuki açıdan çelişkili ve adeletsiz bulduğu düzenlemeler şöyle:
1) Anayasa gereği affedilemeyecek suçlar arasında sıralanan Devlet aleyhine işlenen suçlarla ilgili TCK'nun 125-157, 161, 162, 168, 171, 172 maddeleri af kapsamında değil. Ancak 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nda düzenlenen cumhuriyetin niteliklerini değiştirmeye yönelik örgüt kurup propaganda yapanlar af kapsamında.
2) Tasarlayarak adam öldüren ya da birden fazla kişiyi canavarca hislerle öldürenler yasadan yararlanıyor, ancak para cezasına mahkum edilmeleri öngörülen tehdit ve firar suçlarını işleyenler yararlanamıyor
3) Irza geçtikten sonra adam öldürene şartla tahliye yok, ancak mağduru kaçırıp öldürenlere af var
4) Görevİ kötüye kullananan memura (TCK 240. madde) af yok, ancak nüfuz ve baskı altında karar veren (TCK 233.madde) hakimlere af var.
5) Askerİ Ceza Kanunu ile kapsam dışı bırakılan maddeler sayılmadığı için askeri yargıya bağlı kişilerin işledikleri görevi kötüye kullanma suçu af kapsamına alınmıştır.
6) Yasa, davası erken biten ve hükmü kesinleşen kişilerin aleyhine işliyor. Aynı durumda olup, davası sürenler şartlı tahliyeden yararlanıyor.
İşte teknik nedenler
Cumhurbaşkanı Sezer, Yasa'nın "hukuka aykırı ve çelişkili kuralları kapsadığını" belirterek bu kuralları şöyle sıraladı:
1- Cumhuriyet'in niteliklerini, siyasal, sosyal ve ekonomik düzeni değiştirmeyi, Devlet'in ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan örgütleri kuranların, yönetenlerin ve Devlet'in ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedef alan propaganda yapanların cezalandırılmasını öngören kuralları ayrıklık kapsamına alınmamıştır.
2- Yasa'daki önemli bir çelişki, eylemlerin ağırlığı nedeniyle kamu düzenini bozup, kamu vicdanını incitici nitelikte olan ve karşılığında idam öngören bazı suçlarla, müebbet ağır hapis ve 30 yıl ağır hapis cezası gerektiren suçların yasa kapsamına alınmasına karşılık, yedi günden altı aya, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve yalnızca para yaptırımı öngörülen tehdit suçu kapsam dışı bırakılmıştır. Aynı şekilde iki aydan altı aya, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülen firar suçu gibi kısa süreli hürriyeti bağlayıcı yaptırım öngören çok sayıda madde de kapsam dışında bırakılmıştır.
3- Yasa'daki bir başka çelişki, benzer nitelikte suçları birlikte kapsam dışında tutması ya da kapsam içine alması gerekirken, farklı uygulamalar öngörülmüş olmasıdır. Irza geçme ya da ırza tesaddi eylemleri nedeniyle mağdurun ölümüne sebebiyet veren faile müebbet ağır hapis cezası öngörülen madde kapsam dışında bırakılırken, kaçırılan kimsenin ölümüne neden olanlar için müebbet ağır hapis cezası yaptırımı öngörülen maddeye aykırı davrananların, Yasa'dan yararlanmaları sağlanmıştır.
4- Yİne memuriyet görevini kötüye kullananlar aftan yararlanamayacak; buna karşılık, nüfuz ve tesir altında karar veren yargıçlar, Yasa'dan yararlanabileceklerdir. Yasa'da, buna benzer çelişkiler içeren pek çok örnek vardır.
5- Yasa'nın 1. maddesinin 4. bendinde, üst sınırı on yılı geçmeyen cezaları gerektiren suçlarda, dava açılması ve kesin hükme bağlanması ertelenmekte; ancak, ilgililere istemeleri durumunda, yargılanmalarının sürdürülüp aklanmaları olanağı tanınmamaktadır.
6- Yasa'da öngörülen "davanın ertelenmesi" kavramı hukukumuza ilk kez getirilmektedir. Ancak, Yasa'da, davanın ertelenmesinin koşulları belirlenmemiş, diğer yasa kurallarıyla uyumu gözetilmemiştir. Bu nedenle düzenleme, uygulamada farklılıklar ve eşitsizlikler yaratabilecektir. Bu da yargıya büyük yük getirecek ve adalete duyulan güvenin yıpranmasına neden olacaktır.
7- Ayrıca, davanın ertelenmesi, Yasa'nın diğer düzenlemeleri ile de uyum içinde bulunmamaktadır. Kural, davası erken biten ve hükmü kesinleşen aleyhine sonuç doğuracaktır.
8- HaklarInda yakalama, tutuklama ya da mahkumiyet kararı bulunup da firar halinde olanların yasadan yararlanmaları bir ay içinde resmi mercilere başvurup teslim olma koşuluna bağlanmıştır. Bu kural, yalnızca sorgusunun yapılması için hakkında gıyabi tutuklama kararı verilen ve bu durumdan haberi olmaması nedeniyle altı aylık mahkumiyeti bulunan ve belki de beraat edebilecek kişinin, bir ay içinde başvurmadığı için Yasa'dan yararlanamamasına neden olacaktır.
9- Geçmişte birkaç günlük cezayı gerektiren bir suçtan dolayı şartla salıverme ya da af hükümlerinden yararlananların, bu Yasa hükümlerinden yararlanamamaları hukuka uygun düşmemektedir.
10- Yasada görevi kötüye kullanma suçu askeri ceza yasası ile Türk Ceza Yasası açısından farklı uygulama getirmektedir. Yasa'da kapsam dışında bırakılanlar yönünden nasıl bir ölçüt kullanıldığı ya da değerlendirme yapıldığı saptanamamıştır. Yapılan incelemede, ceza süresi, hukuksal yarar, ihlal edilen değer ve konu yönünden bir sıralama ya da tercih ölçütüne rastlanılamamıştır. Böylece, Yasa'da hukuk devleti ve eşitlik ilkesine aykırı düzenlemelere yer verilmiştir.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|