kapat

16.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Büyük lafı bırakalım...
Eskiden solcu hastalığıydı, şimdi tüm topluma sirayet etti.

Sağcısı, solcusu, memuru, amiri her olayın arkasında büyük güçlerin parmağını, emperyalistlerin oyununu arar oldu.

Komplo teorilerine bayılıyoruz. İşimize de gelmiyor değil. Topu bilinmeyen güçlere atarak işin işinden sıyrılıyoruz. Beylik laflar hazır:

Oyun içinde oyun var...

Türkiye'yi bölmek isteyenlerin raftan indirdiği senaryo...

AB karşıtlarının yeni oyunu...

Kim bunlar? Yüzyıllardır bizden ne istiyorlar? Neden bizle uğraşıyorlar, başka ülke yok mu?

Yanıtları önemli değil. Nasıl olsa sözün altı dolu mu boş mu diye bakan yok. Babayani birkaç laf, gizemli bir üslüp, çok şey biliyormuş edası yetiyor da artıyor bile.

Sol gelenekten gelen, komplo teorileri dinlemeye alışkın bir kişi olarak rahatlıkla söyleyebilirim: Yeni nesil komplo teorileri ipin uçunu kaçırdı, zıvanadan çıktı.

Belinde silahla yürüyen polisler niye Tantan aleyhine slogan atmışlar biliyor musunuz?

Tahmin edin...

Ben söyleyeyim:

"Kasırga operasyonunu başlattığı için şer güçlerin örgütlediği polis Tantan aleyhine bağırdı"

Ne ilgisi var demeyin. Komplo teorisi böyle birşey. Bağlantıyı kur kurabilirsen.

Kasırga operasyonu kimi vurdu?

Murat Demirel'i.. Garipoğlu'nu.. Balkaner'i..

Üç eski bankacı nerede? Cezaevinde..

Komplo teorisine göre; İstanbul yürüyüşünü bu sabık bankacılar örgütledi..

Bunu söyleyen bir partinin genel başkanı.

Daha bitmedi...Balinacılar İzmir'i, Paraşütçüler Gaziantep'i, Bufalocular Mersin polisini harekete geçirdi... Uydur uydurabildiğin kadar.

Herkes "vay anasına" diyor, geçiyor. Kimse gerçeği kurcalamıyor. Kurcalamak istemiyor...

***

Çevik Kuvvet polisi diyor ki, "Seyrettiğim vitrinler öfkemi arttırdı. Hiçbir zaman ulaşamayacağım yaşam tarzını gördüm. Hırsımı gösterilerde hışımla vurduğum jopumla aldım."

Çevik Kuvvet polisinin eşi diyor ki, "Sinirli oldu. Gecikti diye salatayı kafamda parçaladı. Uykusunda 'dağılın ulan' diye bağırıyor."

Polisi davranış bozukluğuna iten ne? Komplo teorilerini bir kenara bıraksak da küçük mesele diye hafife aldığımız bu tür konularla biraz ilgilensek.

Türkiye'yi değil de bireyleri kurtarmayı düşünsek. Birey kurtulunca, o bireyin yaşadığı ülkenin de kurtulacağını anlasak.

***

Yıllarca PKK'ya da böyle yaklaşmadık mı?

PKK militanları 1983 yılında Suriye'nin güdümündeki üç beş çapulcuydu... Sonra baktık ki 10 bin kişi olmuşlar... 1983'ten 1993'e kadar PKK meselesine komplo teorileriyle yaklaştık. İş işten geçerken aklımız başımıza geldi de hayat damarları üzerine gidebildik. Dağa çıkma nedenlerini sonunda masaya yatırdık.

***

Cezaevlerine, ölüm oruçlarına da komplo teorileriyle mi yaklaşıyoruz?

Bu kez tümünü aynı kefeye koyup işin içinden sıyrılmayalım.

Ölüme yatan kim? Eli silahlı katiller mi, yoksa örgütün kölesi olmuş gençler mi?

Örgüt ölüm oruçlarını sürdürmek istiyor. Ölüm orucundakiler ise çaresiz. Fikirlerini soran yok. Çoğu istemiyor ama bir kere örgüt karar vermiş: "Geri dönüşü yok." Çoğu, devletin hapishanesinde örgütün esiri olmuş.

Belki onlar da kader kurbanıdır.

Teröristten kader kurbanı olur mu demeyin.

Bal gibi olur...

Gençtir, parasızdır, büyük kent ürkütmüştür. Sığınacak kapı arar. Bu ortamda farkında olmadan örgütün ağına düşer. İlk aylar iyidir hoştur. Bir gece ansızın afiş asmaya çıkarırlar. İlk yasadışı eylemden sonra bu genç artık kader kurbanıdır.

Şanslıysa eline silah bile almadan yakalanır. Cezaevine girer ama örgütten yine kurtulamaz. Karşı gelmek ölüm demektir. Bir gün kura çekilir ölüm orucuna yatması istenir.

Örgütün lideri de, askeri, polisi vuran eli kanlı katili de kuraya girmez. Onlar lider kadrodur. Afişci genç ise çaylak...

Ölmeye çaylak genci yatırırlar.

Bu durumda en az 60 genç var. Hiçbir eyleme karışmamış ama örgüt üyesi olduğu için cezaevine düşen 60 genç. Şimdi istemeye istemeye ölüm orucundalar. Haykıracaklar ama izin vermiyorlar.

Haydi. Komplo teorilerini bırakalım. Sorun da çözüm de belki daha basittir.

MEHMET TEZKAN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır