kapat

14.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Yumurta kapıya dayanınca ülkesi

Polisler yürüyor...

"Neden yürüyorlar" sorusunun cevabını ben size çok kısa, onların ağzından vereyim.

Çok kısa alelacele yazılmış mesajlar geliyor e postaya, "Adımızı verme ama durum bu" diyorlar.

Farklı kişilerden, farklı bölgelerden geliyor (bunu kontrol etmek mümkün), benzer şeyler söylüyor...

Ama mesajlarda ana tema şöyle:

"Türkiye'de polis politikacının uşağı durumunda.

Her önüne gelen polisi istediği gibi kullanabiliyor.

Bir uzman çavuş bile üniversite mezunu polisten fazla maaş alıyor.

Bize bırakın maaşı, kaliteli bir silah bile vermediler.

Teröristler kaleşnikoflarla saldırı yaptılar.

Biz Kırıkkale silahla mı cevap vereceğiz?

Ayrıca doğru düzgün olarak istihkaklarımızı bile alamıyoruz.

Canımızı dişimize takıyoruz ama aldığımız ücret evimizi geçindirmeye yetmiyor.

Biz ülkemizi, vatandaşımızı sevmiyor değiliz, şartlarımızdan şikayetçiyiz."

***

Oysa dışarıdan bakıldığında amirlerine karşı isyankar bir polis, kontrol dışına çıkabilme emareleri gösteren ve vatandaşını ürküten polis, amirlerince hakkında soruşturma açılan bir polis manzarası doğuyor.

Çünkü belli ki içeriden kaynamış, kaynamış, kaynamış, son verdikleri şehitler bardağı taşırmış, patlamışlar.

Şimdi keskin sirke küpüne zarar...

Durup durup son anda patlamak bizim tipik bir Türk özelliğimiz.

Mesela bir Fransız başka bir Fransız'a dirseğiyle çarpsa hemen cevap alır, "Kardeşim biraz dikkat etsene" diye.

Bir daha çarpsa ses iyice yükselir.

Etraftakiler duyar.

Diğeri de dikkat eder artık.

Bizde birinci çarpmada ses yok.

İkinci çarpmada ses yok.

Üçüncü çarpmada Türk adamı "Dellenme lan" diye döver.

Sonra anlat "İki kere çarptı, asabımı bozdu" desen de adamı durduk yerde dövdü diye suçlu olursun.

***

"Bardak taşmadıkça kimse dikkate almıyor" savını bertaraf etmek görevi yöneticilere düşüyor.

Başta hükümete!

Ara seslere kulaklar tıkanmadıkça, uçlara gidilmesi önlenebilir.

Türk polisinin sağduyusunu kullanıp, sesinin duyulduğunu bilip yöneticilere ceza değil çözüm bulma imkanını tanıması gerek.

Yöneticiler bundan böyle bardak taşmadan devreye girmek refleksine sahip olamayacaklarsa o makamı yönetim yeteneği olanlara bırakma duyarlılığını göstersinler.

Fıkra
Kurtarma ekibi uçağın düştüğü bölgeye geldiğinde bir de bakar ki...

Adamın biri sırtını bir ağaca dayamış, elinde bir but yiyor. Ağacın yanında da yediği butlardan oluşan bir kemik yığını...

Yediği buttan kafasını kaldırıp kurtarma ekibini gören kazazede bağırıyor:

- Şükürler olsun Tanrı'ya, kurtuldum.

Kurtarma ekibi tam bir şok içinde kemik yığınına bakıyor. Belli ki adam arkadaşlarını yemiş.

Kurtarma ekibinin yüzündeki dehşet ifadesini sezen kazazede atılıyor:

- Beni bu yüzden hiç yargılamaya hakkınız yok. Hayatta kalmak için yaptım.

Yaşam içgüdüsü bu!

Kurtarma ekibinin lideri adama doğru ilerliyor, bir yandan da inanılmaz manzara karşısında hayretten kafasını iki yana sallamaktadır, kazazedeye bakıyor ve...

"Hayatta kalmak için kullandığın yaşam içgüdüsüne bir diyeceğimiz yok da... Allah'ın belası herif, bu uçak daha dün düştü!"

Ramazan adresi
Gerçi en uzun site adı değil, dünya rekoru kırmıyor ama akıl eden etmiş.

https://www.euzubillahiminesseytanirracimbismillahirrahmanirrahim.com

Ramazan ayında internet üzerinden de Kur'an portalına ulaşmak isteyenler tıklayabilir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır