


Hasar tespiti
Çarşamba, saat 09.00... Ankara'nın göbeğinde, Başbakanlık Binası'nın az ötesindeyiz... Önceki gün "olayların" çıktığı, Kızılay'da.
Manzara:
"Tam bir felaket."
Yerlerde öbek, öbek "cam kırıkları... Taşlar."
Esnafın suratı, sanki "mahkeme duvarı."
Gelip, geçenler "camı kırılmış işyerlerine" bakıyor.
Bir mağazanın vitrininde "camcılar" çalışıyor.
Yoldan geçen "biri", iyiniyetle "kolay gelsin" diyor.
Mağazanın sahibi olduğu anlaşılan biri "barut fıçısı" gibi.
- Kolaysa, başına gelsin.
Bir anda ortalık geriliyor.
Kavga çıkması an meselesi.
"Yapmayın... Etmeyin" diyoruz.
İşyeri sahibi "Kusura bakmayın... Sinirlerim bozuk... Sabaha kadar uyumadım" diye konuşuyor.
Ve ağlamaya başlıyor:
- Kirayı bile ödeyemezken... Nereden geldi şimdi bu felaket?
***
"Yüksek katlı" bir apartmanın önündeyiz.
"Taş yağmuru" sağlam cam bırakmamış.
Binanın, beşinci katında "TSİP" var.
Dördüncü katında da "ÖDP."
Taşlar "oranlara" atılmış ama...
"Alt katlar da" nasiplerini almışlar.
Alt katlarda "Simge Kuaför" var, "Op. Dr. Hasan Yıldırım'ın muayenehanesi" var, "Efes Büfe" var, "Sistem Dersanesi" var... Var oğlu var.
***
Yılların "Emel Kundura"sı, kepengi indirdiği için "hasarsız."
Yine yılların "Ayhan Mağazası", kepengi olmadığı için "hasarlı."
Çocuk ayakkabıları satan "Disney" de, hasar görenlerden.
Kimi diyor ki:
- Gece saat 24.00'e kadar uğraştık... Kırılan camların yerine yenisini taktırdık.
Kimi diyor ki:
-- Gece camcı bulamadık... Sabaha kadar dükkanda bekledik.
Ve "hepsi birden" diyor ki:
- Devlet nerede?.. Bunu aynen böyle yazın Yavuz Bey... İsterseniz gazeteye kayıp ilanı verelim "Devlet Aranıyor" diye.
***
Bayındır Sokak'tayız.
"Girişte" Fransız Kültür Merkezi var.
Camları "aşağı inmiş."
"Az ötede" bir Ankara klasiği olan "Körfez Lokantası."
Lokantanın "taşları sökülmüş."
"Taraflar" kavgada birbirlerine fırlatmışlar.
***
İnkılap Sokak'tayız.
Taş yağmurundan "Çankaya Belediyesi" de, kısmetine düşeni almış.
Belediyenin önünde "camları kırılmış... Kırılan camların yerine naylon gerilmiş" resmi araçlar.
Yaşlı bir teyze önümüzü kesiyor:
- Nedir bu olanlar?
Sonra, bir esnaf:
- Yazık bizlere... Yazık bu millete.
Bu arada eski milletvekillerinden, Avukat Atilla Sav ile karşılaşıyoruz.
Onun yazıhanesi de "orada."
İşyeri hasar gören "komşularını" ziyaret ediyor... "Geçmiş olsun" diyor.
***
Gittik sokak, sokak dolaştık ve gördük ki...
"Moral hasar" maddi hasardan çok daha büyük.
Halk, "pimi çekilmiş bomba" gibi...
***
Sayın yöneticilerimiz!..
Lütfen "Kızılay'a kadar" yürür müsünüz?
"Eserinizi" görmek, "yönetimi üstlendiğiniz halkı" dinlemek için.