


2001 tahminleri
Her kriz kötüdür. Ama bu kriz en kötüsü idi. Çünkü çok yanlış bir zamanda oldu. Kasım sonu Aralık başı kriz çıkarmanın ne alemi vardı? Birkaç ay beklense, en azından benim iki ayağım bir pabuca girmezdi.
Seninle ne alakası var diyeceksiniz. Çok basit. Adetimiz Aralık sonunda bir sonraki yılın tahminlerini açıklamak. Bu kolay bir iş değil. Bilgisayar başında günlerce oturmayı gerektiriyor.
Normal olarak yaz aylarında işe başlıyoruz. Ders ve öğrenci yok. Konferans talebi az. Televizyon tatilde. Sayıların içinde kaybolacak zamanımız oluyor. Büyüme, enflasyon, ödemeler bilançosu dengesi, vs. hepsi için muhtemel senaryoları geliştiriyoruz.
Bu yıl da öyle yaptık. Planımız, Aralık'ta son verilere ve genel gidişata bakarak bunlardan birini seçmekti. Doğallıkla bazı revizyonlar gerekecekti ama işin en zor kısmı bitmişti.
Kriz geldi. Bütün hesaplar altüst oldu. Ay sonuna da bir şey kalmadı. Üstelik araya uzun bir şeker bayramı giriyor. Vaktin bol olduğu günlerde harcanan zaman boşa gitti. Yazın onlarla uğraşacak yerde tatile çıkmadığıma pişmanım.
Neyse, günlerdir burnumdan soluyarak serileri yeniden oluşturmaya çabalıyorum. Haftada on saat ders artı üç yazı artı bir televizyon programı arasında sayılarda yoğunlaşmak çok zor oluyor. Anlayacağınız dertliyim.
Belirsizlik artıyor
2001'de ekonominin ciddi şekilde yavaşlayacağı konusunda hiç tereddüt yok. Faiz artışı tüketim ve yatırım harcamalarını kısacaktır. Bankaların likidite sorunu kredi hacmini daraltacaktır. İç talep düşünce, bir yandan üretim diğer yandan ithalat azalacaktır.
Buraya kadarı kolay. Büyüme düşecek. Esas soru ne zaman ve ne kadar düşeceği. İlk çeyrekde milli gelirin gerileyeceği, yani büyümenin eksi çıkacağı bence kesin duruyor. Resesyonun ikinci çeyreğe yansıması ihtimalini de yüksek görüyorum.
İş tahminleri somutlaştırmaya gelince, çok ciddi belirsizlikler ortaya çıkıyor. Bir kaç örnek verelim. Faizler eninde sonunda normalleşecektir. Peki ama krizin yarattığı belirsizliğin faizdeki etkisinin ortadan kalkması için kaç ay gerekiyor?
Üç ay mı? Altı ay mı? O kadar çok bilinmeyene bağlı ki... IMF'den gelen "ek rezerv kolaylığı" gecelik ve bono-tahvil faizlerine nasıl etki yapacak? Hazine'in yılın ilk iki ayındaki 7 katrilyon TL (yaklaşık 10 milyar dolar) iç borç itfası ne olacak?
Kriz sırasında Türkiye'yi terkeden yabancı kuruluşların davranışı da çok önemli. Acaba geri dönerler mi? IMF'nin de desteği ile Frankfurt ve New York'ta yapılan toplantılar bir işe yarayacak mı?
Bütçe ne olacak? Ağır bir resesyon yılın ilk yarısında vergi gelirlerinde büyük delikler açacak. Halbuki aynı anda faiz giderleri hızla artmaya başlayacak. Demek ki bütçe açığı kanunlaşanın çok üstünde seyredecek.
Bütçe hedeflerini tutturmak için hükümet vergileri yükseltirse, iki olumsuz etkisi var. Biri, zaten kısılan talep büsbütün ölecek. Diğeri KİT ürünlerine ve zorunlu tüketim mallarına yapılan zamlar enflasyonu yükseltecek. Kur makası açılacak. Fasit daire yeniden başlayacak. Son olarak, şu günlerde hızlanan özelleştirme var. Yarın tekrar yavaşlamayacağına nasıl güvenebiliriz?
Kötümserlik yayılıyor
Maalesef siyasi belirsizlikler de artıyor. AB'ye tam üyeliğe karşı kesimlerin mevzi kazandığı anlaşılıyor. Anayasa mahkemesinin son kararı FP'nin kapatılması ihtimalini, yani önümüzdeki yıl bir genel seçimi gündeme getiriyor.
Af, F tipi cezaevleri, polisin gösterisi, vs. pek çok işaret hükümetin siyasi güç ve meşruiyetinde aşınmanın ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Hemen soralım: ekonomik belirsizliklerin üstüne bir de siyasi kriz eklenirse ne olur?
Daha önce de yazdık. Bu kriz, ekonomiye ve siyasete güveni derinden yaraladı. Yılbaşında yakalanan olumlu konjonktür bir fırsattı. Kullanılamadı. Büyü bozuldu. 2001 tahminlerimizin bu belirsizliği ve karamsarlığı yansıtacağını okuyucularımıza şimdiden haber veriyoruz.