Üsküdar Kuruçeşme'de oturan bir dost anlattı: "Semtimizdeki sabit pazar bir süre ucuz, kaliteli mal sattı. Sonra düşüş başladı. Ne kalite ne de fiyat açısından, sabit pazarın öteki marketlerden farkı kalmadı. Bakım ve temizliğe de boşverildi. Eskiden her şeyin mükemmel olmasına özen gösteren esnafa bir uyuşukluk musallat oldu. Semt sakinlerinin ayağı sabit pazardan kesildi. Ucuzluk arayanlar sokak aralarında kurulan pazar yerlerine yöneldi. Bunun sonucunda sabit pazardaki dükkanlar birer ikişer kapanmaya başladı. Şu anda yarıya yakını kapalı. Böyle giderse birkaç aya kadar hepsi kapanacak; bizim sabit pazar 'hayalet pazar' haline gelecek."
DİĞER sabit pazarlarda da durum pek farklı değil. Kuruluş amaçları "halkın yakınında olup ona temiz, ucuz, kaliteli hizmet sunmak" olan semt pazarları bu işlevlerini yitirdi. Sabit pazar yerlerini tahsis eden belediyeler, buna karşılık yapmaları gereken denetim görevini ihmal ediyor. Sabit pazar sistemindeki teklemelerin, yozlaşmanın önüne geçilemiyor.
SABİT semt pazarları kuruluş amaçlarının hizasına çekilemeyecekse, kapladıkları alanları boşuboşuna işgal edecekler, demektir.
O zaman bunları kapatıp bulundukları yerleri yeşil alanlara, parklara çevirmek, kreş gibi sosyal tesislere ayırmak daha akıllıca olur. Bu da vatandaşın, "çevre ve görüntü kirliliğinin kaynağı sokak pazarları"na mahkum edilmesi anlamına gelir, ama ne yapalım...
KADER utansın!