Ekonominin sıkıntılı bir dönem yaşadığı şu günlerde, yabancı sermaye girişinde de, ciddi bir duraklama olduğu hatta daha önce gelen bazı yatırımcıların da, gittikleri veya gitme hazırlığı içinde oldukları farkediliyor. Sadece 1999 yılında, Arjantin 23 milyar, Çin 40 milyar, Brezilya 31 milyar dolar civarında yabancı sermaye yatırımı gerçekleştirirken Türkiye'de bu rakamın 1 milyar dolara bile ulaşamaması, üzüntü verici bir olay...
Bu aşamada akla hemen "Peki, bizde neden yabancı sermaye yatırımı gerçekleşmiyor. Hatta kaçıyor?" sorusu geliyor... Sorunun yanıtı bir değil, birden fazla. Örneğin; ekonomideki belirsizlikler, mevzuattaki karmaşa, yaşanan yüksek enflasyon, devaülasyon beklentisi, vergi oranlarının yüksek oluşu, örtülü kazanç ve örtülü sermaye sorunu, siyasi istikrar ve güven ortamında süreklilik sağlanamayışı, rüşvet ve benzeri nedenler, yabancı yatırımları ürkütüyor.
Yabancı sermaye yasamız 1954 doğumlu. Sadece bazı kararnamelerle bu konuda bir takım düzenlemeler yapılmış. Yeni düzenlemelerde Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nün, Başbakanlığa bağlı bağımsız ve etkin bir kuruluş haline getirilmesinde yarar var.
Yabancı sermayeli yatırımcıların asıl sorunları, vergi mevzuatı ile ilgili. İşte Türkiye'nin sözüne güvenip yatırım yapanların durumu...
* Geriye Dönük Olarak Değişen Yasalar: Geriye dönük değişiklikler, sadece bizi değil yabancı yatırımcıları da ürkütüyor. Örneğin deprem nedeniyle getirilen geriye dönük "faiz vergisi" can sıktı. 30 Kasım'da çıkan bir yasayla yatırım indirimi stopaja tabi tutuldu. Hemen ardından da, stopajın oranı fon payı dahil yüzde 19,8 olarak belirlendi. Bu vergi 1 Ocak 2000'den itibaren yapılan yatırımlara geldi.
* Geçici Vergilerin Kalıcı Olması: Deprem nedeniyle bir yıl uygulanmak üzere getirilen bazı geçici vergiler yeni bir yasa ile uzatıldı. Özellikle cep telefonu işletmecilerini ilgilendiren yüzde 25 oranındaki iletişim vergisi, yabancıları ürküttü.
* Tebliğ ile Vergi Alınması: Benzerine, dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanmayan, bu uygulama biçiminde, Maliye bir tebliğ yayınlamak suretiyle, daha önce olmayan bir vergiyi getirebiliyor. Örneğin; Maliye bir tebliğ ile vadesi devam eden mevduatların, işlemiş faizlerinin de, üç ayda bir beyan edilip geçici vergisinin ödenmesini istedi. Vadeli mevduatın, vadesinin bitiminden önce bozdurulması halinde "vadesiz mevduat" olacağını da kavramayan bir tebliğ, büyük tepki gördü.
* Kararname ile Yasaya Eklenen Cümle: Kafa karıştıran bir uygulama da, kararname ile vergi yasalarına bir cümle ile 1999 yılı yatırımlarının yüzde 15 stopaja tabi tutulması konusunda oldu. Anayasa'daki "vergi, resim ve harç ancak kanunla alınır" şeklindeki açık hükme rağmen, tebliğ ve kararnamelerle vergi getirildi.
* Duran Sermayeyi Bile Vergilendiriyoruz: Yabancı yatırımcının döviz olarak getirdiği sermayeden, bankada aynen dursa dahi her üç ayda bir, "kur farkı" nedeniyle geçici vergi alınıyor. Her yılın sonunda da, kur farkı geliri, o yılın kazancına "kâr" olarak ekleniyor. Böylelikle, TL'nin yabancı paralar karşısında değer kaybından doğan olumsuz gelişmenin faturasını, Yap İşlet Devret girişimciler hariç, yabancılara da ödettiriyoruz...
* Damga Vergisi: Yabancı sermayeli bir kuruluş, Türkiye'de ister tek başına ister adi ortaklık ya da konsorsiyum şeklinde bir iş alsın, bu işle ilgili sözleşmeyi imzalayabilmek için, daha işin avansını almadan Damga Vergisi ödemek zorunda. Damga vergisindeki üst sınır ise, Yasa'nın 14. Maddesi'ne göre 2000 yılı için 540 milyar 863 milyon, 2001 için de 843 milyar 752 milyon lira. Yani bir milyon doların dahi üzerinde...Bir iş organizasyonunda, bazen yüzlerce anlaşma imzalanabilir. Bunların herbirinin damga vergisi bazen işin kazancından bile fazla olabiliyor.
* Yap-İşlet-Devret'de Yeniden Değerleme Sorunu: Türkiye'de yatırım yapan yabancıların, yap-işlet-devret kapsamında yaptıkları yatırımlar, yeniden değerleme uygulamasından yararlandırılmıyor.
* Temettüyü ödemek için en az 1 yıl beklemek gerekiyor. Bunu için de kar etmek gerek.
* Kâr TL olarak enflasyon karşısında erirken, borç rakamları (yabancı para cinsinden olduğu için) enflasyon etkilenmiyor.
* Kâr yüzde 33 vergiye tabi.
* Temettü öderken % 16,5 stopaj ödemek gerekiyor.
* Temettü ödemeleri gider olarak kabul edilmiyor.
* Temettü ödemeden önce yedek akçe ayırmak gerekiyor.
* Konulan sermayeyi ancak şirketi tasfiye ettiğinde geri alabiliyorsunuz.
* Şirketi satarsanız, getirdiğiniz döviz baz alınarak tespit edilecek kâr üzerinden değer artış kazancı vergisi ödüyorsunuz.