


"... mi acaba?"
Yıllardan sonra ilk kez Ankara'nın Kızılay Meydanı'nda "çatışma" çıktı... Silahlar patladı... Araçlar tahrip edildi...
Vitrinler kırıldı.
Esnaf, kepenkleri kapattı.
Panzerlerden, "göz yaşartıcı bombalar" atıldı.
Bir başka panzerden ise "su sıkılıyordu."
Kimi "F tipi cezaevine karşıyız" diye bağırıyordu.
Kimi ise:
- Ya Allah, Bismillah, Allahuekber.
Kızlar, erkekler yerlerde sürükleniyordu.
Tekmenin, tokatın "bini bir para..."
"Otobüs durağını parçalayan" derseniz var.
"Kaldırımlardaki bordür taşlarını söküp, birbirine fırlatan derseniz..."
Onlar da var.
Tekrarlayalım:
Bunlar İsrailler ile Filistinliler arasında değil... Ankara'nın göbeğinde... Ünlü Kızılay Meydanı'nda yaşanan olaylar.
***
Kızılay "savaş alanına" dönerken.
İstanbul'dan Ankara'ya gelen "şehit yakınları" Başbakanlığa doğru yürüyorlardı.
"Hükümet istifa" diye tempo tutarak.
***
Ve yine yıllardan sonra İstanbul'da yaşanan "bir başka olay."
"Yürüyen" polisler.
"Hükümet istifa" diye bağıran polisler.
Kendilerini sükunete davet eden amirlerini... Müdürlerini dinlemeyen polisler.
Öyle bir manzara ki...
"Kadın kocasını, öğrenci hocasını tanımıyor."
***
Olaylar tırmanırken, Meclis'in yolunu tuttuk.
Kapıda, eski Vali... Eski Emniyet Genel Müdürü... Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ü gördük.
"Kötü... Çok kötü... Durum, tahmin edemeyeceğin kadar kötü" dedi ve yürüdü.
***
Eski Vali... Eski İçişleri Bakanı... İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu ile karşılaştık.
"İyi gitmiyor... Polis yürüyüş yapıyor... İşler hiç iyi gitmiyor" diye konuştu.
***
Eski bakanlardan Necmettin Cevheri'ye sorduk:
- Neler oluyor:
- Devlet gücü zaafa uğramamalı... Devlet ve acizlik kavramları yan yana gelemez... Gelmemeli.
***
- Ya siz Sayın Cemil Çiçek... ne diyorsunuz?
Eski Bakanlardan, Ankara Milletvekili Cemil Çiçek "vaziyet parlak değil" diye başladı:
- Siyasetin motoru gaz yemiyor... Hükümet, en efelendiği konularda bile geri geri gidiyor... Olayların peşine takılmış, sürükleniyor...
***
Kiminle konuşsak "suratı bir karış" diye soruyor.
Meclis Başkanvekili Murat Sökmenoğlu "neler oluyor" diyenlere...
"Tek kelimelik" yanıtlar veriyor.
"Şaşkınlık" diyor.
"Endişe" diyor.
"Yangın" diyor.
- İyi de... Yangını kim söndürecek Sayın Sökmenoğlu?
- Siyaset söndürmeli... Meclis söndürmeli.
***
İbn-i Sina der ki:
- Hiç kimse, görmek istemeyen kadar kör değildir.
Türkiye'de "işler iyi gitmiyor."
Sahi, nasıl oluyor da yöneticilerim "bunu" göremiyorlar.
Görmek istemediklerinden "mi acaba?"