New York
Demirel şu sıralar eski senatör Mitchell ile birlikte, Ortadoğu barışını araştırma komisyonunda görevli olarak bölgede.. Peki eski Cumhurbaşkanı Demirel, acaba Mitchell'in Washington'da üslendiği yeni görevi biliyor mu? Peki Ankara'nın haberi var mı?
Biz okuyucularımıza duyuralım:
Mitchell'in Washington'daki şirketi, yeni dönemde Yunan ve Rum lobisini yapmak için kiralandı.. Yani, yönetim ve Kongre'de yeni dönemde, Türkiye'nin aleyhine her girişimin arkasında, bu adam olacak.. Ve bizim Demirel de onunla beraber dolaşıyor.. Bravo Demirel ve Ankara'ya.. Ne diyelim... İnsanda bir gram istihbarat olur..
Washington'dan ayrılmadan önce dikkatimizi çeken bir şeyden söz etmek istiyoruz size.. Burada sokakların pek çoğunda kazı yapılıyor.. Nedenini sorduk. Şöyle dediler:
"Bütün binalara, yeni nesil bilgisayar hattı çekiyoruz.."
Pek çok yüksek teknoloji şirketi Washington'a gelmiş durumda.. Yani, Silicon Valley eskisi kadar cazip değil.. 10 yılı bile bulmadan Washington DC yeni teknoloji merkezi olacak..
Bu arada Türkiye'ye, Marmaris yakınlarında bir yerden giren bilgisayar ana kablosunun eskiliği ve küçüklüğünden söz ettiler.. Bizim de değiştirmemiz gerektiğini söylediler.. Niye acaba bize giren İnternet kablosu bu kadar küçük tutuldu? Bu işin sorumlusu kim acaba? Çünkü o dönem daha güçlü kablolar ABD ve Avrupa'da zaten kullanılıyordu.. Amerikalıların, bizim niye böyle yaptığımızı anlamaları ,mümkün olmuyor..
Yeni bilgisayar teknolojileri, yeni cep telefone teknolojileri.. Teknoloji burada akıl almaz noktalara doğru gidiyor.. İnternet olayında bir süre sonra, kaç yıl bilinmiyor ama, çok uzun olmayacak, doğrudan uyduya çıkıp bu işleri yapacaklar.. Neyse, bu konuların üzerinde ilerde de duracağız.. Bir sorumlu çıkıp birşey söyleyecek herhalde..
Washington'daki işlerimizi tamamlayıp, trene atladığımız gibi New York'a geldik.. Burada, toplumsal örgütlemenin Türklere neler kazandıracağını anlattık.. Öneminden söz ettik.. Başkalarının bu örgütlenme sayesinde neler elde ettiklerinden örnekler verdik.. Türkiye ile aramızdaki 7 saatlik fark yüzünden, New York'u Cuma günü sizlere anlatabileceğiz..
Washington'da son günümüzde, yeni ABD yönetiminin, Türkiye ve İsrail ile olası ilişkileri üzerine bazı yorumlar dinledik.. Bize soru geldiği zaman, görüşlerimizi anlattık.. Türkiye'nin olası beklentileri nedir sorusuna cevap aradık.. Sonra Kafkaslara gittik.. Neler oluyor neler?
Bizim yumuşak karnımız olan bu bölgede, aleyhimize olası gelişmelere karşı Ankara hazır mı acaba?
Bize bu soruyu da sordular.. "Bölgeye ilgimizi kaybettik. Ama yine de ümid ediyoruz" dedik.. Buradaki 10 günümüz içinde öylesine ilginç bir seçim sonrası süreci yaşadık ki.. Haberlerde neredeyse başka hiçbir şey yoktu.. Tarihi gün Pazartesi, Yüksek Mahkeme'nin önüne gidip baktık..İki tarafın taraftarları kendi sloganlarını bağırıyordu. Ama ne birbirine küfreden, taş atan, sopa ile saldıran yoktu.. Demokrasi ne güzel şey, bir kere daha gördük...
Gün oldu, hemen her saat başı durum değişti.. Kafalar akıl almaz biçimde karıştı.. Bir Gore ekibi mahkemeye başvuruyor, hemen arkasından Bush ekibi bir başka mahkemede tersine dava açıyordu.. Önce bir taraf , ardından öteki taraf seviniyordu.. Ama demokrasi, bu çok karmaşık süreçte bile, bütün kuralları ile işledi.. TV'lerde, gazetelerde uzmanları dinledik ve okuduk. Görünen şu idi:
Ülke kelimenin tam anlamı ile ikiye bölünmüş durumda.. Zaten gerek Federal Yüksek Mahkeme'nin, Florida oylarının sayımını 5'e 4 oyla durdurması, gerekse Florida Yüksek Mahkemesi'nin oylar sayılsın kararını 4'e 3 alması bunların göstergesi idi.. Bu satırlar yazılırken, sonuç hala belli değildi.. Ama ne olursa olsun, bize öyle geliyor ki, bu pilav daha çok su kaldıracak.. Ya mahkemelerde, ya da Kongre'de.. İstanbul'da buluşuruz..