Fener'in mumu
Fenerbahçe, Bursa karşısına Türkiye Kupası'nda hem onur savaşı vermeye hem de ligde inanılmaz bir şekilde kaybettiği 2 puanın rövanşını alarak kupada varlığını göstermeye çıktı. Bursaspor takım olarak hemen hemen sahanın her yerinde F.Bahçe'ye üstünlük sağladı. Bursa, çabuk oyun, toplu hücum ve toplu savunma anlayışında futbolunu gollerle süsleyebilse yakışanı yapmış olurdu. "Futbolun kitabı yok" diyoruz.
Maçın ilk çeyreğinde Ogün'ün akıllı ortasını Rapajç kafayla ağlara göndererek sarı-lacivertli takımın ilk golünü attı. Fenerbahçe'nin ikinci golünde ise Andersson'un mükemmel asistliği neticesinde Baliç'e "Al da at" dercesine vermiş olduğu gol pasını Boşnak futbolcu ağlara göndermekte zorlanmadı.
Gönül isterdi ki, birbirinden güzel olan bu iki gol F.Bahçe'nin futboluna da yansısın. Gelin görün ki, Bursaspor futbol olarak iyi görüntü veren takımdı ama son vuruşlarda başarılı olamadılar.
Rüştü'nün ödü koptu
Bursaspor'a G.Birliği'nden transfer olan Ümit duran toplarda öylesine sert vuruşlar yaptı ki, Rüştü'nün yüreğini ağzına getirdi. Gene bir pozisyonda aynı Ümit'in sol kanattan sert ortasında Bursasporlu futbolcular yerine F.Bahçe savunma oyuncusu Mirkoviç topu ters bir dokunuşla kendi kalesine göndererek Bursa'nın golünü atan adam oldu.
F.Bahçe iyi futbol oynamaya oynamaya bugünlere kadar geldi. Hani neredeyse ligin ilk yarısı bitmek üzere, kupada kaybettiğin zaman hedefe giden tüm yolların kapanır. F.Bahçe bunun bile farkında olmadan bu maçı da öylesine geçiştirmiş oldu.
Bana göre F.Bahçe'nin en iyi oyuncusu Andersson idi. Gol yollarında etkinliğinin yanı sıra savunmaya da yardım etmesi modern futboldan örnek görüntülerdi. İsveçli forvetin yanı sıra, Rüştü de görevini yapan F.Bahçeli futbolculardan biriydi.
Yazıyı noktalarken bir de serzenişte bulunmak isterim: Yalancının mumu yatsıya kadar yanar... F.Bahçe'nin futbolu da ona benziyor.