İki takım arasında fark olmayan bir 90 dakika izledik. Ligde şampiyonluğa oynayan F.Bahçe ile düşmemeye çabalayan Bursaspor korakor mücadele ediyorlar. Ne bir klas farkı görebiliyorsunuz, ne de kalite.
Hatta mücadeleye bakarsanız, Bursa F.Bahçe'den daha iyi. İstanbul Borsası gibi bir taban yapıp bir tavana vuran F.Bahçe'nin tartısını neyle yaparsınız? Diyeceksiniz ki, "Rakiplerinden şu özelliği ile farklı." Diyemezsiniz. Böylesine kalitesi tartışılmayacak futbolcuların sıradanlığının "sorumluluğunu" elbette birisi üstlenecek.
Bursaspor'un hocası, cumartesi günkü maçın verdiği güvenle olsa gerek, sahaya üç forvetle çıktı. F.Bahçe nasıl bir takım olmuş siz karar verin. Artık kimse korkmuyor. "Küme düşeceğim", ya da "Genç takımım" demeden üç forvetle adamın karşısına çıkıyorlar.
Güvensizlik bulaşıcıdır. Eğer maç konuşması yaparken taktik tahtasının kendi sahanızdaki bölümünü kullanırsanız, o futbolcular orada oynarlar. O yüzden "zeki hocalar" maç konuşmalarını rakip alan üzerinde anlatırlar.
Nejat Biyediç üç forvet oynuyor, takımının kafasına galibiyeti sokuyor. Peki Mustafa Hoca ne yapıyor ki, bu takım "Delikanlı" gibi oynamıyor. Bunun sırrı soyunma odasında. Her teknik adam takımına kişiliğini yansıtır.
F.Bahçe başarılı saha dizilişiyle çıktı 2. yarıya. Bu kez bütün taşlar yerindeydi. Buna rağmen çok büyük zaaflar yaşadı. Özellikle saha paylaşımında ve rakibe müdahale zamanlamasında büyük eksikler vardı. En büyük gediği ise Lazetiç'in oynadığı sağ kanatta verdi. Usta işi iki golün haricinde defans adamları ve özellikle defansif yorumuyla Johnson çok başarılı mücadele verdiler.
Hakem Serdar Tatlı yine tartışılacak düdükleriyle sahadaydı. Yardımcı hakem Şahan Yılmaz'ı ise hiç sormayın, televizyonda kararlarına bakın.