kapat

11.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
EMİN ÖZTÜRK


2001 daha da zorlaştı

Geçen hafta IMF desteğiyle piyasalardaki yangın söndürüldü ama külleri hâlâ kızgın. Hasarın faturası ise oldukça büyük

İMF'nin 7.5 milyar dolarlık ek bir kaynak sağlayacağını açıklamasıyla birlikte piyasalar sakinleşmeye başladı. Geçen haftanın son üç gününde Merkez Bankası'nın net olarak döviz almaya başlaması şüphesiz sevindirici. Ama kriz bitti, işler normale döndü demek mümkün değil. Bunu görmenin en iyi yolu, geçen Cuma günü yüzde 100 civarına ancak inebilen bankalararası repo faizleri. Kriz öncesinde repo oranlarının yüzde 40 civarında olduğu düşünülürse Cuma günü varılan seviye hâlâ çok yüksek. Aynı şekilde bankalararası döviz depo faizleri de hala çok yüksek düzeylerde.

TL ve döviz faizlerinin eskisine göre yüksek kalması, bankaların kredi ve Hazine bonosu gibi sabit getirili varlıklarının bilançolarda zararına tutulması anlamına geliyor. Bu açıdan bakıldığında bankacılık sektöründeki hasar hala devam ediyor.

Artı tek, eksi çok
Son haftalarda piyasalarda yaşananların hiç olmaması durumunda bile 2001 yılı programın en zor bölümü olarak görünüyordu. Ayrıca, banka sisteminin de gelecek yıl zorlanmaya başlayacağını düşünüyorduk. Ama yaşanan krizden sonra 2001, ekonomi açısından kâbus gibi bir yıl olacağa benziyor. Bankacılığın zorlanması ise erkene kaydı ve şimdiden başlamış oldu.

Büyüme hızının hızla düşmesi artık kesin. Bunun makro dengeler açısından tek olumlu sonucu, cari işlemler açığının makul bir düzeye inmesi veya artıya dönüşmesi olacak. Ama 2001 yılının iddialı vergi hedeflerinin büyümeyen bir ekonomide tutturulması çok zor. Bankacılık sistemindeki sorunları halının altına süpürmeye devam etmek artık imkansız. Hazine'nin iç ve dış borçlanma maliyetleri maalesef planlandığı kadar düşük olamayacak. Bankaların yurtdışından borçlanmasının da daha zor ve maliyetli olmasını bekliyoruz.

Hükümetin işi çok zor
2000 yılında toplumdan fedakarlıklar talep edildi, bir defalık yüklü vergiler alındı, düşük ücret artışları uygulandı. Bütün bunlar, programın birinci yılı olduğu için daha kabul edilebilir idi. Üstelik, hızla canlanan bir ekonomide bunlara katlanılması da nispeten daha kolaydı. Bütün bu taleplerin ikinci defa, hem de fazlasıyla, üstelik büyümeyen bir ekonomide toplumdan talep edilmesinin sonuçları uzun bir tartışma konusu olabilir.

Sanayi üretimi tepe noktasına ulaştı
Geçen Cuma günü açıklanan Ekim ayı sanayi üretim verileri tam beklendiği gibi çıktı. Geçen yılın aynı ayına göre gerçekleşen yüzde 13.2'lik artış oranı büyük ölçüde baz etkisinin bir sonucu. Diğer bir deyişle, 1999 Ekim'inde üretimin deprem nedeniyle çok düşük olması yıllık artış oranını yükselten önemli bir etken. Ancak, Kasım ayında bu etkinin azalması nedeniyle gelecek sefere tek haneli bir büyüme çıkmasını bekliyoruz. Aralık rakamının ise krizin etkilerini yansıtmaya başlayacağını ve Kasım'a göre daha da düşük olacağını tahmin ediyoruz.

Sanayi üretiminde sektörler arasındaki dengesizlikler Ekim ayında da sürdü. Gıda, tekstil, giyim, deri, ağaç, petrol ürünleri, plastik, makina teçhizat, taşıt araçları ve mobilya sektörlerinde büyüme oranları iki haneli. Buna karşılık, metal eşya, ana metal ve elektrikli makina imalatında geçen yıla göre düşüşler olmuş.

TÜFE kaygı veriyor
Malİ piyasalardaki gelişmeler nedeniyle yorum yapmayı ihmal ettiğimiz Kasım ayı enflasyon rakamlarına ancak bu yazımızda değinebiliyoruz. Kasım enflasyon verilerinde en dikkat çekici gelişme, aylık TÜFE rakamının yüzde 3.7 gibi yüksek bir düzeyde olmasıydı. Bu, ortada bir programın olmadığı geçen yılın Kasım ayındaki yüzde 4.2'den sadece yarım puan daha düşük. Buna karşılık çekirdek enflasyon olarak nitelenen özel imalat sanayii fiyatlarındaki artışın tekrar yüzde 1.9'a düşmesi sevindiriciydi. Ancak bu rakam, yüzde 1 olan aylık sepet kur artışının hala çok üzerinde. Yani TL'nin değer kazanma süreci devam ediyor.

Daha önceki yazılarımızda da vurgulamıştık, ekonomi yetkililerinin sağlık ve eğitim gibi hizmet sektörlerindeki tek merkezli fiyat belirleme mekanizmalarına karşı 2001 ve sonrası için yasal ve idari tedbirleri şimdiden almalarında yarar var.

Dışardan üç iyi haber
* Euro biraz daha güçlendi: Geçen hafta ABD işsizlik verilerinde biraz artış olduğu ve tüketicilerin güven indeksinde ise düşme kaydedildiği görüldü. Buna karşılık, Fed Başkanı Greenspan, ekonomideki yavaşlamanın devamı halinde faiz indirimine gidebilecekleri sinyalini verdi. Gelecek haftalarda açıklanacak ABD verilerinin benzer bir eğilim göstermesi halinde Fed'in Ocak'ta bir faiz indirimi yapması sürpriz olmayacak. AB'de de ekonomik yavaşlama sinyali var ama bir faiz indirimi olasılığı daha uzak. Bu gelişmelerin dolar/euro paritesine bir yansıması oldu ve bir önceki haftayı 0.8785 civarında kapatan euro geçen hafta 0.8877 düzeyine ulaştı.

* Petrol fiyatı düştü: ABD petrol stokuna ilişkin olumlu açıklamalara ek olarak, Irak'ın BM ile anlaştığı ve yakında yeniden ihracata başlayacağı haberleri üzerine fiyatlarda önemli ölçüde düşüş oldu. Uzun bir süredir ilk defa geçen hafta petrol fiyatı 27 dolar civarına indi. Kışın aşırı soğuk geçmemesi durumunda iniş devam edebilir.

* AB ile yumuşama: Kıbrıs ve Ege ile ilgili sorunların Katılım Ortaklığı Belgesi'nde ön şart olmaktan çıkarılması üzerine AB ile Türkiye ilişkilerinde yumuşama oldu.

Geçen hafta döviz ve faiz hareketleri
MB netBankalararası
döviz alışıortalama
(milyon dolar)repo (%)
4 Aralık Pazartesi-6501275
5 Aralık Salı-290267
6 Aralık Çarşamba500213
7 Aralık Perşembe580180
8 Aralık Cuma325100

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır