kapat

11.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İPEK CEM(ipek.cem@sabah.com.tr )


Karar bizim

Bugünlerde zor bir dönem geçiriyoruz. "Biz buna layık değiliz" diyenler çıkabilir. Oysa, ülke olarak gelinen nokta, büyük ölçüde aldığımız ortak kararların ve seçtiğimiz "yöneticilerin" yansıması. Dış politika ve uluslararası ekonomideki gelişmeler hariç, bir yığın problemin nedeni biziz. Karşılaşılan sorunların çokluğuna da şaşırmamalı. Hele hele, bu sorunlara yönelik çözüm çabalarının yetersizliğine veya gecikmişliğine hiç alınmamalı. Yaşadıklarımız, hükümet yetkililerinin yanı sıra, piyasaların da uzun süredir haberdar olduğu gerçeklerin dışa vurumundan başka birşey değil. Aslında medya ve sivil toplum olarak da, gelişmelere zamanında müdahale etmeme suçunu biraz biz de taşıyoruz.

Görünen köy kılavuz istemiyordu
Hükümetin bu yıl ekonomide istikrarın sağlanması amacıyla izlediği program gerçekten olumluydu. Ancak program izlenirken, balayı döneminin er geç biteceği de belliydi. Evlilik kararı alındıktan, programa sadakat sözü verildikten sonra, keskin dönemeçlerin gündeme gelmesi kaçınılmazdı. Nitekim böyle oldu. Bilinen, ancak zamanında müdahale edilmeyen sorunlar, sistemi zor durumda bıraktı. Milyarlarca dolar boşa sarfedilmiş oldu. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, ülkenin ekonomik ve politik itibarı ciddi yara aldı. Politik iradeye duyulan güven azaldı.

Bankacılık sisteminin rehabilitasyona ihtiyacı olduğu, IMF'nin de, ekonomi bürokratları ile hükümetin de yakınen bildiği bir gerçekti. Ekonomik program yürürlüğe girdiğinden bu yana öncelikli olarak ele alınmalıydı. Şimdi zamanı geriye döndüremeyiz. Ancak bazı hataları tekrarlamamak elimizde. Bu hataların başında, yetkililerin mevcut durumu kamuoyuyla paylaşmama inadı geliyor. Bunun uzantısı olarak da, gündemdeki sorunlara önerilen çözümlerin -başlıklar dışında- kamuoyuna detaylarıyla iletilmediği göze çarpıyor.

Çok sayıda ahçı yemeği bozar
Şimdiki hükümet bir şirket olsaydı, yöneticilik ve sorumluluk dağılımı konusunda muhtemelen sınıfta kalırdı. Öncelikle üst düzeydeki çok başlılık ve çok seslilik alt konulurda da yaşanıyor. Dolayısıyla, "sahibi" olduğu zannedilen birçok konu, aslında sahipsiz kalıyor. Ülke ekonomisi de bu sahipsiz kalan konulardan bir tanesi. Bu durumu, demokrasiyle veya her konunun uzmanına devredilmesiyle de karıştırmamak lazım.

Bir ülkede ekonomi konusunda Başbakana, Bakanlar Kuruluna ve kamuoyuna hesap veren tek bir yetkili olmalı. Bu yetkili devletin farklı kurumlarıyla, bakan ve bürokratlarıyla koordineli çalışabilir. Bazı sorumlulukları paylaşabilir veya devredebilir. Ancak duruma tam anlamıyla hakimdir. Üstelik hem yurtiçinde hem de gerektiğinde yurt dışında olayların iletişimini yapabilecek özelliklere sahiptir. Ama mevcut aktörler arasından hangisinin bu seviyede konuya "hakim" olduğu veya "muktedir" kılındığı belli değil. Diğer bir deyişle, işletme disiplinine geri dönersek, "şirkette" ciddi yönetimsel eksiklikler görülüyor. Bu yönetimsel bozukluklar, stratejik belirsizliğin yanı sıra, operasyonel zaaflara da sebep oluyor.

İngilizce'de sık kullanılan bir deyim var- çok sayıda ahçının yemeği berbat ettiğine dair. Hükümetin ekonomi boyutu etkin kılınamazsa- bunca ahçı ve ahçı adayına rağmen- uzun süre düzgün yemek çıkmayabilir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır