


Atina Olimpiyatları'na hazır mıyız?
Sevgili dostumuz ve komşumuz Yunanistan'la aramızdaki bütün anlaşmazlıkları halletmek için tamı tamına üç yılımız var.
2004 yılına kadar bunları halledemezsek, hiçbir pazarlık gücümüz kalmayacak ve bütün dünya kamuoyu Yunanistan'ın arkasında olacak.
Çok stratejik bir üç yıl var önümüzde!
Nereden çıktı şimdibu?
Neden üç yıl hesabı yapıyorum?
Çünkü Yunanlı kardeşlerimiz stratejik düşünüyorlar ve mayın dolu yolun sonuna öyle bir silah yerleştirmişler ki, bütün dünyanın silahları yan yana gelse onun kadar etkili olamaz.
Baklayı ağzımdan çıkarıyorum...
TIME dergisinin 6 Kasım tarihli sayısını karıştırırken "Editöre Mektuplar" bölümünde dergiye gelen mektupları okumaya başladım.
Gelen mektupların bir bölümü "Olimpiyatlar"la ilgili...
Philippe Alellaman, Belçika'dan yazmış, şöyle diyor:
"Sidney"deki Olimpiyat Oyunları şimdiye kadarkilerin en iyisiydi. Olimpiyatlar, her zaman ırklar arası gelişmelerin öncüsü oldu ve sosyal gelişmeyi sağladı. Kadınların da olimpiyatlara katılması, birçok ülkede kadınların oy hakkını elde etmesinden önce gerçekleşti. Yaz olimpiyatları 2004 yılında Yunanistan'da yapılacak. Bütün dünyaya, bütün dünya medyasına bir çağrı yapıyorum, bu olimpiyatlar dünyada gerçek barışa vesile olsun, savaşın sonu anlamına gelsin. Olimpiyatların kurucusu Yunanlı ataların arzu ettiği gibi."
***
Bir tane daha...
Mariana Joannou, Güney Afrika'dan yazıyor:
"Olimpiyatlar 2004 yılında Atina'da olacağına yine Sidney'de olsun" diyenlere inanamıyorum. Sidney'deki olimpiyatların muhteşem olduğunu kabul ediyorum ama 2004 yılında Atina Olimpiyatları son 100 yılın en muhteşem olimpiyatı olacak. Bütün dünyadaki Yunanlılar, olimpiyatların Yunanlı atalarından kaynaklanmasıyla iftihar ediyor. Yunanlılar en muhteşem olimpiyatları düzenlemek için her şeyi yapacaklardır. Olimpiyatlar kendi gerçek evinde, Yunanistan'da yapılmalıdır.
***
Bu işler böyle başlar...
Daha yeni başlıyor!
Ne malum Yunanlı diplomatların olimpiyatlar yaklaştıkça bütün dünyada sağda soldaki dostlarına, "Olimpiyatlar bizim ruhumuz, barış istiyoruz, şu Türkiye olmasa huzurumuz olacak. Dünyanın büyük dergilerine bir iki okur mektubu atın 'Türkiye Kıbrıs konusundaki tutumuyla, Ege konusunda -Olimpiyatlar öncesi- dünya barışına gölge düşürüyor'" diye yazı verin demeyeceği?
Ne malum Yunanistan'da bir "Sahte okur mektupları" fabrikasının çalışmaya başlamayacağı?
Hiç şüpheniz olmasın Yunanlılar, Olimpiyatlar'ın barış bayrağını dalgalandırarak, 2004 yılında bütün dünya kamuoyunu arkalarına alacaklar. Bu tür organizasyonları da -hakkını vermek lazım- arkadaşlar iyi yaparlar.
***
Öyle bir yaparlar ki, Türkiye Atina Olimpiyatları'nda stadyuma çıktığında "Yuh" sesleri yükselir. Ve de biz "Olimpiyat ruhuna uyuyor mu?" diye "Ayıp oluyor" desek, "Sizin dünya barışına ayıbınızı yuhluyoruz" derler, sonra ayıkla pirincin taşını!
***
Oysa bu olimpiyatlarda bütün dünyanın görmek istediği manzara, tribünlere çiçek atan bir Türk Milli Takımı ve o esnada tribünlerin alkıştan yıkılması.
Bütün dünya televizyonlarının da "Ezeli düşmanlık, ebedi dostluğa dönüştü, işte Olimpiyatlar'ın sihiri aslında, madalyalarda değil, burada" demesi.
İki kapıdan birinden geçeceğiz, güller atılan kapıdan geçmeyi becerirsek, bütün dünya bize kapılarını açacak.
Aksi takdirde çok kapı yüzümüze kapanacak.
Üç yıl var!
Adamlar o kartı masaya daha koyamıyor, önümüzde zaman var.
Ama bu zaman aleyhimize çalışıyor.
Yunanlılar zamana bizden daha rahat oynar çünkü üç yıl sonra sadece Avrupa'yı değil dünyayı arkalarına almış olacaklar.
Türkiye çözümsüzlüğe değil, çözüme oynamaya mecbur!
Ne kadar kısa zamanda çözersek o kadar pazarlık gücümüz olacak.
***
Atina Olimpiyatları salt sportif bir gösteri olmayacak.
Şimdiden stratejik düşünmezsek, "Bizim güreşçiler Yunanlı güreşçileri yendi ya, oh olsun" kafasında kalacağız!
Atina'dan rol çalmak gerek!