kapat

11.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Koray Ayyılmaz nakliyatçılık kim sen kim...

Boğaziçi Nakliyat Şirketi yöneticisi Koray Ayyılmaz, kısa bir süre önce Dilek Arkun, evini taşıtmak için gazetelere verdiğin ilandaki 0216- 445 39 97 no.lu telefonunu arayıp, evini taşıtmak istediğini söyledi. Kendini Boğaziçi Nakliyat Şirketinin yöneticisi olarak tanıtıp, Kızıltoprak'tan Fenerbahçe'ye taşınacak eşyalar için 100 milyon para istedin. Kadıncağız 15 dakika uzaklıktaki yeni evi için ücretin fazla olduğunu söylese de sen "sigortalı taşıyoruz uzman kadromuz var" diyerek ikna edip, verilen adreste Pazar günü saat 08.00'de buluşmak için anlaştınız. Ertesi gün eşiyle birlikte erkenden kalkıp sizi beklemeye başladı. Aradan iki saat gibi bir süre geçmesine rağmen, senin sözde nakliyat şirketinden kimsenin gelmemesi üzerine, telefonla seni aradı. Telefona çıkan bayan, "annen olduğunu, köyden yeni geldiğinden bu işlerden anlamadığını" söyleyip telefonu kapattı. Saatler 12.30'u gösterdiğinde kadıncağız son bir umutla seni aynı telefondan aradı ama tekrar karşısına annen çıktı. Çaresiz gazeteden başka bir nakliyat şirketini arayıp, evini o gün zar zor taşıttı. Senin yüzünden hem fazla para verdi, hem de taşınırken kadıncağızın müzik seti kırıldı. Senin anlayacağın evi taşıyan yeni şirketin de sizden bir farkı yoktu. Al birini vur ötekine...

Bana bak nakliyatçı bozuntusu, gazete ilanındaki telefonu arayanlara "şurada, burada şubemiz var, ben şirket yöneticisiyim" diyorsun ama şirket telefonu diye verdiğin numara aslında evinin numarası... Şirketin adresini isteyen oldu mu, o büyük şirketinin adresini vermemek için başlıyorsun bağırıp, çağırmaya... Bak aslanım, sen ilk önce ticarette verilen sözün ne anlama geldiğini iyi bir öğrende ondan sonra nakliyatçılık işine kalkış... Anladın mı?...

Perpa'ya taşınanların suçu ne?..
İstanbul trafiği malum... Sabah ve akşamları arap saçı... Bu sıkışıklığın önlemlerini almak isteyen yöneticiler, çok seneler önce kalabalığın yoğun olduğu bazı bölgelerdeki iş yerlerini daha sakin yerlere çekmek için gayret gösterdiler. Bu gayretler sonucu PERPA ve İSTOÇ gibi yerler kuruldu... Koca koca siteler... Sözüm ona trafiğin yoğun olduğu yerlerdeki esnaf oralara taşınacak ve İstanbul biraz rahatlayacaktı...

Ama nerede o anlayış... Perşembe Pazarı'ndaki esnafın bir kısmı Perpa'ya gitti ama kurnazlar yerlerinde kaldı. Ne oldu?... Eski alışkanları olan müşteri Perpa'ya çekilemedi. Oysa bütün esnaf oraya gitse idi, bu iş hallolacaktı... Şimdi Perşembe Pazarı'ndakiler parayı kazanıyor, Perpa'ya gidenler ise sinev avlıyorlar... İstoç'da aynı şekilde...

Yöneticilerimiz uyuyor mu?... Nerede verilen sözler?... Nerede devlet otoritesi?... Hani Perşembe Pazarı rahatlayacaktı... O esnafı ikna edecek bir yetkili yok mu?... Perpa'ya gidenler enayi mi?... Koca devlet yetkililerinin sözlerine kanıp, taşınanlar suçlu mu?... Oraya gidenler akşam-sabah siftah yapmadan dükkan kapatıyorlar, yazık günah değil mi?... Şehrin yöneticileri bu durumu tekrar ele alıp, halletmeli...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır