
Af garanti değil
Devleti yaratan ilk sebep insanların adalet ihtiyacıdır. "Adalet mülkün temelidir" sözünün hikmeti bundan geliyor.
Çünkü "öc alma "duygusu kutsaldır, vazgeçilmezdir. Devlet de, haksızlığa uğramış kişinin, kendisini mağdur eden suçludan öcünü alması için lâzımdır.
Toplumları barış ve düzen içinde yaşatan işte bu güvencedir. Yani adalet..
"Her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı, toplumda en büyük güven duygusunu sağlar" sözünü Montesquieu 250 yıl önce söyledi.
Tarihte 16 devlet kurmuş Türk Milleti'nin hükümeti ve meclisi 2000 yılında adaletsiz bir af kanunu çıkararak, son Türk devletinin temeline dinamit koydu!
Şu rezalete bakar mısınız?.
Mağdurların "Biz affetmiyoruz" çığlıklarına kulaklarını tıkayan iktidar, hiç bir partinin sahiplenmediği adaletsiz bir af çıkardı..
Bu af, idare edilemeyen cezaevlerini kontrol altına almanın bahanesi idi; ama Adalet Bakanı, F tipi cezaevleri düzenine geçişin de ertelendiğini ilân etti.
Sıfıra sıfır, elde var sıfır bile diyemeyiz.
Çünkü katiller, hırsızlar, işkenceciler sokaklara salınacak, ama bu bile cezaevlerini zaptı rapt altına almaya yaramayacak.
Tam bir hezimet!
Adaletten ödün verenler bir yere varamaz.
Yasalara saygılı yığınlarda isyan duygusu yaratan bu af kanununun, eşitsizlikle malül olduğu için şimdi Anayasa Mahkemesi'nce iptal edileceği söyleniyor.
Anayasa Mahkemesi'nin eski başkanı olan Cumhurbaşkanı Sezer'in, bu ihtimal geçerli ise göz göre göre yasayı onaylamayacağı beklentisi, yığınların umudu olmuştur.
Bu ihtimal gerçekleşir de meclis üçüncü bir af yasası çıkarmak zorunda kalırsa, yürürlüğünü bu kez mutlaka "halk oyuna başvurma" şartına dayamalıdır.
Çünkü meclis, halkı temsil kabiliyetini kaybetmiştir.
Belki korkarlar da halkın affetmeyeceği suçları kanuna koyma yanlışına düşmekten bu sayede kurtulurlar!
Silâhlı güvence
Parlamento kendini manevi olarak imha etmek mi istiyor?
Kıyak emekliliği güvence altına almaya çalışırken bir yandan da katilleri, hırsızları affeden meclis, bunların üstüne tüy dikti.
Milletvekillerinin silâhlarına dokunulmazlık getirildi!
Bundan böyle milletvekili silâhı ile bir suç işlendiğinde polis bu silâha el koyamayacak, taşıma ruhsatı iptal edilmeyecek.
Terör olayına karışıp hapis yatan milletvekilleri bile artık silâh taşıma hakkı elde edecek..
Wall Street Journal "Türkiye'nin sorunları, siyaset sınıfının ekonomiye müdahalesinin yol açtığı ahlâki riskler ortadan kalkmadıkça çözümlenemeyecek" diye yazmıştı.
Ahlâki riskler keşke ekonomiye müdahale ile sınırlı kalsa. Daha elim, daha vahim!
Milletvekilleri, milletin vekâletini kendilerinden oluşmuş bir seçkin sınıfı yaratmak yolunda sürekli suiistimal ettiler. Şimdi bir de dokunulmaz silâhşörlük imtiyazını aldılar.
Belki haklılar.. Çünkü bu imtiyazlar demokrasi ile korunamaz. Ancak silâhla korunur. Allah akıl versin!