Dün Ali Sami Yen'de maçta değil de sanki tiyatroda gibiydik. Yüz kişinin sahaya attığı meşalelerle 20 bin seyirciyi cezalandırmak ve de G.Saray'ın 200 milyar liralık maç hasılatını kasasından almak gibi çağdışı bir düşünceyi ancak Talay Şenol başkanlığındaki Disiplin Kurulu verebilirdi. Seyircisiz bir maçın ne kadar zevksiz olduğunu dün gece bir kere daha gördük. PFDK, sadece G.Saray'ı değil, G.Antep ve seyircisini de aynı şekilde cezalandırdı.
Herşeyin maddiyatla ölçüldüğü ve 3-5 gün önce neredeyse G.Saraylı futbolcuların bir Şampiyonlar Ligi maçına çıkmamalarına kadar önemli firelerin verilebileceği böyle bir çağda, federasyon başkanı Haluk Ulusoy'un PFDK'yı bu tür kararlarından dolayı uyaracağını sanıyorum. Ne G.Saray ne de F.Bahçe seyircisiz oynamayı hak edecek bir suç işlemediler. G.Saray'ın suçu daha önce F.Bahçe'ye de aynı şekilde ceza verilmesiydi. Ancak bu ceza, maçın başka bir şehirde oynanması olmalıydı.
G.Saray çok önemli oyuncuları oynamasa da oyun sistemini her zaman aynı şekilde sahaya yayan bir takım. Popescu, Bülent, Jardel ve Ümit dün takımlarının en iyi oyuncularıydı.Dünyanın en iyi golcülerinden biri olan ve arka direkte bir akrep gibi rakiplerini sokan Jardel dün yine nefis bir gol attı. Popescu topu oyuna çok iyi sokan tam bir maestro gibiydi. Hakan Ünsal ve Arif kötü günlerindeydiler. Ama Ümit'in getirip, "Al da at" diye verdiği pasta, Arif golcülüğünü gösterdi.