Bildik bir şöhret hikayesi... Zorluklarla geçen çocukluk yılları, dağılmış bir aile, parasızlık ve sonunda dünya ayaklarının altına serilmiş hissi veren güç ve para. Özcan Deniz'in hayatı da bu öykü ile tıpatıp örtüşüyor. Sonrası? Sonrasında herkes, herşey, tüm sorumluluklar üstüne üstüne gelmiş ve bir gece yarısı kendini sokaklara atmış, saatlerce ağlamış. O gece Özcan Deniz'i öldürmek istemiş.
* Maddi anlamda zorluklar yaşadığın doğru mu?
O kadar çok sorumluluk ve gider var ki, şu son bir yıl içinde gelen gideni karşılayamaz oldu ve inişe geçtik. Kalabalık bir ailenin çocuğuyum ve etrafıma para dağıttığım için elde avuçta bir şey kalmıyor. Çektiğim dizinin vergi borcundan dolayı annemin oturduğu eve haciz geldi. Bu, Prestij Müzik'in ödemekle yükümlü olduğu bir borçtu. Ama onlar ödemeyi yapmamışlar. Sonra ödemeyi yapıp eşyaları aldım. Ama bu olaya çok kırıldım.
* Prestij Müzik sanatçıları birbirine bağlı, her an birbiriyle yanyana olan bir aile tablosu oluşturmuştu. Mahsun Kırmızıgül ile kardeş gibiydiniz. Şirket mali zorluğa düşünce aranız da açıldı. Güzel günler bitince dostluk da bitti mi?
İş başka, arkadaşlık başka... Şu anda iş iyi gitmiyor. Bunun sorumlusu ben değilim. Üç ortak kendi aralarında kararlar alıp uyguluyorlar. Ne yaptıklarını, ne yapacaklarını bilemem. Ama şu an bizimle yeterince ilgilenilmiyor. Bunlardan da zarar görüyoruz. Çünkü müzik piyasası çok nankör. Ben ekmeğimi sadece bu işten kazanıyorum. Bu iş gitti mi ben de giderim, biterim. Herşeyim yıkılır. Bunu da yapmaya kimsenin hakkı yok.
* "Herşeyimi kaybedebilirim." korkusu yaşıyor musun?
Bütün aileme ben bakıyorum. Annem, kızkardeşlerim, anneannem, teyzelerim, babam, dayım, abim ve yeğenlerim... Herkesi etrafıma topladım. Toplam 25 kişiyiz. Bu insanlara bakamazsam korkusu var. Onların bütün umutları benim. Askerdeyken umudumu yitirmiştim. Ve herkese telefon açtım. 'Ben bu işe noktayı koyuyorum, herkes başının çaresine baksın' dedim. Almanya'ya gitmeyi bile düşündüm. Askere giderken şöhrettim. Ama döndüğümde kimse beni tanımıyordu ve cebimde de para yoktu.
* Bunalıma girdin mi?
Girmedim ama çok zorluklar yaşadım. Sonraki albüm ile herşey rayına oturmaya başladı ama bu kez de başka sorumluluklar ortaya çıkmaya başladı. Babam evi terk edip, bir kadınla beraber gitmişti. Giderken benim sermaye diye verdiğim parayı da aldı gitti. Para bitince o da döndü. Televizyonlara çıkıp 'oğlum bana bakmıyor' dedi.
* Şöhretimden babam bile faydalanmaya çalışıyor diye düşündün mü?
Bir gece baktım ki, iki ayrı kanalda babam ve amcam. İkisi de bana saldırıyor. Zaten öyle kötü bir durumdayım ki, bıçağı göğsüme dayamışım, soktum sokacağım, onlar da bana gaz veriyor sanki. O anda yerimden nasıl fırladığımı hatırlamıyorum. O hırsla evden çıktım, arabaya atladım. Bilinçsizce dolaştım, hüngür hüngür ağladım. Sonra eve döndüm. Kağıdı kalemi elime aldım ve Aslan Gibi adlı şarkıyı yazdım. Bu olay benim sirkelenip, kendime gelmemi sağladı.
* Kendine zarar vermeyi düşündün mü?
Yok o kadar zayıf değilim. Ama gitmeye karar vermek de bir nevi kendini öldürmek. Ben şöhret oldum, para kazanmaya başladım, benden başka herkes değişti. Oysa değişmesi gereken benim. Herkes farklı açıdan yaklaşmaya başladı. Kanlı bıçaklı olduğum adam bile yanıma geldi. Ve bütün bunların ne kadar sahte olduğunu anlamaya başladım. Beni kullanmaya çalışmaları beni deli etti. Holdingim olsa bunlara para yetiştiremem. Geçimini sağladığım insanlara verdiğim para aylık 20 milyarı düşmüyor. Bazen 25-30 milyar oluyor. Daha önceden korkmuyordum çünkü sorumluluklarım bu kadar ağır değildi.
Çevremizi kadınlar kuşatmış
* Kadınlar tarafından kullanıldığını hissediyor musun?
Kadınlar çevremizi kuşatmış. 'Özcan beni arıyor, ben yüz vermiyorum' diyor. Ben onu arasam kelebek gibi uçar gelir oysa Zamanında hızlı yaşadım. Ama artık işimle ilgili çıta yükseldi. Ve bütün enfeksiyonları ortadan kaldırma çabası başladı. Kötü niyetli bir kadın erkek için büyük zarardır.
* Güvendiğin kadınlar olmuyor mu?
İki kadına güvendim. Biri yıllar önce beraberlik yaşadığım Nesrin İşçi'ydi. Diğeri ise şu anda yaşadığım beraberlik.
* Ebru Destan mı?
Bana isim sormayın...
* Yaşadığın bir şeyi niçin kabullenemiyorsun?
Bu kabullenmemek değil. Yüzlerce ilişki medyaya malzeme olup bitiyor. Ve insanların bize güveni kalmıyor. Bizi yuva kuramaz, mutlu olamaz bir adam olarak görüyorlar. Ben niye başlayıp bitecek bir ilişkiyi halka yansıtayım ki?
İbrahim Tatlıses, Mahsun Kırmızıgül, Alişan, İbrahim Erkal, Emrah gibi isimlerden ayırmak istiyorum. Kendime ait bir çizgi çizmek istiyorum. Onlar bir yana ben bir yana mantığı oluşsun istiyorum. O kopyalardan biri olmak istemiyorum. Kendime ait bir çizgim olsun istiyorum.
* Özel yaşamında ne kadar ayrılıyorsun?
En azından aileme bağlıyım. Aile kurumuna çok özen gösteriyorum. Başka da bir şey söylemek istemiyorum. Çünkü bunlar polemik yaratır.
* Sen eşinle kavganı medyanın önünde yaşar mısın?
Yaşamam. Ama kimseyi de eleştirmem bu konuda. Ben elimden geldiğince özel hayatımı koruyup, saklamaya çalışıyorum. Buna koruma mekanizması diyelim. Magazinin ilişkiyi malzeme haline getirmesine izin vermiyorum.