Bazıları, devam eden operasyonların "temizeller operasyonu" olduğunu sanıyor.
Halbuki değil!..
Susurluk Skandalı orta yerde pislik çuvalı gibi dururken, Türkiye'de gerçek temizlik başlamış sayılamaz, başlayamaz da..
Faili meçhuller öylece duruyorken, nasıl oluyor da temizlik başlıyor?
Son üç ayda ne oldu?
Batık banka sayısı 12'ye çıktı.
Birkaç tane de, nayloncu, etçi vesaireci dolandırıcı yakalandı.
Peki açığa çıkan olayların kaçta kaçı hortumlama, hapazlama, dolandırma? Kaçta kaçı, "ekonomik sistem kurbanı" acaba? Bunlar aydınlandı mı, mahkeme kararıyla sübut buldu mu? Hayır!..
Ama birileri, ellerine elma şekeri verilmiş çocuklar gibi kenardan el çırpıyor, "yaşasın temizlik başladı" diye... Ne temizliği be ahmaklar!.. Türkiye'nin bütün derdi, iki hırsız bankacıyla, üç kişilik buffalo çetesi miydi?
Esas hadise şudur:
Şu anda "tutucu" Ankara, "dinamik" İstanbul'u pataklamaktadır. Örtünün altında yatan tablo budur!
Çünkü: Ankara, "siyasettir!"
İstanbul ise "ekonomi!"
Ankara "tutuculuk"tur...
İstanbul ise vizyon!..
Ankara, yarı sosyalist, bürokratik diktatörlüktür. İstanbul ise, liberal kapitalisttir!
Ankara, "milliyetçi" kapalılıktır. İstanbul, global özgürlükçülüktür.
Kabuğuna sığmayan, açılmak, özgürleşmek ve liberalleşmek isteyen toplumlarda dolandırıcılığın da olacağını Ankara da bilmez mi? Elbette bilir... Ama Ankara şimdi birazcık da öfkesini çıkartıyor.
Yıllardır artan siyasal ve ekonomik reform, özelleştirme gibi talepler yüzünden duyduğu öfkeyi çıkartıyor.
Çünkü bütün bunları Türkiye adına isteyen İstanbul'dur.
Ankara'yı her fırsatta sıkıştıran İstanbul'dur. Ama devletçi ve yarı sosyalist bürokratik yapısıyla Ankara, bu taleplerden pek hoşlanmıyor.
Asıl hikaye işte budur!
Meseleye böyle bakılmadıkça, olaylar anlaşılamaz.
Ben de bu yazıyı, hadiseleri "temizeller girişimi" zanneden "ahmak devletçiler" için yazdım.
Olan biten, "tutucu siyaset" ile "dinamik ekonomik özgürleşme" arasındaki "iktidar kavgası"dır.