kapat

09.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


Nasıl geçti habersiz...

Geçen yıl bugünlerde dünyada ne ölçüsüz bir heyecan vardı...

Türkiye'de de...

Dünya yeni bir milenyuma adım atacaktı...

Türkiye de...

İnsanlık, köhnemiş bir yüzyılı, hatta bin yılı, acılarıyla ve sancılarıyla geride bırakacaktı...

Ümitler ve saadetler vaat eden yeni bir yüzyıla, hatta binyıla adım atılacaktı..

İşte geldi 2000...

İşte yeni Milenyum...

Gözünüz aydın...

Geldi de geçti bile...

Hem de nasıl bir hızla...

Nasıl geçti habersiz...

Kişisel ve toplumsal tarihlerimizin sayfalarında çok da "ümitvar" çizgiler bırakmadan hem de...

Oysa neler hayal etmiştik..

Her birimiz dünyanın dört bir yanında, eski bir yıldan yenisine, gönül şehrayinimizin meş'alelerini yakarak girmiştik..

Bu satırların yazarı gökyüzündeydi mesela..

Saat tam 24.00'te, helikopterle İstanbul'un üstündeydik..

Daha doğrusu İstanbul pervanelerimizin altındaydı..

İstanbul ışıklar şehriydi..

Şehrin muhtelif yerlerinden gökyüzüne havai fişekler fışkırıyordu.

Yine bir Ramazan gecesiyle buluşmuştu yılbaşı akşamı...

Minarelerde mahya aydınlıkları...

İstanbul aynı zamanda hoşgörü ve sayısız renkler şehriydi de...

***

Bugün ayın dokuzu...

Üç hafta sonra ver elini yılbaşı...

Lakin geçen yılın sevinç ve heyecanından eser yok...

Çünkü...

Geride kalan yılda biz galiba hayallerimizi kaybettik...

Mi acaba?..

Evet, önceki hafta yazdığımız "hayallerini kaybetmek" adlı yazıya aldığımız tepkiler; onca soruna, onca karabasanlara rağmen; ümitler ve hayaller babında; insanlarımızın ne kadar duyarlı olunduğunun işaretiydi...

"Her şeyimizi kaybetsek te hayallerimizi kaybetmemekte kararlıyız.."

"İnadına hayaller" diyordu çalışma masamıza düşen satırlar..

En çarpıcısı ise bir öğretmenin kağıda döktüğü düşünceleriydi:

"Lütfen hayallerimizi yıkmayın, en çok gelecek üzerine hayaller kurmaya gereksinimi olan biz öğretmenleriz. Her an, her akşam sizin gözünüze bakan ve orda ışık ve hayaller arayan gelecek isteyen yüzlerce çocuk var.

Oysaki bizim kendi yaşamımızdaki ekonomik sorunlar, sosyal ve kültürel sorunlar var. Görmezlikten gelemediğimiz. Ne olacak o zaman. Biz rüyasız, hayalsız, aşksız kalmış ülke insanlarından birisi olamayız.

Çünkü onlar bizden umut bekliyor. Gelecekte iyi insanlar, mutlu insanlar olacaklarını bekliyor. Ben eğitim yöneticisiyim ve bir okulda müdürüm, aynı zamanda da resim öğretmeniyim ve resim yapıyorum.

Resimlerime yansıtıyorum. Ben hiç hayalsiz, rüyasız, aşksız kalamam. Belki siz bizi görmüyorsunuz, ama bizler milyonlar hayatı paylaşıyoruz sizinle her akşam.

Ne olur umutsuz olmayalım, paylaşacak hayatlarımız olsun, güzel yaşanmışlıklar olsun. Demiyorum ki ekranı pembe gösterin bize; gri de olur siyah da olur kırmızı da ama paylaşacağımız güzellikler, renkler, kalmadı demeyin bize.

Çünkü biz umutsuz kalamayız. Binlerce çocuk adına, onlara diyemeyiz, gözlerine bakamayız, yüreklice sevemeyiz onları, içtenlikle. O zaman umutsuz, hayalsiz, rüyasız, aşksız kalırsak dürüstçe bırakalım, ayrılalım başka bir iş yapalım.

Çünkü onlar gelecek, biz dünüz. Bugünüz. Nostaljiyiz belki de, ama güzel, içten aşk şarkılarını onlar yazacak, biz yazdıracağız, biz sevdireceğiz yaşamı.

Hem sanatsız da kalırız, yaşam damarlarımızdan birisi de kopar: hayalsiz, rüyasız, aşksız kalınca.

Hayatı, aşkı, hayalleri, rüyaları ve renkleri paylaşmak için hoşçakalın..."

İşte böyle...

O zaman devam hayallere...

Yeni yılda, 2001'de, belki de bu af tartışmalarından, bu ekonomik krizden, belirsizliklerden, toz koparan fırtınasından hiçbir iz kalmayacak.

Hem, işin aslına gelebiliriz artık...

Geçen yıl da yazmıştık..

Dünya yeni milenyuma girmemişti ki 2000'in yılbaşı gecesi...

Her şey bir hesap hatasıydı...

Yeni milenyum asıl şimdi başlıyor, 2001'in ilk sabahında...

Geçmişin hesabı asıl o zaman kapatılıyor..

Öyleyse devam hayallere...

Ümitlere devam...

Her şey yeni başlıyor daha!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır