Şu AKTAŞ acayip bir kurum vesselam!... Tabii çoğumuz önümüze gelen faturayı incelemeden parayı öderiz. Ama içimizde titiz insanlar da var. Faturayı alıyorlar, didik ediyorlar, sonunda da birazdan göreceğiniz gibi, bana malzeme çıkarıyorlar.
İşte Ali Birben adlı okuyucumdan gelen AKTAŞ'a ait elektrik faturası... Üst üstte sıralamışlar; güç bedeli, belediye vergisi, güç aşım bedeli, falan filan diye yazıp, topladıktan sonra üstüne %7'de KDV ekliyor... Bu nasıl bir şey?... Belediye vergisi zaten vergi değil mi?... Onu listeye koyup, üzerinden vergi nasıl alınır?... Vatandaştan vergi üzerine vergi... Nerede görülmüş böyle birşey?... Hırsızdan, uğursuzdan toplanamayan paraların, vatandaşın sırtından çıkarma adetini artık bırakmamız gerekir. Nasıl olsa seslerini duyuramıyorlar diye üzerlerine gitmeyin, zira birgün vatandaş fena patlayacak... Ben uyarı vazifemi yaptım, gerisi AKTAŞ'a kalmış...
Bakın Yalovalı bir depremzede vatandaş deprem döneminde Telekom'a 30 milyon borçlu kalmış... O telaşla ödeyememiş... Sonra bir kağıt gelmiş, borcu olan 30 milyon borcunun 60 milyona çıktığı ifade edilmiş. Daha sonra sağdan-soldan denkleştirdiği 30 milyonla Telekoma giden vatandaştan tam 95 milyon lira cezalı ödeme alınmış. Şimdi bu vatandaş kime müracaat edip, hakkını kimden arasın...
Diğer olay ise, TEDAŞ'ın attığı kazık!... TEDAŞ prefabrikte oturan depremzerelere Haziran ayında saat koydu ve artık elektrik parayla dedi. Tamam, iyi, güzel ama faturaları bir türlü yollamadı. Ekim ayında ise, yolladıkları faturalarda 170-200 milyon arası rakkamlar görüldü.
Depremzedeler nasıl ödeyeceklerdi bu paraları?... Ayda 100-150 milyon geliri olan bir depremzede bu parayı nasıl ödesin?... Doğrusu insanımıza eziyet çektirmek için türlü türlü çareler oyunlar oynuyoruz. Daha doğrusu hergün bir yenisini icat ediyoruz.
Aslında bizde de kabahat var... Çünkü biz o sıralarda "depremzede vatandaşların borçlarına ödeme kolaylığı yapılacak" diye yazıp, duruyorduk. Ama şimdi görüyoruz ki, depremzedelere kendi müesseselerimiz peş peşe kazık atmaya başladı. Buna ne can dayanır, ne de yürek...
Sanıyorum hiç bir ülke, koruma altına aldığı vatandaşına bunu yapmaz, ona sıkıntılı dakikalar yaşatmaz.
Depremzedelerden aldığım mektuplar, fakslar çok acı... Okudukça yüreğim sızlıyor. Çoğu "Bizim hakkımızı ara Ahmet Bey... Bu ülkede namusumuzla, şerefimizle çalıştık, sonuçta feleğin sillesini yediğimiz için bu duruma düştük. Ama şu hortumcular kadar değerimiz yok... Yazıklar olsun bu yöneticilere..." diyorlar.