kapat

09.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Kayısıya "Mişmiş" diyorlar

Malatya gezisinden öncelikle "panel etkinliği" ağırlıklı izlenimlerimi aktardım daha önce. Bugün sizlere biraz da yediğimizden içtiğimizden, konuştuğumuzdan söz etmek istiyorum.

İlk kez gittiğim Malatya'yı gerçekten çok beğendim. Daha uçağa bindiğimizde tanıyan Malatyalıların sıcak ilgisiyle karşılaştık. Tanıdılar deyince havaya girdiğimi sanmayın, tanınan ben değilim, aynı panel için gelen Kenan Işık, müthiş bir ilgi odağı. Onu ayrıca yazacağım zaten. Kenan Işık'la birlikte olunca sizi de "biryerlerden çıkarıyorlar" işte. Kimi televizyondan kimi gazetedeki fotoğraftan hatırlıyor.

Dağ taş kayısı
Malatya deyince akla ilk gelen şey kayısı. Daha doğrusu göze ilk gelen de kayısı. Çünkü Malatya'nın her tarafında kayısı var. Malatya'da kayısıya "mişmiş" diyorlar. Bence kayısıdan daha hoş ve esprili bir isim..

Ancak mişmiş bu yıl pek kazandırmamış. Bilenlerin anlattığına göre, kayısı daha önceleri çok kazandırınca, bu kez herkes kayısı dikmeye başlamış. Bu yıl da piyasa düşmüş, sadece üretim çokluğundan değil, genel ekonomik durum da öyle, bu yüzden üretici zarar etmiş. Kayısı ağacı Malatya'nın her yerinde var. Bir de tıpkı buğday tarlası gibi ekilmiş kayısı bahçeleri çok.

Malatya'da Belediye Başkanı MHP'li. Mehmet Yaşar Çerçi. Daha önce iki dönem Refahlı başkan varmış. O da Ahmet Münir Arkal. Anladığım kadarıyla millet eski başkanı daha çok seviyormuş, bir de o daha fazla hizmet vermiş. Tabii yenisi de daha çok yeni ama, diyorlar ki "Eski başkanın ufku genişti, Malatya'ya çok şey kazandırdı."

Malatya eskiden CHP'nin kalesiydi. O da başka konu.

Radyo Malatya'nın davetlisi olunca bir günümüz radyoda ve bir üst katındaki Malatya TV'de geçti. Hayli uzun süreler canlı yayında konuştum. Sonra "dinlenmiş midir?" diye sordum. "Burada radyo da yerel tv de çok izlenir" dediler. İyi o zaman.

Malatya'nın yemekleri
Bir de yemekler tabii, kebap ağırlıklıydı. Aslına Malatya'nın çok özel yemekleri de var, ama bizim programa göre o yemekleri ayarlamak çok zor, çünkü Malatya'nın et yemekleri çok uzun sürede pişiyor, onu hazır tutmak zor. Ama yediğimiz kebaplar ve tatlılar da müthişti.

Büyük üniversite
Malatya'nın yüzaklarından biri İnönü Üniversitesi. Çok geniş bir alana yayılmış üniversite gelişmeye çok uygun. Bu üniversiteye bağlı Turgut Özal Tıp Merkezi ise görülmeye değer. Gerçi Özal'ın hayalindeki işlevine kavuşamamış. Özal bu hastaneyi Ortadoğu ve Doğu ülkelerinin tıp merkezi yapmak istemiş. Zaten binası bile tıpkı Houston'daki hastaneler gibi. Ancak devlet burada personel tutamamış, çünkü zorunlu hizmeti bitiren bir cazibe olmadığı için kaçmış gitmiş. Buna rağmen hastanenin döner sermayesine yılda 50 milyon dolar giriyormuş.

Bir milyar dolar açıklanır mı?
İş dünyasında konuşuyorlar. Soruyorlar "Hızlı bir çıkış trendine giren borsa neden düştü?" diye. Her kafadan bir ses çıkıyor, kimi diyor ki "Efendim Adalet Bakanı'nın istifa lafı borsacıları korkuttu" öteki "Yok, öyle değil, nakit sıkıntısındaki bazı aracı kurumlar yüzde 40'lık karı ceplerine koymak için satış yaptılar."

Ancak bir de yabancıların bakış açısı var. Türkiye'yi dikkatle izleyen yabancılar, hükümetin bazı bankalardan 250'şer milyon dolar istemesine çok takılmışlar. "Bu nasıl şey?" diyorlarmış.

İş dünyasında da konuşuluyor bu konu. Daha önce de bu tür talepler yapılmış değişik hükümetler döneminde. Bunun için "normaldir" diyorlar. Burada anormal olan toplantının ve talebin basına da açıklanması. Bu konuda gizlilik sağlayamayınca yabancı yatırımcılar "Sizin hazineniz tamtakır anlaşılan" kanısına varmışlar. Bu da kötü puan tabii.

İşin ucu fena kaçmış fenaaa.

Çiller'den itiraz 'Ben muhalefet yapıyorum'
Sabahın erken saatinde Tansu Çiller aradı. Muhalefet boşluğu konusundaki yazıma "Biz muhalefet yapıyoruz ama siz yansıtmıyorsunuz" diye tepki gösterdi.

Çiller sadece son birkaç günde yaptıklarını söylemek istediğini belirterek "Cumhurbaşkanı ile görüştüm, ekonominin nasıl kötüye gittiğini anlattım, Aydın'da, Manisa'da konuştum, sivil toplum kuruluşlarıyla toplantılar yaptım" dedi.

DYP lideri gittiği yerlerde halkın kendisine "Burada konuşuyorsun, bunları niçin başka yerlerde de söylemiyorsun" sorusunu sorduğunu ileri sürerek "Bakın Aydın ve Manisa'da halka söyledim. Dedim ki, bu konuşmaları iki satırla bile okuyamayacaksınız. Tam beklediğim gibi oldu, yine söylediklerimize yer verilmedi" diye konuştu.

Muhalefetsiz demokrasinin yaşayamayacağını söyleyen Çiller muhalefet tekelinin bazı radikal grupların eline kaldığını, bunun da siyaseti yok edeceğini belirtti.

Çiller saçının değişmesinin hemen haber olduğunu ama yaptığı uyarıların medyada yer almadığından yakınarak "Bazı medya yönetmenleriyle konuşuyorum, bu durumu söylüyorum, bana çok haklısınız diyorlar, ama yine zinciri kıramıyorlar" dedi.

Basına kampanya
Bu arada öğleden sonra da DYP'li Ufuk söylemez aradı. Söylemez ekonomik krizi aşmak için DYP'nin olumlu muhalefet yaptığını, ülkenin selameti için destek vermek istediklerini belirterek "Basınla kavga değil, dostluk istiyoruz. Geçmişte bu tür kavgaların ne kadar yararsız olduğunu herkes gördü" dedi. Söylemez DYP'nin basına yönelik bir kampanya hazırlığı içinde olduğunu da söyleyerek yakın bir tarihte gazete ve televizyon yönetmenlerine açık mektup göndereceklerini söyledi.

Biraz da şükredelim
Pekçok şey kötü gidebilir, ama unutmayın ki hep "beterin de beteri vardır." Bugün bunlardan birkaç tanesini size de sunmak istiyorum. Aslında şu dört madde bile size uyuyorsa, o kadar korkulacak bir şey yok demektir. Bu notları gönderen sevgili arkadaşımız Zeynep Sicimoğlu'na da teşekkür ederim.

* Şayet buzdolabında yemeğiniz, sırtınızdaf giyecek başınızı sokacak bir dam ve uyuyacağınız yatağınız varsa ... Dünya nufusunun yüzde 75' inden daha zenginsiniz. Bankada ve cüzdanınızda para, evde kase içerisinde bozukluklar varsa dünya zenginlerinin ilk yüzde 8'i içindesiniz.

* Bu sabah sağlıklı uyanmışsanız, bu haftayı çıkaramayacak 1 milyon kişiden daha şanslısınız.. Etrafınızda yaşanan savaş yoksa, hapisteki yalnızlığı yaşamamışsanız, işkenceye maruz kalmamışsanız, açlık görmemişseniz... Dünyadaki 500 milyon kişinin önündesiniz.

* Camiye; gözaltı, tutuklanma, taciz, işkence veya ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalmadan gidebiliyorsanız dünyadaki 3 milyar kişiden daha şanslısınız. Anne ve babanız hayatta ve de üstelik hala evli iseler çok ender bulunan bir kişisiniz.

* Bu mesajı okuyorsanız iki kere daha şanslısınız: zira hem birisi sizi anmakta, dahası 2 milyar insan hiç okuyamamakta...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır