Köylü kökenli olmaktan kaynaklanan görüntülerimiz üstünde hiç mi hiç durulmadı...
Elimize olanak geçince, hemen "astığı astık, kestiği kestik" pozlara bürünmemizin temelinde; gizli bir eziklik duygusunu, "köy ağası taklitçiliği" ile rahatlatma dürtüsü yok mudur?
Bir başka gösterge de, "zaman" bilincinden yoksunluk..
"İlk fırsatta uğrarım", "bir ara gelirim", "takma aklını, yapacağız dedik ya" türü konuşmalarda, dikkat ederseniz kesinlikle "zamanı noktalama" yoktur.
Ve bir başka gösterge de, geleceğe dönük "projeksiyonlar" yapma alışkanlığının bulunmaması...
Bildiğiniz gibi "köylülük"de geleceğe dönük projeksiyonlar da yoktur pek...
Şimdi izninizle Avrupa Birliği'ne ne zaman üye olabileceğimiz konusunda bazı öngörüler yapalım..
Türkiye kendi koşullarını, kendi inisiyatifiyle değiştirebilecek bir iç dinamiğe sahip olmayan bir ülke..
O nedenle de Avrupa Birliği'ne tam üye olması, 10-15 yıl alabilir.
Zaten bunun böyle olmasını isteyen bazı ağırlıklı çevreler de, globalleşme sürecinin koşullarına uymamak için ellerinden geleni yapacaklardır.
Asıl sorun, globalleşme süreciyle bütünleşmekte gecikmenin Türkiye'ye nelere mal olacağında...
Bir kez ekonomik açıdan büyük sıkıntılara düşülecektir. Global sermaye, AB üyeliğine aday ülkelerden Polonya'ya bile yılda 20 milyar dolarlık yatırım yaparken; Türkiye'ye yaptığı yıllık yatırım, yarım milyar dolarda kalmakta..
Bu yatırımlar 10-15 yıl daha, beklenen hızda gelişmeyecektir.
Bugün "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altına düşmüş bulunan Türkiye; gitgide daha da gerilere düşecektir...
"Adam başına düşen ulusal gelir birimi" açısından, enternasyonal tabloda Türkiye 93. basamakta... Güney Kıbrıs Rum Devleti'nde bile adam başına düşen ulusal gelir 15 bin dolarken; Türkiye, 3 bin dolara bile varamadı...
Önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye, daha da aşağılara; örneğin enternasyonal tabloda 93. sıradan, 105. sıraya yuvarlanacak.
Ekonomik krizler, savunma harcamalarını bile kısıtlamaya zorlayabilir Türkiye'yi...
10-15 yıl sonra Avrupa Birliği'ne tam üye olunduğu zaman da; gerek AB, gerek ABD; Türkiye'yi İslam alemine örnek olarak gösterecek ve şöyle diyecektir:
- Türkiye, bağımsızlıkta inat ettiği dönemlerde kendi kendisini hapazlayıp talan ettiği ve ülkesini gizli bir sömürgeye çevirdiği için; 20. yüzyılı da rezalet bir fiyaskoyla ıskalamış ve çağın çok gerilerinde kalmıştı. Globalleşme sürecine katılınca, nasıl kalkındığını ve adam başına düşen ulusal gelir biriminin, 20 bin dolara doğru nasıl tırmandığını görüyorsunuz...
Türkiye'nin biten yüzyılı da rezalet bir fiyaskoyla ıskalamasında ve "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altında kalmasında, acaba egemen kadrolardaki şarlatanlığın etkisi ne kadar oldu?
Bize göre incelenmeye değer bir konudur bu...
Önce "şarlatan"lığın tanımlanmasını yapalım:
Şarlatanlık, kendisini olduğundan daha değerli ve vazgeçilmez göstererek insanların gözünü boyamaya kalkmaktır.
Şimdi bir soru daha:
Türkiye'de olduğundan fazla görünme modası, yaygın mıdır, değil midir?
Yaygın olduğunu hep biliyoruz.
Bunun da bize göre baş nedeni; eksisi artısıyla objektif olarak incelenmesi gereken "tarih"in, "Türk'e Türk propagandası" yapmakta siyasal bir demagoji aracı olarak kullanılması...
Böyle bir demagojiye neden gerek duyulmuştur? Çünkü biten yüzyıl boyunca savunma gücü, -silah teknolojisinde yeni aşamalar yapmaktan yoksun olunduğu için- köylü taburlarına dayatılmıştır... Ve köylü taburlarının "şanlı tarih" edebiyatına göre biçimlendirilmesi gerekmiştir... Bu da "bilimsel gerçekçilik" yerine, "sanal bir övünme"yi pompalamıştır...
Olduğundan fazla görünme modasının bir nedeni, köylü kökenli olmaktan kaynaklanan eziklik duygusuysa; bir nedeni de, hamaset demagojileriyle Türkler'in, "nefer millet" değil, "militer millet" olduğunun vurgulanmasıdır...
Eksisi artısıyla "objektif bir tarih" anlayışının ve "toplumsal özeleştirilerin" dışına böylesine çıkıldığında; "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altında kalmak kaçınılmaz oluyor.
Globalleşme süreciyle bütünleşmekte geciktirildikçe, daha da gerilere gidilecek...
10-15 yıl sonra ise Türkiye de çağdaşlaşmaya başlar, enseyi karartmayın...