Böyle durumlar için söylenmiş bir söz sanki: Pokerde en büyük kâğıt ne kare as, ne floş ruvayaldir; Smith Wesson'dur.
Silâh çıktı mı, herkes susar!
PKK terörü yenildi ve Türkiye, 15 yıl süren terörle mücadelenin yaralarını sarmanın arayışlarına yöneldi. Kürt kökenli yurttaşların kimliklerini geliştirmek adına verilebilecek haklar tartışılıyor.
Kürtçe TV yayınına izin vermek de bunlar arasında.
Ama bu hak, Türkiye'nin AB'ye girme şartı olarak hiç değilse şu anda empoze edilmiyor.
Tartışma, bu hakkın ulusal yararlara hizmet edip etmeyeceği noktasındadır.
MİT Müsteşarı Atasagun iki hafta önce "Kürtçe TV kurulmalı" dedi. Gerekçesi:
"Adamın anadili Kürtçe, Türkçe anlamıyor. Türkiye'nin doğrularını işaretle mi anlatacağız?. Apo'yu nasıl kullandıysak Kürtçe'yi de kullanırız. Güneydoğu'da PKK'nın kanalı rahatlıkla seyrediliyor. Bu TV kanalına karşı bir rakip çıkarsa iyi olur mu, olmaz mı?"
Paydos düdüğü gibi
Devletin istihbarat teşkilâtı, alışılmış olmayan bir inisiyatifle Kürtçe TV'nin bölücülüğe değil bütünleşmeye hizmet edeceğini -herhalde yaptığı istihbarat çalışmasına dayanarak- ortaya koyuyor.
İki gün sonra Milli Güvenlik Kurulu toplanıyor, fakat kamuoyuna bu meselenin aralarında konuşulduğuna dair en küçük bir bilgi dahi verilmiyor.
Nihayet Türk Silâhlı Kuvvetleri 7 Aralık'ta mesele karşısındaki tavrını açıklıyor:
"Etnik kimlik, ana dilde radyo-TV yayını, ana dilde eğitim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi konular, terör örgütü PKK'nın hedefleridir!"
Bu bir "paydos düdüğü" mü?
Değilse bile o etkiyi yapacak.
Kürtçe TV bir çok partinin, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi neredeyse bütün partilerin paylaştıkları hedefler.
Silâhlı Kuvvetler'in bu konudaki itirazı, samimi bir endişeden kaynaklanıyor. Ama bu muhalefeti, Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı olan çevreler de kullanıyor.
Şimdi Genelkurmay Başkanlığı'nın uyarısı, ulusal yararın nerede olduğunu arayan tartışmayı sakatlamayacak mı?
Kürtçe TV'yi ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunanlar üstünde baskı yaratmayacak mı?
"PKK'nin hedeflerine hizmet ediyor" töhmeti altında kalmanın bedeli ağırdır. Bu durum, ulusal yarar için aranan doğruyu üretecek tartışmaya zarar verecektir.
Kapanın, halledin..
Milli Güvenlik Kurulu'nun sivil ve asker kanatları, böyle stratejik kararları, kapalı toplantılarında tartışmalıdır.
Kamuoyu önünde, gazete manşetleri ile kurulan iletişimin sonucu, dağınıklık, güvensizlik ve askeri vesayet görüntüsüdür.
MİT "Kürtçe TV kurulmalı" dedi. Herkes fikrini söyledi. Kimi destek, kimi köstek..
Sonra TSK "Bu, PKK'nın hedefidir" dedi.
Ve destekleyenler Smith Wesson'u gördü!
Böylelikle MİT, "Kürtçe TV kurulmalı" diye düşünenlerin ortaya çıkmasını sağlayan kışkırtıcı ajan durumuna düştü.
Vatandaşına tuzak kuran bir devlet görüntüsü, hak etmediğimiz bir kaderdir.
MGK, işini doğru yapsın!