İnsanın meslek hayatında çok önemli, çok özel günler vardır. Inter-Hertha Berlin maçı da benim bu önemli günlerden birini yaşamama sebep oldu.
Hakan Şükür'ün turu getiren golü ve sonrasında hissettiklerimiz, yaşadıklarımız bizleri tarifi mümkün olmayan duygularla baş başa bıraktı. Halbuki Hakan gibi maç başladığında bizler de buruktuk. Tardelli, vatandaşı Vieri'yi Hakan'a tercih etmişti. Hakan'ı sahaya çıkarken boynu bükük görmek bizleri çok üzmüştü. Kırgın ve üzgün olduğu belli oluyordu.
Vieri'nin pasında Recoba'yla Inter golü çabuk bulunca, Hakan'ın yolunun da tıkandığını düşünmeye başladık. Ancak dakikalar geçiyor Inter ne futbol oynuyor, ne de keyif veriyordu.
H. Berlin'in beraberlik golünden sonra, Tardelli belki de kendi geleceğini değiştirecek kararı geç de olsa veriyor, Hakan'ı sahaya sürüyordu. Inter kendi liginde ve kupasında yoktu. UEFA'ya da veda etse bu Tardelli'nin sonu olacaktı. Hakan girdi, oyun hareketlendi, zevklendi. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Hakan'ın golü hem İtalyan taraftarları, hem de Türkiye'yi ayağa kaldırdı. Golden sonra basın tribününde etrafımızı saran İtalyan medya mensupları bile sevinçlerini bizlerle paylaşıyorlardı.
Inter'in kadrosunda Seedorf, Zamorano, Robbie Keane var. Bu yıldızları çok rakamlı dolarları sayıp almak bile zor. Ama Hakan Şükür, bu yıldızların da önünde artık. Formayı onlar değil, Hakanımız giyiyor. Aslında Hakan'ın böyle anlamlı, değerli bir gole ve morale çok ihtiyacı vardı. Bizim de Hakan Şükür'e.
Yıllar sonra bir Türk futbolcusu yine İtalya futbol arenasında sahne alıyor. Hem de başrol oyuncusu olarak. Sağol Hakan ayaklarına sağlık.
Ohh be! Çok Şükür...