|
|
Yaşayan bir enkaz
Açlık grevini tam 69 gün sürdüren Gürbüz'ün beyninde kalıcı hasarlar meydana geldi; şimdi tek başına yürüyemiyor, oturup kalkamıyor. Geçmişteki günleri hatırlamakta bile güçlük çekiyor
Türkiye genelindeki birçok cezaevinde, F Tipi cezaevlerine karşı sürdürülen ölüm oruçları 51. gününe girdi. Tutuklu ve hükümlülerin, büyük bir kararlılıkla sürdürdükleri eylemler aslında Türkiye için pek de yabancı değil. 1996 yılında 12 kişi hayatını kaybetmişti. Örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılanan ve Bayrampaşa Cezaevi'nde 5 sene geçiren 33 yaşındaki Cafer Gürbüz, ölüm orucunun izlerini hala taşıyor.
TİKB'e üye olmak suçlamasıyla 1994 yılında tutuklanan Gürbüz, yaşadığı o günleri bile hatırlamakta güçlük çekiyor. Başkalarının yardımı olmadan kalkıp oturamayan Gürbüz, güçlükle konuşabiliyor. Ayakkabı işçisi olarak çalıştığı sıralarda gözaltına alınan ve tutuklanarak cezaevine konulan Gürbüz, süresiz açlık grevine ilk gününden itibaren katıldığını belirterek, yaşadıklarını şu şekilde anlattı:
ZORLAMA OLMADI
"Cezaevine girdikten yaklaşık 2 yıl sonra Eskişehir Cezaevi tabutluğunun açılmaması için bütün cezaevlerinde siyasi tutuklu ve hükümlüler olarak açlık grevlerine başladık. Taleplerimizin kabul edilmesi için başladığımız bu eylemde sonuna kadar gitmeye kararlıydık ve öyle de oldu. Öyle iddia edildiği gibi kimsenin kimseye bir zorlaması da olmadı, olamaz da. Hiç kimse zorlamayla bile bile ölüme gitmez."
TEDAVİ İSTEMEDİ
Ölüm orucuna başladıktan bir ay sonra tek içecekleri olan şekerli suyu bile içemeyecek hale geldiklerini ve kaşıklarla su içmeye çalıştıklarını belirten Gürbüz, "69. günün sonunda, beni hastaneye götürdüler. Tedaviyi uzun bir süre kabul etmedim. Bizi zorla tedavi etmeye çalıştıklarını zannediyordum. Ne zaman ki cezaevindeki diğer arkadaşlarım tarafından bana kaset yollandı ve doktorlar tarafından bu bana dinletildi o zaman tedaviyi kabul etmeye başladım. Tedavim sona erdikten sonra 1999 yılının Şubat ayına kadar cezaevinde zor koşullarda kalmaya devam ettim ve bu tarihten sonra şartlı tahliye olabildim" dedi.
"Ölüm orucu İçin erken"
Cezaevlerinde başlatılan ölüm oruçları için henüz erken olduğunu ifade eden Gürbüz, asıl mücadelenin şu aşamada dışarıda verilmesi gerektiğini söyledi. 1996 yılının izleri henüz silinmeden ve o günleri yaşayan birçok tutuklu cezaevindeyken başlatılan bu eylemlerin kısa süreli faydaları olacağını da kaydeden Gürbüz, "Uzun dönemde bunun pek bir faydası olmayacağı açıktır" diye konuştu.
Bülent ERGÜN
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|